HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Nisan 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

RECEP ÖZCAN

RECEP ÖZCAN

Bugünün Dünyasında (Onurumuzla Yaşamak)

2 Mart 2021 Salı Saat: 10:51

Kapitalizm, emperyalizm ve küreselleşme vahşice ilerleyerek toplumu dünyevileştiriyor. Rasyonalizmin baskısı altında insanımız ideolojik olarak mumyalaştırılmaya çalışılıyor.

Kapitalizmin propaganda ve reklam sektörü, insanı körleştirerek onu aklında olmayan şeyi satın almaya, ihtiyaç duymadığı şeye muhtaç göstermeye itiyor. Bir tür efsunlama marifeti…

Bugün dünya, kendi çıkarlarını her şeyin üzerinde gören bireyler, toplumlar ve ülkeler dünyasıdır. Bütün toplumlar emperyalist çıkarlar doğrultusunda manipüle ediliyor.

Küreselleşme günümüzde daha çok, özgün, yerli kültürlerin, kimliklerin, çerçevelerin, algıların, aşınması, zayıflaması, yabancılaşması ve değerlerini yitirmesi şeklinde kendini gösteriyor.

Küreselleşme,  toplumun hayat tarzlarını ve siyaset biçimlerini değiştiriyor. İyi ve kötü, doğru ve yanlış, hak ve batıl gibi ayrımlar, insani ve ahlaki anlamda değil, politik ve çıkarlar anlamında yapıyor.

Modern dünya görüşü ve hayat anlayışı, ekonomiyle sınırlı bir dünya görüşü ve hayat anlayışıdır. Modern dünya görüşü, bütün olaylara ekonomi mantıyla bakar. Taklit için eğitime, yeteneğe, birikime ihtiyaç yoktur. Modayı seçenler sürüye katılanlardır. Sürünün ise hafızası, düşüncesi ve bilinci olamaz.

Modern insanı, pragmatik güdüler ve modalar yönetir. Moda olanı seçmek demek, kolay olanı seçmek demektir. Moda olan her şey son derece yüzeyseldir, taklit demektir.

Bugünün dünyası, bütün insanı kuralları acımasızca çiğneyen azgın çıkarlar dünyasıdır. Bugünün dünyası çıkara, somut çıkara dayalı bir siyaset anlayışına, uygulamasına sahne oluyor.

Günümüz insanı değerlerinin dünyasında değil, ekonomik değerlerin dünyasında yaşıyor. Ekonomi iyi ve dengeli ise yaşam onun en güzel değerini taşımaktadır.

Hayatın, tarihin, toplumun içerisinde sorumluluk almadan yaşamak, bir dava kaygısı gütmeden yaşamak, ot gibi yaşamak gibidir. Hâlbuki ahlaki bir dünyada daha çok sorumluluk almak üzere çaba harcanılan dünyadır.

Yaşadığımız dönem algı anarşisi içine sokuldu. İnsanlarımızı algılarla yönetmeye çalışmaktadırlar.

Hayatımızın öncelikleri değişiyor. Maddileşen ve dünyevileşen dünyada vurdumduymazlık bir hayat tarzı haline geliyor.

Günümüzde, kimileri paranın, kimileri politikanın ve iktidarın, kimileri de şöhretin sahte itibarının büyüsüne kapılarak konjoktürel bir kasırgaya kapılarak, ucuz üstünlüklerin peşine düşerek, dostlukları, sorumluluk ve dayanışmayı unuttular.

Modern akıl, duygu ve değerden bağımsızlaştırılıyor. Hakları olan, sorumlulukları olmayan yeni bir insan tipi ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Sorumlu insan, cesaret, şecaat, dirayet ve düşünce sahibi olan insandır. Düşünmek, eylemde bulunma gerektirir. Sorumluluk ve inisiyatif alarak, inşa faaliyetlerine katılarak sahip olduğumuz hayata katkı sağlayabilmek ve üretken hale gelmektedir.

Doyumsuzluk, açgözlülük, para, şöhret, iktidar söz konusu olduğunda, ihtiyacımız olmayanı istemek, nesnelere kölelik ve savurganlık akılcı hesaplar yapmak konusunda çok titiz davranarak elde etmeye çalışılıyor.

Gençler ve kadınlar moda diktatörlüğüne kayıtsız şartsız boğun eğiyor. Görünüş kaygısına indirgenen ve bayağı bir zevk nesnesi haline getirilen kadın, modanın buyruklarını yerine getirebilmek için olağanüstü fedakârlıklara katlanıyor.

Günümüzde en büyük özgürlük, edepsizlik özgürlüğüdür.

Bugün dünyada kölelik yeni biçimler almakta; şöhrete, paraya, iktidara kölelik, gönüllü köleliğe dönüşmektedir. Gönüllü kölelikler,  karakter, onur, kişilikleri alıp götürüyor.

Sermayeyi, eşyayı, malı, parayı, ünü putlaştıran kişi, özgür değil köledir.

Her tür bağımlılık, edilgenlik, teslimiyetçilik ve kölelik, bir yetersizliğin, yeteneksizliğin ve çaresizliğin sonucudur. Mevcut olanla yetinen, koşullara pasif bir biçimde teslim olan, eleştirel bir bağımsızlığa, zihinsel bir üretkenliğe sahip olmayan bireyler, toplumlar, kültürler, zihinsel bağımsızlığa, zihinsel bir üretkenliğe de sahip olamazlar.

(Özet: Onurumuzla Yaşamak, Atasoy Müftüoğlu)

 

 

 


Bu haber toplam 3.299 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları