HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

100. cü Yılında 1921 Anayasası; Teşkilatı Esasiye Kanunu.

10 Mart 2021 Çarşamba Saat: 16:51

“TBMM’nin İlk Anayasası. Gazi Anayasa. (20 Ocak 1921)

Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini kurarken, ne yaptıysa, hepsini de yasal tabana dayandırarak ve özellikle de, Osmanlı-Meşrutiyet’te kabul edilip, Meclisi Mebusan’ın işgal devletlerince kapatılması sonucu,  hüküm ve yetkileri, TBMM’ne aktarılan ve halen yürürlükte olan Kanunu Esasi’nin, yani Meşru Anayasa’nın, ‘Acil Durum Yetkileri’ne çevrilen düzenlemesine, 1921-Teşkilatı Esasiye Kanunu’na uygun olarak yapmıştır.

Meşrutiyet’i, yani ‘halkı yönetirken ne yapıp edeceğini halka sormak fikri’ni hiçbir zaman kabul edemeyen Osmanlı, zorla da olsa kabul ettiği Meşrutiyet’in özünü pek uygulamadıysa da, devleti yönetirken, elinde, ele güne, içeriye dışarıya karşı, yasal ve de çağa-zamana- yeni toplum ve dünya düzenine uygun bir belge-yasa bulunması ihtiyacı gerektiğinden dolayı,   Kanun-i Esasi’yi hepten yok sayamamış,  baskı yıllarında bile,  ona uygun davranmıştır.

Kaderin bir tecellisi olarak ta,  Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi de,  çalışmalarına,  yine onunla başlamış, ondan yararlanarak, 1921-Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu çıkarmış,  yeni kurulan Türkiye Devleti onunla yönetilmiş,  bu Kanun’un hükmü Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar devam ettirilmiş, saltanatı, hilafeti kaldırırken ve cumhuriyeti kurarken ondan yararlanılmış, daha sonra 1924 Anayasası kabul edilmiştir.

    Kısaca sayarsak,  Kanunu Esasi, ‘Osmanlı’nın son Anayasası’dır. Teşkilatı Esasiye Kanunu- 1921Anayasası ise, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Türkiye Devleti’nin ilk Anayasası’dır. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Anayasası’  ise, 1924 Anayasası’dır.

   1921 Anayasası’nın,  hikâyesi,  Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluş Tarihi’yle birlikte yazılan, çok cesur ve gururlu bir mazisi vardır. Gazi Anayasa.     

  Biraz başa dönersek; İşgal altındaki İstanbul’dan günlük, vakayi adliyeden bile olmayan, bir temaşa. “Baba bak, ecnebi askerler, zavallı bir adamı dövüyorlar.” “Sus oğlum,  sonra bizi de döverler.” Y.K. Karaosmanoğlu. 

  Osmanlı’nın, Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri İttifak Devletleri ile imzaladığı 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi, yani barış antlaşması ile,  13 Kasım 1918’de Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Dolmabahçe önlerinde demirleyen İngiliz, Fransız donanmalarını ve bu gemilerin,  destursuz karaya çıkarttığı askerlerinin yaptıklarını, hareketsiz- çaresiz- inmeli gözlerle seyrettiği günlerdir. Korku her yanı sarmıştır.

 15 Mayıs sabahı savaşın ve mütarekenin tarafları arasında bile bulunmayan Yunanlıların,  İzmir’e asker çıkardıkları haberi gelmiştir.

O zamana kadar,  yüzyıllar boyu bile görülmemiş olduğu söylenen sonsuz güzellikte bir ilkbaharın tüm göz kamaştırıcılığıyla parlamakta olduğu, acılı İstanbul,  içinden içinden kaynamakta, kan ağlamaktadır.          

 16 Mayıs 1919 sabahı kalkan küçük bir vapur, işgal donanmalarının arasından geçerek, kamaralarında alel acele olarak toparlanarak, kendisine bizzat Padişah tarafından, “ Bugüne kadar devlet, millet için yaptıkları takdire şayan görevlerden kat kat daha önemli bir görevle görevlendirildiği ” bildirilen Mustafa Kemal ve bir gurup subayla beraber Karadeniz’e açılır.

 

Hepimizin çok iyi bildiğimiz gibi, Yüce Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğündeki Türk Vatanının Kurtuluş Savaşı-İstiklal Harbi böyle başlar. Sivas ve Erzurum Kongreleri yapılmış, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış ve Gazi Mustafa Kemal Paşa meclis başkanı seçilerek,  bütün yetkileri üzerinde toplamış ve hızla kurulan Mustafa Kemal Paşa Başkanlığındaki TBMM Hükümeti ve Ordusu göreve başlamıştır.                                 

     Doğaldır ki,  her Devletin, her Hükümetin ve her Meclisin ilkelerine bağlı kalacağı ve bu ilkeler üzerinden kanun ve düzeni sağlayacağı, işleri yürüteceği bir Anayasası olması lazımdır ve de ülkenin içinde bulunduğu toz duman arasında,   kanun yapacak,  ne zaman,  ne de hal vardır.                

   Sonuçta,  Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışını takiben yaptığı Birinci Dönem Meclis çalışmalarında rehber olarak,  uzun bir süre, yıllar önce Osmanlı ve toplum gözünde kabul edilmiş olan Kanunu Esasi’yi ele alır ve bütün işleri, halen ve hukuken geçerli olan bu Anayasa üzerinden takip eder.                

   Ancak  yine de,  Mustafa Kemal  bir meclis konuşmasında ‘kuruluşundaki olağan üstü yetkileri’nden söz ederek “…Meclis-i aliniz aynı zamanda bir  ‘meclis-i müessesan selahiyeti’ni haizdir ; mevcut Kanun-i Esasi’yi kaldırır, yerine yenisini koyabilir….” Diyerek, 1. Dönem milletvekillerine ‘kurucu meclis yetkisi’yle çalışabileceklerini anlatmaya, bir ‘anayasa değişikliği’  yapmaya güçleri olduğu fikrini empoze etmeye çalışmaktadır.        

 Aylar sonra, yine,  Kanunu Esasi’den yararlanılarak,    20 Ocak 1921 tarihli ve 85 numaralı  ‘kısa çerçeve anayasa niteliğinde’ bir belgeyle Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu çıkartılır ve İstiklal Savaşı ile Savaş sonrasındaki Saltanat’ın Kaldırılması,  Hilafet’in Ilgası ve Cumhuriyet’in İlanı hep bu kanun ile yapılır. Bu belge meclisin ve devletin İlk Anayasası olarak kabul edilir. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Temel Maddeleri:        

1 - Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim şekli, halkın mukadderatını bizzat ve fiili olarak yönetmesi ilkesine dayanır.

2 -Yürütme kuvveti ve yasama yetkisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır.

3 - Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilir ve hükümeti  ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ adını taşır.

4 - Büyük Millet Meclisi, iller halkınca seçilmiş üyelerden oluşur.

5 -Büyük Millet Meclisi’nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süresi iki yıldır ve yeniden seçilmek mümkündür. Eski Meclis, yeni Meclis toplanıncaya kadar göreve devam eder. Yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmediği takdirde, görev süresi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinden her biri, yalnız kendini seçen ilin ayrıca vekili olmayıp,  aynı zamanda bütün milletin vekilidir.                                                                    6 - Büyük Millet Meclisi’nin Genel Kurulu, Kasım başında, davetsiz toplanır.                                                                                                                                      7 - Şeriat hükümlerinin uygulanması, bütün kanunların yürürlüğe konması, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması, antlaşma ve barış imzalanması ve vatan savunmasıyla ilgili savaş ilanı gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Kanun ve tüzüklerin düzenlenmesinde, halk için en yararlı ve zamanın ihtiyacına en elverişli fıkıh ve hukuk hükümleriyle, örf ve adetler ve teamüller esas olarak alınır. Bakanlar Kurulu’nun görev ve sorumluluğu özel kanunla belirtilir.                                                                       

8 - Büyük Millet Meclisi, hükümeti oluşturan bakanlıkları, ‘özel kanun gereğince’ seçtiği bakanlar vasıtasıyla yönetir. Meclis, yürütme ile ilgili işlerde bakanlara görev tayin eder; gerekirse bunları değiştirir.                                                              9 - Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından seçilen başkan, bir seçim dönemi süresince Büyük Millet Meclisi Başkanıdır. Bu sıfatla Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu kararlarını onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu üyeleri içlerinden birini kendilerine başkan seçer. Ancak Büyük Millet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu’nun da tabii başkanıdır.

10 - Kanun-i Esasi’ nin bu maddelere aykırı düşmeyen hükümleri eskisi gibi yürürlüktedir.                                                                                                                       Uzun sözün kısası, Mustafa Kemal, yani 1921 Anayasası ile tüm yetkileri, yani saltanat, şeriat hepsini Osmanlı’nın elinden almakta, millete, milletin meclisine vermektedir.  Tabii ki, 1921-Teşkilatı Esasiye Kanunu, meclisin ve devletin hükümranlığını ve işlerliğini sağlayabilmek için çıkartılmış bir ‘geçiş anayasası’  niteliğindedir. Yürürlükte bulunduğu süre içerisinde Kurtuluş Savaşının Başlaması, Zaferler, Vatanın Kurtarılması, Devletin Kurulması gibi önemli tarihi olaylarda Mustafa Kemal’in bir numaralı desteği olmuş Gazi Anayasa -1921 Anayasası, üzerinde yapılan üç önemli değişiklikle üç önemli olayda daha kullanılmıştır. Saltanatın Kaldırılması, Cumhuriyetin İlanı ve Hilafetin Ilgası. Üzerine düşen görevi ziyadesiyle yapmıştır. 1921 Anayasası’nın hükmü, 1924 Anayasası ile sona erer. Saygılarımla.


Bu haber toplam 2.190 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları