HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

EREN TOKGÖZ

EREN TOKGÖZ

Deniz salyası

7 Haziran 2021 Pazartesi Saat: 17:54

Günümüzün konularından en önemlilerinden birisi de Marmara denizini saran deniz salyası. Bilim insanlarının  konu ile ilgili açılamaları WhatApp, Instagram dan sonra gazete sayfaları ve Televizyon ekranlarında yerlerini aldılar.  Prf. Dr. Cemal Saydam’ın  ve  Hidrobiyolog   ve aynı zamanda “Marmara çevresel izleme projesi “ yöneticisi  olan Levent Artüz’ün  açıklamalarıyla Marmara’daki vahim durumun ciddiyetini ortaya koyuyorlar. Marmara’da ki kirlilikle ilgili vahim durumdan sonra  Ünye sahilleri için; 05/06/2007, 26/09/2007 ve 23/09/2019 tarihlerinde yazdığım yazılarımın belli bölümleri alarak konunun Ünye ile bağlantısını gündemde tutmak istiyorum.

Konu ile ilgili, eski yazılarımda Proje yapım yöntemi ana hatlarını vererek özellikle; *iki boyutlu dalga ve hidrodinamik deneyler, *Otrifikasyon tespiti, *sediment taşınması ve benzer konular üzerine dikkat çekmiştim. Bozuşmayı başlatan etkenlerden; *yoğunlukla yaşanan kıyıların bilinçsizce doldurulması, *düzensiz ve bilinçsiz yapılaşmalar, *endüstriyel tesislerin olumsuz etkileri olarak sıralamıştım. İçeriği yakın olmakla birlikte 23/8/2019 tarihli yazımda; Karadeniz gibi kapalı denizlere kolaycılık ilkesi ile verilen atıklar ve atık sular, bilim gerekleri göz ardı edilerek yapılan kıyı yapıları nedeni ile engellenen sediment  (çökel ve tortu) taşınması ve olumsuz sonuçları, deniz yüzeyinin temizliği, fotosentez, sulardaki oksijen azalması  ve kötü koku sülfür oluşma detaylarını, 100 yıl çay bahçesinin hormonal  büyümesi,  kutu menfezlerin daima denize uzatılması, eski kayık çekek yerine yapılan bilim ve akıldan uzak  ve inatlaşan bir ruh haliyle yapılan dolgu sonrası (zamanın Belediye Başkanı Ticaret Odası Başkanına verdiği sözü de tutmamıştı) denizin Ünye’den uzaklaşacağı ve büyük kumluklar oluşacağını denizin sığlaşacağını  gibi endişeleri ortaya koyarak açıklanmaya çalıştım.                                                                                                                                            O   O devrin  keskin kılıçlarından bir meslekdaşım  dolgu için; “ sahile girinti çıkıntı konsepti” kazandırıyoruz demişti… Ne girinti kaldı ne çıkıntı.  Şimdilerde ne düşünüyor acaba !

Yukarıda belirtilen yazılarımda kaygı ile belirttiğim tehlikeler çoğunlukla gerçekleşti. Marmara denizinde ki  olumsuzlukların  Karadeniz de görülmesi de yakın bir gelecek gibi. Ünye kıyılarında yosun ölüsü ve çürük yumurta kokusunu (sülfür) zaman  zaman yaşadık yaşayacağız da.   Yıl 2021 su gibi  akıp  geçen 14 yıl sonunda bütün endişeler gerçek oldu. Deniz kum taraması yapılmasına ilave olarak  Belediye ihtiyacı kum bu bölgeden alınarak deniz yol doldu kayalarına kadar gelmelidir. Ünye denizin koynuna kavuşmalıdır.  Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilmelidir.

Yürürlüğe giriş tarihi 1994 yılı olan  “1982 Birleşmiş Milletler  Deniz hukuku” Sözleşmesinde yer alan Denizlerin korunması ve muhafazası  ile alakalı hükümler bağlayıcıdır ve uyulması zorunludur. 06/06/2021

Dört nala gelip uzak Asya’dan

Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim! ”          N.H.Ran

 

 

İlgili eski yazılar

·         Ünyede büyük tehlike

·         Deniz’in koynunda

 

 

Ünye’de büyük tehlike!

            Hayatiyetini devam ettirmek isteyen tüm canlılar için gerekli kaynaklar zaman içinde yok olmakta ve azalmaktadır. Hızlı nüfus artışının neden olduğu plansız ve programsızlık, tahribatın birinci sebebidir.  Zengin bir potansiyele sahip kıyılarımız da bu tahribattan, bozulmadan nasibini almaktadır.  Kıyı alanlarında bozulmayı başlatan etkenleri:

·         Karadeniz'de yoğun biçimde yaşanan kıyıların doldurulması sureti ile 

geçirilen karayolları

·         Düzensiz ve Plansız  her türdeki yapılaşmalar

·         Endüstriyel tesisler olarak sayabiliriz.

 

Yerleşimlerde doğal kapasiteleri zorlamadan sürdürülebilir,  çevreye duyarlı planlama yönetimlerinin uygulanması gerekir. Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi şarttır. Kıyılar günümüze kadar daima cazibe merkezi olmuştur. Bu nedenle bütün ülkeler kıyıların doğal halini bozmadan muhafaza etmek için yarış halindeler.

Doğa medeniyet tarafından her yanından saldırıya uğramış durumda. Medeniyet tarafından doğaya yapılan her saldırı, insanoğlunu yaşaması gereken uyumlu ortamdan yoksun bırakmaktadır. İnsanların deniz kıyısında oturmaları en tabi haklarıdır. Kıyılarımız da doğal kaynaklarımızdır. Yapılacak düzenlemeler millet bahçesi özelliğinde olmalıdır. İnsanlar, o hizmetten yararlanmak için herhangi bir şekilde zorlanmamalı ve bir bedel ödememelidirler.

Özellikle, denizin bilinçsiz bir şekilde doldurulması ekolojik dengeyi alt üst etmektedir. 1994 yılında yürürlüğe giren 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinde  (BMDHS) yer alan Denizlerin Korunması ve Muhafazası ile ilgili hükümlerle Devletlere yapılması zorunlu işler yüklenmiştir.

Karadeniz gibi kapalı denizlerde bu güne kadar kontrolsüz olarak verilen atık sular günümüzün ciddi problemlerinin ilk sıralarındadır. Bazı turizm yörelerimizde de acil önlem planlarının uygulanmasına neden teşkil etmişlerdir.

Karadeniz otoyolu nedeniyle Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında yapılmış olan kıyı yapılarının sayıları epeyce fazladır ve bazıları rasgele bir şekilde yapılmıştır. Yapılan bu geçirimsiz Mahmuzlar, sediman (çökel, tortu) taşınmasını tamamen engelleyerek kıyıda kum birikimine neden olurlar. Karadeniz otoyolunun kullanım amacı da kum birikimini sağlayarak plaj alanları oluşturmaktır.

            -Denizlerdeki hayatiyetin verimi ve sürekliliği, sudaki oksijen ve ısı miktarı ile su sıcaklığına bağlıdır. Sudaki oksijenin büyük bir çoğunluğu atmosferden alınır. Atmosferdeki oksijen deniz suyundaki oksijenden fazla olduğu için atmosferdeki oksijen yavaş  yavaş deniz suyu içinde çözülür. Akıntılar vasıtası ile deniz derinliklerine dağılır. Bu alışverişin olduğu yer deniz yüzeyidir.

            -Denizlerde fotosentez için en önemli öğe güneş ışığıdır. Güneş ışığının önüne ne kadar az engel çıkarsa, güneş ışığı o kadar daha derine iner. Deniz yüzeyi ne kadar berrak ise güneş ışığı o kadar derin bölgeye ulaşır.

            -Deniz suyu sıcaklığı da eko-denge açısından önemli bir unsurdur. Deniz suyu ısısını hem güneş ışığından, hem de atmosferden alır. Atmosfer ile temasda olan deniz yüzeyi atmosferin ısısını emer. Bu ısı alışverişi  deniz yüzeyinin ilk milimetrelerindeki temizlik ile orantılıdır.

            -Arıtılmadan denize dökülen kanalizasyon suları organik madde içerir, bu maddeler bakteriler tarafından kuşatılarak inorganik bileşikler haline dönüşürler. Bu işlem sırasında sudaki mevcut oksijen kullanılır. Suda ne kadar organik madde varsa,  bakterilerin sayısı da o kadar artar, dolayısıyla sudaki oksijen miktarı da  o kadar azalır. Oksijenin olmadığı bölgelerde yaşayabilen tek canlı Anaerobik bakterilerdir. Bu bakteriler sülfit ürettikleri için çok kötü kokuya neden olurlar.

            -Deniz suyu ısının yüksek olduğu  ortamda yosun türü bitkiler hızla çoğalırlar. Suyun  yeşile dönük bulanık renge dönüşmesine, kıyılara yosun birikmesine yol açar. Bu yosunlar dibe çöküp ayrışma sonucu,  dip sulardaki oksijeni de tüketirler ve hidrojen sülfür gazı ortaya çıkar. Bu da dehşetli kokuya sebebiyet verir.

            Galabuzu'nda (Kale bozuğu) kalan son evler de  yetmişli yılların başında yıkıldı. Kale bozuğu yıkılmadan önce 884 m2 tapulu  alan üzerindeydi. Yıkım sırasında  büyüdü bir miktar. Uzun süre böylece kaldı. Bu hali üzerine sonraları 100. yıl tesisleri yapıldı. Ben o yıllarda Altınkaya Barajı İnşaatında çalışıyordum. Sonraları  beton ilavelerle epeyce şişmanlatılarak oturduğu alandan deryaya doğru taştı durdu…

Yalı kahvesindeki kumlukta top oynamayanımız yoktur. Zaman zaman deniz olurdu bu kumluk. Zamanın Belediye Başkanı, yalı kahvesindeki lağım kokusunu yok edeceğim düşüncesi ile kutu menfez ucunu 6m denize doğru uzattı. O günden sonra deniz menfezin ucunu geçip hiç kara tarafına geçemedi,menfez ucuna kadar her yeri kum kapladı. 15 yıl sonra aynı yanlış tekrarlandı kutu menfezin ucu yine uzatıldı denize doğru. Koku yine bitmeyecek, deniz yine menfezin ucunu geçemeyecek kara tarafına, yeni menfez ucuna kadar her yeri kum dolduracak. Bu hatalar sahildeki tüm kutu menfezlerde yapıldı. Buradaki kokuya neden olan; menfezlere bağlanmış olan kaçak ev giderleri temizlenip  kanalizasyon şebekesine bağlanamadı.

 

            İlerideki günlerde ekolojik yönden çok daha şiddetli olumsuzlukların yaşanacağı kaçınılmaz. Bin yıllar boyunca koya akan derelerin taşıdığı rüsubat ve katı madde miktarı önemsenecek boyuttadır.

100. yıl bahçesinin son konumu  ve uzatılan menfezlerin, su akımına yaptığı fevkalade olumsuz etkileri sonucu Ünye denizi oldukça sığlaşmıştır. Sedimantasyon ve  Otrifikasyon nedeni  ile deniz ölüme sürüklenmektedir.

 

Ünye Denizi'ni kurtarmanın en kısa ve gerekli yolu, denize yapılan uzantıların acilen kaldırılmasıdır. Atatürk parkı önü dolgusunun kesinlikle kaldırılmasına başlanmalıdır.

 

DHL (Demiryollar,Limanlar ve Hava meydanları) İnşaatı Genel Müdürlüğü marifeti ile  dip taraması yapılmalıdır. Aksi halde huzur ve sakinlikten uzakta ticari işletme gürültüleri ile denizden uzaklaştırılarak kesintiye uğratılmış bir kordon boyuna sahip olacağımız kaçınılmazdır.

 

            Sahip olduğumuz güç ve yetkileri, topluma zarar vermeyecek ve  fayda sağlayacak biçimde ve hakkaniyetle kullanmalıyız. İşte o zaman toplumun önderi  olduk diyebiliriz. Aksi halde toplum kendini mazlum hisseder…

            Bir Atasözümüz ile bitiriyorum "Aba'nın kadri yağmur da bilinir "

Ünyeli hemşerilerime saygılar sunuyorum,

Sediman : Organik ve inorganik madde parçacıklarından oluşan, askıda katı madde özelliğini kaybetmiş ve deniz tabanına doğru çökme eğilimi göstermeye başlamış çeşitli büyüklükteki parçacıklardır.

Otrifikasyon : Bir şekilde sudaki besin maddesi miktarının aşırı artması sonucu oluşan kirlilik. Bu maddeler suya girdiği anda mikroorganizmaların hücumuna uğrar, sudaki çözünmüş oksijen tükenene kadar beslenme ve çoğalma işi hızla devam eder. Çözünmüş oksijen bittiğinde ise anaerobik tepkimeler başlar. Ondan sonra al sana binbir tane zehir; etil alkol mü istersin bütül alkol mü…

Kaynaklar:Kışlalıoğlu Mine - Berkes Fikret; Ekoloji ve çevre bilimleri

               Gross Grand M; Oceanography

               Nur Saygı

               Türkiye kıyıları '97 Konferansı

 

Deniz’in koynunda 

Karadeniz  Devlet sahil yolu  1963 yılına kadar Ünye kazasının  yerleşim birimleri içinden geçiyordu. Hükümet caddesi  Fatsa ya gidiş , Belediye caddesi dönüş yolu olarak kullanılıyordu. 1960 lı  yıllardaki devlet yolu için yapılan  birinci yıkım ile yeni sahil şeridi oluştu.  Çevre yolunun yapılması ile ikinci yıkımdan  kurtuldu Ünye. Kıyı kenar çizgisi; Ada daki (Çömlekçi) çay bahçesi dolgusu, sonraları  beton  ilavelerle epeyce şişmanlatılarak oturduğu alandan deryaya doğru taşan 100. yıl dolgusu (Bu günlerde yıkılan Park Restoran yerindeki yapı doğası gereği deryaya doğru yürüyor) ve tabakhane deresi ağzındaki kayık çekeği dolgusu ile değişti. Bu değişimlerin etkileri ile birlikte araştırma yapılmadan, teknik gerekler dikkate alınmadan yapılan dere menfezlerinin denize uzantıları düzensiz kum alanlarının oluşmasına neden  oldu. Eski kayık çekek yeri dolgusu önüne yapılan ve   bütün teknik itiraz ve ricalarımıza ve verilen söze rağmen belirlenen yerde durdurulmayarak yapılan aşırı dolgu ile  öldürücü  darbe vuruldu. Üzerine Atatürk parkı tesis edildi.

1994 yılında yürürlüğe koyduğumuz 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi  (BMDHS) Denizlerin korunması ve muhafazası ile ilgili hükümler ile Devletlere yapılması zorunlu işler yüklenmiştir. Özellikle denizin bilinçsiz bir şekilde doldurulması ekolojik dengeyi de  alt üst etti. Bin yıllar boyunca koya akan derelerin taşıdığı  katı maddeler ve gelişi güzel dolgular ve uzatılan menfezlerin deniz su akıntılarına yaptığı fevkalade olumsuz etkileri sonucu Ünye denizi oldukça sığlaştı ve kenar çizgisi arkasında devasa kumluklar oluştu. Sığ denizde deniz suyu sıcaklığı yükleldi. Deniz suyu ısının yükselmesi ortamda yosun türü bitkilerin hızla çoğalmasına ve kıyılarda yosun birikmesine yol açtı. Bu yosunlar dibe çöküp ayrışma sonucu,  dip sulardaki oksijeni de tüketirler ve hidrojen sülfür  gazı ortaya çıktı. Bu da dehşetli pis kokuya sebebiyet verdi zaman zaman. Sedimantasyon ve  Ötrofikasyon  denizimizi ölüme sürüklenmektedir.

Kum birikimine sebep menfez uzantıları ve oluşumlar ortadan kaldırılmalı, İlgili kuruluşlar tarafından Ünye  koyunda dip taraması yapılmalı, sahilimize biriken kum alınmalıdır. Ünye’mizi denizden uzaklaştırmamalıyız.

Hopa’ya kadar olan sahil kasabaları arasında  denizin koynunda  telli duvaklı  bir gelin gibi uyuyan nadir  şehirlerden birincisiydi Ünye. Kıymet bilmememize  rağmen yine de deniz ile iç içedir Ünye’miz. Gezi kordonu ile deniz arasına her ne sebeple olsun yeşil alanlar sokmamalıyız. Ünye’mize  yapılan  yakıştırılmalarından biri de  “Yeşil Ünye” dir ve bu kavramı doğasında fazlası ile barındırmaktadır. Bu karakterin; mahallerimizde  mümkün olduğunca çok ve olabildiğince yeşil alanlar, şehir koruları ve çay bahçeleri  tesis edilmesi ile sürdürmesi yeşil  Ünye adını ebedi kılacaktır.

 Denizin koynundaki bu şehrin daha da  bozulmasına izin vermeden  gelecek nesillerimize aktarmak vicdan ve insanlık borcumuzdur.

 Pişman olmamanın tek yolu, akıl ve bilimin gerektirdiklerini hırsların önünde tutarak uygulamaktır. Kötü olanın  düzeltilmesi, eşsiz güzellikteki sahilimizi  ticari amaç ve beklentilerinden koruyarak ve olduğu gibi, doğal hali ile muhafaza ederek her m² sini; ücretsiz faydalanmak üzere insanlarımızın hizmetine sunulması talebimizin gerçekleştirilmesini Belediyelerimizden ve yöneticilerimizden istiyor ve kesintisiz desteğimi açıklıyorum. Saygılarımla.  23.Ağustos.2019                     

Sediment : Organik ve inorganik madde parçacıklarından oluşan, askıda katı madde özelliğini kaybetmiş ve deniz tabanına doğru çökme eğilimi göstermeye başlamış çeşitli büyüklükteki parçacıklardır.

Otrifikasyon : Bir şekilde sudaki besin maddesi miktarının aşırı artması sonucu oluşan kirlilik.Bu maddeler suya girdiği anda mikroorganizmaların hücumuna uğrar,sudaki çözünmüş oksijen tükenene kadar beslenme ve çoğalma işi hızla devam eder. Çözünmüş oksijen bittiğinde ise anaerobik tepkimeler başlar,ondan sonra  bin bir tane zehir…

  Eren Tokgöz   

 İnşaat Mühendisi

 

 

 


Bu haber toplam 896 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 1 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Mehmet Kavaklıoğlu 16.06.2021 07:10
Erenciğim, Mimar var, mimar mühendis var yüksek mimar var ama biolog mimar olduğunu bilmiyordum. Öperim Gavaklu Memet

Yazarın Diğer Yazıları