HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Nisan 2021 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Yonga Hüseyin

23 Şubat 2021 Salı Saat: 15:04

Uzun yıllar yurt dışında yaşayınca bir sürü anısı birikiyor insanın. Biz üç beş yıllığına gitmiştik İstanbul’da bir ev alıp dönmekti planımız, öyle olmadı,  insanın gözü doymuyor bir ev derken üç beş ev oldu biz hala oradaydık. Böylece otuz beş yıl geçti, artık gidelim dedik, gencecik bir delikanlı olarak gittiğim Almanya’dan saçları ağarmış biri olarak döndüm.

 

Yonga Hüseyin

Yukarıdaki hikaye Norveç’in başşehri Oslo’da geçmektedir. Hikayenin kahramanın asıl adı “Odun Hüseyin”dir. Fakat Hüseyin odun sözüne kızdığı için arkadaşları kelimeyi biraz hafifletmişler “Yonga” demişlerdir.

Almanya’ daki firmamız bizi çoğu zaman başka ülkelerdeki işyerine geçici göreve gönderdi. Yine böyle geçici bir görevde Norveç’in Oslo şehrinde idim. Çocuklar Almanya’da idiler ben hafta sonlar eve gider pazartesi sabahı dönerdim. Bir an önce çok para biriktirmek için bu görevi kabul etmiştim. Çift maaş, çift ikramiye, çift izin ve her haftasonu Oslo’dan Almanya’ya  gidiş dönüş uçak bileti verirlerdi. Böylece Avrupa’nın birkaç ülkesinde yaşamak fırsatı bulmuştum.

 

Norveç te iğki Türk kadını

Almanya’dan Oslo’ya döndüğümde çok soğuktu hasta oldum, bir gece hasteneye yatırdılar, hastane deniz kenarındaydı deniz bazen donuyordu denizin donmasını buz halihe gelirken çıkardığı seslerden anlıyordum.

Norveç bize göre çok soğuk bir ülkeydi, üşütmüştüm oralarda hastahnelerde  insanı tam iyi olmadan bırakmıyorlar. Bizim burada ayakta geçirdiğimiz soğuk algınlığı ve grip onlar için büyük hastalık.

İşyerleri de iyileşmeden  gelmeyin diyor, hastalık başkalarna geçiyor sonra bütün işyeri hasta oluyor daha fazla kayıplara  sebep oluyurdu. Gripten hasta olan biri en az dört hafta evde yatmak zorundaydı.

Çocuklar Almanya’da  ben burada yalnız kalıyordum, hafta sonları eve gidiyodum. Norveç-Almanya arası birbuçuk saat sürüyordu uçakla, Cuma günü öğleden sonra  geliyor Pazartesi ilk uçakla dönüyordum.

Norveç dünyanın en zengin ülkesiydi Türkler de burada yaygın olarak  yaşıyorlardı.  Norveç halkı Türkleri seviyor diğer ülkeler gibi dışlamıyordu.  Biz millet olarak Avrupa ülkelerine uyum sorunu yaşıyorduk Norveç halkı bu uyumsuzluğu  kolay absorbe ediyordu, bizim yabancı bir ülkede yabancı bir kültürün içinde yaşamakta bazı sounlar yaşıyacağımızı kabul ediyorlar bunları  normal karşılıyorlardı. Diğer Avrupa ülklerinde  durumdeğişikti, tepkileri biz yabancılara sert oluyurdu. Zaten komşularını bile sevmeyen bu ülklerden bizi sevmelerini bekleyemezdik. Ne Almanlar Fransızları severler ne Fransızlar Amanları

 

Fazla Uzun Sürmez

Alman ve İngilizler,  birbirlerinin dillerini bildikleri halde kasten  konuşmazlar ve yardımcı olmazlar. Fransızlar kendilerini Avrupanınen asil ırkı olarak kabul eder, Almanlar onlarda geri kalmaz hele İngilizlerle hiç konuşulmaz, tarihte ve hepsinin birbirlerine bir kuyruk acısı vardır. Ne Fransızlar Waterlo yenilgisni unutabilmiş ne de Fransa ve İngiltere İkinci Dünya savaşını. Bu düşman kardeşlerin Avrupa Birliği adı altında bir araya gelmelerini hep hayretle karşılamışımdır, fazla uzun sürmez dağalırlar.

Biz lafı fazla uzatmadan Tekrar Norveçe  Osloya hastaneye dönelim, burada size iki Giresunlu bayandan bahsedeceğim.

Hastaneye her sabah iki bayan geliyordu, çarşafları değiştiriyorlar temizlik yapıp gidiyorlardı  Türkçe konuşuyorlardı ama onlar beni çözememişlerdi herşeyi uluorta konuşuyorlardı gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

 

“Galiba bu adam bizi anlıyor”

B ir gün güldüğümü farkedince:

“ Kız, dedi mavi gözlü olanı bu adam  bizi anlıyor. Biz konuştuça güldüğünü fark ettim bu  Türk.

Öteki  yok gız sana öyle gelmiştir Türklerde böyle aklı başında yakışıklı adam nerde, buraya gelenler hep odun, bu Alman.

-Almanlarda böyle siyah saç var mı , hepsi sıçan gibi sarı  bu ya İtalyan ya Yunanlı.. Çok yakışklı adam, bizimki akşam eve gelince hep balık kokuyor, adamı yıkasan da balık kokusu gitmiyor burnumdan.

Hemşürem bizim adamda balıkta çalışıyr ama o paketlemede, biz yine de dikkatli olalım bana bizi anlıyor gibi geldi.

Senin kocanq neden yonga Hüsyein demişler kız?

Onun asıl adı Odun Hüseyindir, odun denmesine çok kızdığı için Yonga Hüseyin diyorlar.

Ben o zaman  otuz  ya var ya yokum. Uzun saç modasının olduğu yıllar, saçlarım uzun, Norveçli kızlar yolda yürürken bunlar gerçek saç mı diye arkadan dokunuyorlar.

Ertesi sabah  ateşim biraz çıkmıştı serum bağlayıp gitmişlerdi.

-Naber mösyö dedi mavi gözlüsü.. Mavi gözlü, kocası balık kokan bana takmıştı kafayı, Almanca anlamadım dedim

-Biraz kalkta çarşafları değiştirelim dedi işaretle. Ben yine anlamadım dedim. Elindeki çarşafları gösterdi ben  kalktım yataktan

Tertemiz çarşafları serdi ve arkadaşına dönerek. Kız Ayşe ben bu adama bir çorba yapsam ertesi günü ayağa dikerim. Öbür arkadaşı biraz çekingen davranıyordu

 

Elin Gavuru

-Töğbe de kız Elin gavuruna bir de çorbamı yapacaksın tövbe töbe sen de kafayı taktın bu adama koynuna gir bari

-Sevaptır kız , girerim  ne olnuş

-Kudurmuşun sen hemşürem, başkaları duymasın

-Ben yarın buna bir çorba yapayım gız Asiye sevaptır.

Ertesi günü geldiklerinde çorbayı getirmişti,

-Müsyö sana çorba yaptım, bunu iç hemen yorganı çek yat dedi, eliyle işaretler yaparak anlattı bana  bozuk bir Norveç’çe ile. Tamam anlamında başımı salladım. Çorba gerçekten harikaydı içti ve yattım.

Akşam giderken kapları almaya geldiler

-Möyö Nasıl güzel miydi  dedi

-Hayatımda bu kadar güzel bir çorba içmedim dedim Türkçe.

Önce anlamadılar sonra düşüp bayılıyorlardı az daha

-Çekingen olanı “Ben sana dememiş miydim” dedi.

Ayşe eliyle yüzünü kapatmıştı “Çok utanıyorm” dedi.

Kalktım onu kucakladım, olsun Ayşe sen benim kardeşimsin insanlığına teşekkür ederim, olur böyle şeyler ben zaten bir şey duymadım duyduklarımı da unuttum dedim.

-Abi cahilliğime ver dedi. 

-O çorbadan kaldı mı

-Getirim abi, çok insan bir adammışsın

-Siz nerelisiniz Asiye, bizizm oralardaki gibi konuşuyorsunuz?

-Espiyenin köylerindeniz abi ,Giresun Espiye

-Bende o taraftanım, yalnız sizden biraz önce

-Ordu mu abi?

-Hayır Ünye

-Yazın izinden dönerken anneme uğrayın Ünye’de size bir sepet Balcan İnciri toplasın alın getirin en çok inciri özledim..

 

 


Bu haber toplam 1.257 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları