HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Tanrı Narkissos, Nergis Çiçeği ve Narsizim

14 Nisan 2021 Çarşamba Saat: 16:00

   Ünlü nergis çiçeğinin hikayesi: Yunan mitolojilerinden birinde, İda    dağının genç ve yakışıklı delikanlılarından, hem mükemmel derecede yakışıklı ve hem de tahammül edilemeyecek derecede kendini beğenmiş  olan genç Tanrı Narkissos, her sabah, İda Dağının eteklerindeki  göle  gelir,  gölün maviliklerinde kendi güzelliğini seyrederek,  kendinden geçermiş. Narkissos’ u hep hayranlıkla seyreden, ancak, onun, hiç yüzlerine bakmadığı,  orman peri kızları ise, her gün yanına gittiği  gölün-göl perisinin  mutluluğunu  kıskanırlarmış.

  İda Dağı’ndaki sarayında etrafındaki  resmiyetteki  karısı, pardon sevgili eşi  Hera’dan başlayıp,  kızları mızları, artık  her neyse çevredeki bir yığın cinsi latif hatun kişi  ile birlikte ikamet etmekte olan Tanrılar  Tanrısı  Zeus ise, bu işten huylanmakta, Narkissos’ tan  fazla hoşlaşmamaktadır. Yine bir gün, Narkissos,  göl kenarında  kendisini seyrederken, her nasıl olduysa, çamurda ayağı kayar ve  göle düşüp, boğulur.

  Narcissos’un  ölümüne ağlayan Orman perileri, Göl  perisinin de ağladığını görürler. Kendileri gibi,  Narkissos’a aşık olduğu  için ağladığını düşünürler. Göl derki. “Narkissos benim mavi sularımda kendi siluetine bakarken, ben de, onun gözlerinin maviliklerinde, kendi güzelliğimi seyrediyordum. Yakışıklılığını hiç fark etmemiştim.”der. Herkes aynada kendisini  seyreder. Herkes kendine güzeldir.

 Sonuçta; peri kızların perişan hallerini fark eden, heralde   biraz da vicdan yapan,  ulu Zeus, kızlara   bir babalık yapar. Narkissos’u bir çiçeğe dönüştürür. Her bahar mevsiminde  ormanı çiğ,  gölü sis bastığı günlerde,  Nergis çiçeği,  topraktaki yumrusundan yeniden canlanır, boy gösterir ve çiçek açar. Ormanın ve gölün peri kızları,   damlalarca    gözyaşı dökerler.

 Kızlar  gözyaşı  döküp dururlar  amma, Nergis’ in de  çok  umurunda  olduğunu  zannetmiyorum.  Huylu huyundan  vazgeçer  mi?

Derler ki,  Nergis,  gençlik- ergenlik simgesidir. Aynı zamanda  yalnızlığı da  anlatır. Gençlikte bir  tür  yalnızlıktır, toplumdan biraz uzak, dik başlı bir yalnızlık. 

 

Bu  hikaye-efsane  batı  dünyasında uzun bin yıllar  boyunca  çeşitli öykü  ve  sanat  eserleriyle  yaşatılmış  olup, bunların  en güzeli ve  ünlüsü  olan, İtalyan ressam Caravaggio'nun 1594-1596 tarihleri arasında tamamladığı "Narcissus" (Ya da "Kendine Aşık Olan Adam") adlı yağlı boya tablosudur. Eser Roma'daki "Galleria Nazionale d'Arte Antica"da bulunmaktadır.

 

Gerçeğe gelirsek,  kısaca,   Nergis  bitkisi,      Plantae-Bitkiler Alemi’nin  Magnoliophyta-Kapalı tohumlular  Şubesi’nin   Lilipsida-Tek çenekliler Sınıfı’nın Asparagales  Takımı’nın  Amarylldanceae- Nergisgiller Familyası’nın Narcissus Cinsi yabani nergis –Narcissus pseudonarcissus- Narcissus cinsinden bitki türlerinin ortak adıdır.

En bilinen türleri,   Çin  Nergisi (Narcissus tazetta),  Yabani nergis (Narcissus pseudonarcissus), Fulya (Narcissus jonquilla),   Zerrin (Narcissus poeticus)   ve   Güz nergisi  ( Narcissus serotinus)  gibi  türleridir.Soğanlı  bitkilerdir. Sapları , 20 ile 80 cm  kadar  yükselebilmektedir. Taç  yaprakları, beyaz  ve sarının karışımları şeklindedir.  Anavatanları Avrupa’dır.   Tür  olarak  en zengin  çeşitleri,   İspanya  ve Portekiz’de  bulunur. Çeşitli   türleriyle  tüm Akdeniz  kıyılarını  ve Kuzey Amerika’dan Japonya’ ya    kadar da  çeşitli   türleriyle yayılmış olup ,  Avrupa,  Kuzey Amerika  ve Kuzey  Afrika  ülkelerinde   endüstriyel  tarımı  da  yapılmaktadır.  Yabani olarak  Türkiye’de  Ege  Bölgesinde  en çok Narcissus  poeticus  çeşidi  bulunmakta  ve  yetiştirilmektedir.

 

Gelelim,  adını  bu güzel  çiçekten alan Narsizm ‘e. Türkçesi  özseverlik.  Yani,  kişinin kendini  sevmesi. Kendine  tapması. Daha  doğrusu  kendi kendisine aşık olması hali.  Bilimsel tanımını  ünlü  psikoloğ  Sigmeund  Freud  yapmış. Libido-cinsel  enerjinin benliğe, iç  dünyaya   yönlenmesi. Yani tam da  ergenlikte, dışa  açılma zamanı gelmişken,   içe kapanmaya, dış dünyada  uzaklaşmaya  başlama  durumu. Sonuç, sosyal  irtibat  bozukluğu,  kendi  hayalinde  kurduğun krallıkta-yada kraliçelikte,  kendi  başına  yaşamak.  Sen bilirsin. Bir gün olur, adamın ayağını, efsanedeki  gibi bir  kaydırırlar, elini kolunu  tutacak bir dostunda  yok ise, çok kasılma,  işin zor olur.

 

Bilimsel  tarafına  gelirsekl. İnsan psikolojisi  iki  tabakalıdır.  Bilinç ve  bilinç  altı   hali. Bilinç altı çocuklukla, Bilinç hali ise, ergenlik-yetişkin  kişilikle  beraberdir.Freud diyor  ki, bu iş,  taa bebeklikten başlamakta.  Henüz , ‘ben  ve ben olmayan’ı ayırt edebilme yeteneği  kazanamamış bir  bebek için,  bu durum gayet  normal. Çünkü, o  bir  bebek. Hiçbir  duyusu tam olarak  gelişmemiş. Renkleri, cisimleri, çevresindekileri   henüz tam olarak  seçemiyor. Annesini  bile  tam olarak  tanıyamıyor. Acıkma, susama  gibi ihtiyaçları başkaları tarafından karşılanıyor. Tamamen  içe  kapalı  bir dünya. Birincil Narsizim Dönemi. Bilinçsizlik dönemi. Ancak gördüğü,  öğrendiği , elde ettiği veya  edemediği her şey  bilinç altına  yerleşiyor. Bilinç altı  oluşuyor.

 

Bebek  büyüdükçe, dış dünyayla  ilişkileri  artar, onun kurallarına  göre libidosunu  yönlendirir, sevgisi  ve  düşünceleri   farklı  nesnelere,  cinslere  yönelir. İkincil Narsizim  Dönemi. Bilinçilik hali.Dünyanın  gerçeklerini  öğrenmeye  başlamıştır.  Bunlara  göre  libidosunu  yönlendirmeye  başlar. Kendisine  örnek kişiler, idoller  tesbit eder,  kendisini  onlarla    bağdaştırır  ve onları hedefler.

 

Bilinç altının    en derinlerinde  İd-istek  vardır. Genç bir insanında bir takım istekleri vardır. İstekler,  açlık, cinsellik  gibi  en ilkel   ihtiyaçların  doyurulmasına  yöneliktir. Çocukluktaki her şeyi  yapabilme  emellerini-  id’lerini  sürdürmeye, geleceğini  onları  tatmin edebilecek şekilde  şekillendirmeye  çalışacaktır. İleride, kendisine  iyi bir hayat kurmak istemektedir.  Tam zamanıdır, çevreden güzel ve değerli bir şeyler  kazanmak, varlık sahibi  olmak, aşık olup, muhteşem bir  sevgi  yaşamak  istemektedir. Kafasında  idoller-idealler- kahramanlar  yaratır, bunlarla yaşamaya  çalışır. Kız çocuğu hayalinde  herkesin beğeneceği  çıtır kız  Barbie , oğlan çocuğu  her kesi yenen  kahraman delikanlı –Süperman-Süper adam olur.  Şimdikiler,  Spieder Mann -Örümcek  Adam oluyor. Kızlar  da, Kedi Kız filan

Sonra  Ego-benlik  gelir. Ego, İd ile daha  sonraki   Süperego arasında dengeleyici   bir   unsur  olarak  görev  alır. Yaşı ilerlemiş,  bu yaşta  kişinin  ‘gücü,   zeka  fonksiyonları    ve  bilgi  sentezi yeteneği ‘   çıkabileceği  en üst seviyeye kadar  çıkmış,  cinsel  ve  maddesel   arzuları,    aradığı mutlulukları   bulmuş  ve   bu  ara kademeye  kadar  bir çok şey  yerli yerine  oturmuştur.

Yaşamında, sadece  kendisine  ait  bir  ailesi,  sevgilisi, parası,  malı mülkü, çalıştığı  ve  onu  geleceğine  götürecek sağlam bir  kurum  vb. gibi elle  tutulur  bir takım kazançları olmuştur. Tüm bunlar  onundur.  Sahiplenmiştir. ‘Tüm  bunlar  benim,  bunların  merkezinde  ben varım.’ Demektedir.

Benlik –Ego  başlamıştır.  Benlik-ego’nun içerikleri,  bazen   bilinçli, bazende   iç güdüsel  olarak    bilinç öncesi veya   bilinç dışı olabilir. Kazandıklarını  kesinlikle  kimseyle  paylaşmak veya  kaybetmek  istemez.   Bundan  sonraki   işi,   bu  istekleri ve  kazanımları  vb.  sürdürmek  ve devamını   korumaya  almaktır. Kişisel  güvenlik. Kazandıklarını ve  geleceğini,  garantiye  alma.Bunların  içerisinde   en   güçlüsü , ailesini, çocuklarının dışa  karşı savunma. Analık va Babalık  Formu.

 

Daha sonra Süper Ego-Üst benlik  gelir. Süper Analık-Babalık Formu. Zihnin  süper  olma  yönünde  ilerlemesi. Süper-Ego , Üst Ben-Yüce  Ben. Kişi artık yaşlanmış  veya   tüm istekleriyle  ve  kazanımlarıyla  maddi  manevi  doygunluğa  ulaşmış,  kendi  benliğini aşmış, zirveye,   geri  dönülmez  bir  olgunluğa  doğru gitmektedir.  Her şeye hakim olan  ve   hükmeden klasik  Büyük  Ana – Büyük Baba figürüyle, her şeyden üstün ve  her şeye  hakim,   sonsuz  mutluluğa-Nirvana’ya  ulaşmak üzeredir. Ancak, gün geçtikçe bedensel  gücünü  yitirmeye  başlamıştır.  Buna  rağmen, hala,  içinde bulunan  güç, maddi kazanım ve cinsel tatmin  ideallerini  bastıramamakta,    Olimpos’un tepesindeki  Zeus gibi, ardından kimseyi  de istememektedir. Yaşlıların, ardları  sıra,  kendileriyle  aynı yoldan  geçerek gelmekte  olan gençleri,   gerekli- gereksiz  yere ve çok çok kez haksız  olarak  eleştirmelerinin  bilinç altındaki sebebi, bu rakip- rekabet, birgün  birilerinin  gelip, onların kendileri  için kurdukları dünyayı-saltanatı yıkacakları,  onu  tahtlarından  indirecekleri   korkusudur.

 

Narsist  kişiler, genelde  bencil, sade kendini düşünen ,  başkalarının düşünce  ve isteklerine gereken ilgiyi göstermeyen  bir yapıdadırlar.  Ancak, yine de   Narsizm,  azı yarar, çoğu  zarar  bir  kişilik  bozukluğu olarak kabul edilmelidir. Gençlik  yıllarındaki  yaşam   savaşımında ,  gençliğin, sık raslanan,   eziklik,  cesaretsizlik gibi  yetersizliklerini  aşmasına  yardımcı olan  bir  öz güven   faktörü olabilirken , gençliğin bazen abartılı  duyguları olan  aşırı merhametlilik,  başkaları için  büyük fedakarlıklar  da bulunma  gibi  yanlışlarını   da frenler.

 

Ego-benlikte ise, tüm bunlar  bir düzene oturmuştur. Ancak, çoğu  zaman ,  Süper Ego-Üst benlikte   tüm duygular en yukarıya  fırlamış, kişi  tutulamaz,  dizginlenemez  hale  gelmiştir.  Megalomani.  Büyüklük  kompleksi.  Güç ve  iktidarının  hep sürmesini  istemektedir. Narsizm’in en tehlikeli  formu,  bu tür  Ebedi Ben Merkezlilik-Egosantrizm,yani,  hep ben, hep ben.. şeklidir. Zihinsel olarak sürekli,  aşırı bir  şekilde  kendini hep yeterli hissetme  ve kendini,  güç, prestij sahibi ve   üstün görme ile meşgul olup, bu durumun kendisine  ve  başkalarına  verdiği  yıkıcı hasarları  göremememe  halidir.

 

 Bu durum, krallar, diktatörler  gibi   toplum  içerisinde en üst  seviyelerine  çıkmış kişilerin bazılarında  uzaya  kadar  fırlar. Mısır’da Firavunlar, Roma’da  İmparatorlar, Fransa’da  Güneş Krallar vb , bu tür bir özel Süper Ego  Narsizm’in  kutsal örnekleridir. Güçlerinin  ve  şehvetlerinin  sonu yokmuş gibi  davranmışlardır. Bu da,  yukarıda anlattığımız ,  Süper ego- Megalomani-büyüklük  kompleksinin en  rahatsız  edici  ve  tehlikeli şeklidir. Yüzyılımızda  Nazi Almanyası’nda   Hitler, Sovyet  Rusya’da  Stalin,  Faşist  İtalya’da  Mussolini’ de  böyledir.   En büyük  korkuları ise,  ardından gelen rakiplerinden  rekabet  korkusu, bir gün güçlerini  kaybederek,  yıkılacakları , aşağı  gördükleri diğer  insanlarının  seviyesine   düşecekleri  düşüncesi,  olmuştur.

 

  Bu anlattıklarımız , mutlaka,  az veya  çok  herkeste vardır ve bunun  panzehiri de,   zihinsel   gelişmişlik,   fikren  olgunlaşmışlık,  alçakgönüllü  bir  toplumsallık  ile geniş  gönüllü bir  bireyselliktir. Sonuçta,  insanoğlu , yüksek  dağlarda  oturup , yukarılardan,  aşağılardaki parlak göllerde kendisini   seyreden,  yüce  bir  göksel tanrı değildir , yeryüzünde  yaşayan etten kemikten  sade  bir canlı varlıktır  ve  ışıltılı  aynalara  bakarken, kişiliğinde, bunları  da  görmelidir.

Kıssadan  hisse. Tüm bunlar  insan oğlunun   içgüdüsel  yanlışları ve  mantıksal   yanılgılarıdır. Eski Yunanlılarda bunların  üzerinden bir  efsane  yaratmışlar.  Nergis çiçeğinin  ne  kabahati  var, o sadece, her baharda  açan,  çok güzel   bir  çiçek.

Saygılarımla. Turgay  Güven.


Bu haber toplam 600 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları