HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ordu reklam ajansı akıllı ev sistemleri akıllı ev

MİSAFİR KALEM

MİSAFİR KALEM

İrfan Yıldız BEŞLİOĞLU/ÇEVRE SAVAŞIMI NEDEN SONUÇSUZ KALIYOR?

9 Haziran 2021 Çarşamba Saat: 18:29

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” (Anayasa Md. 35)

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” (Anayasa mad 36)

“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

 Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”(Anayasa md.43)

“Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. (Anayasa md. 44)

“Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla,  tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.”(Anayasa madde 45)

 “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

  Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesi önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir. “ (Anayasası madde 56)

“Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve

sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.”(Çevre Kanunu madde 1)

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak

etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok

olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre

kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü,

Çevre kirliliği: Çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etkiyi,

Sürdürülebilir çevre: Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel

değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini,

Sürdürülebilir kalkınma: Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını…” (Çevre Kanunu mad.2)

“Bu Kanunun amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin

sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi

ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli

sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları

belirlemektir. (Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu mad.1)

“Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması,

tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve

bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme

sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi,

amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile

görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar.” (Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu mad.2)

“ Yeraltı suları umumi sular meyanında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların her türlü araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili bu kanun hükümlerine tabidir.”(Yeraltı Suları Hk. K.md.1)

Yeraltı suyu: Yeraltındaki durgun veya hareket halinde olan bütün sulardır.

Yer altı suyu deposu: Bünyesinde yeraltı suyu bulunan tabakalardır ki, bu tabakaların her hangi bir noktasından su çekildiğinde, bütün su kütlesine tesir edilmiş olur.”  (Yeraltı Suları Hk. K.md.2)

Konunun içerik, önem ve yaşamsallığını ortaya koymak adına; yukarıda Anayasal ve yasal birkaç dayanak saydıktan sonra, uygulamaya, sitemkârca ve esefle değinelim.

Kardeşler! Dostlar!

Çevre, kuru söz değil, yaşam ya da ölüm sorunudur. İnsanların ve özellikle de, ilgili yerlerde yaşayanların -çoğunluğunun- bu konulara duyarsızlığı ve ilgisizliğini anlamak olası değil! İlgili yöre insanlarının ya parayla/çıkarla aklı çekiniyor ya da (erki elinde bulunduranlarca) siyasal/yönetimsel ve kolluksal baskı kurularak, sindiriliyor. Bu durumda, siyasal partilere, sivil toplum kuruluşlarına (odalara, derneklere, vakıflara, kent konseylerine, ..vb.) ve özellikle basına/medyaya çok büyük görev düşüyor.

Ne yazık ki, isminde çevre sözcüğü bulunan kimi oluşumların, ‘sarı sendikaların’ negatif yapısı benzeri, ‘sarı çevre dernekleri’ de söz konusu olabiliyor. Siyasal erki ve yönetim aygıtını elinde bulunduranlar çevre’ye sahip çıkmayınca, onların yönlendirmesindeki yerel yönetimler de konuya değer vermeyip tersine çevre talancılarını korur bir yaklaşıma girince... Bu çevre savaşımları güçsüz ve etkisiz kalıyor... İlk başta gösterilen güçlü ve coşkulu tepkiler, yıldırma ve sindirme yöntemleriyle kırılıyor. Açıkçası, sonuçta, anamalcıların/anaparacıların dediği oluyor. Yerel ve Genel Yönetimlere yapılan başvurulara duyarsız kalınınca ve yargısal yollardan da bir türlü olumlu sonuç alınamayınca (ne yazık ki, genel olarak, yönetsel yargı, bu işlerde, yürütmeyi durdurma kararı vermiyor -verse de uygulayacak yer/kat/görevli bulmak, büyük yetenek ve yetkinlik istiyor- ; yargılama uzun sürüyor, sonuçta olumlu karar (genellikle) çıkmıyor; çıksa da, 1 ay içinde uygulanması gereken İdare Mahkemesi kararlarını, ilgili İdare birimleri, Anayasaya ve yasalara aykırı davranarak, uygulamıyor; diğer yandan, karara karşı yasal başvuru yolları içinde, süreç uzuyor; sonunda, eğer varsa olumlu karar kesinleşse de, o zaman içinde herşey bitmiş oluyor... O zaman, duyarlı ve ilgili yurttaşların haklı çevre savaşımı, söylem düzeyinde kalmış oluyor. Eylem düzeyinde olanlarsa, siyasal genel/yerel yönetim ve buyruğundaki görevlilerce, özellikle kolluk gücüyle, çok katı ve acımasız biçimde kırılıyor, bastırılıyor. Eylemciler hakkında soruşturmalar yapılıyor, tutuklamalar yapılıyor, davalar açılıyor, yargı kararlarıyla, mahkûmiyetler veriliyor. Özetle, çevre savaşımı ve direnci için, (muktedirlerce ve siyasal erk tarafından) yurttaşlara bırakılan mücadele alanı oldukça dar, mücadele enstrümanları çok kısıtlı,

Mücadele yolları dikenli, dallı budaklı, çakırdikeni ve çakmak taşıyla dolu ve bedeli ağır... Buna karşın, bu denli güçlük ve engeller olsa da; birtakım özverili, duyarlı, kararlı ve yararlı insanlar, yüreklice ve yiğitçe, diyebiliriz ki kahramanca, doğaya ve çevreye (insana ve topluma; ekolojik dengeye), -Anayasal ve yasal- yaşama ve yaşam hakkına sahip çıkmaya devam ediyor. Söylemek gerekir ki, gerekli yasalar var ama uygulamak mevkiindeki olan görevli ve yetkililerde -uygulama için istek- irade yok. Siyasal erki ve yönetim yetkisini elinde bulunduranlar, kamu aygıtına hükmedenler, ilgili birim ve kademelere, ‘çevreye ve çevrecilere sahip çıkın’ yönünde bir olumlu telkinde bulunmuyor, tersine, söz ve uygulamalarıyla, aksini salık veriyorlar. Oysa ülkenin ve kamu yönetiminin en birinci önceliği, ekolojik dengeyi, doğal/sağlıklı/yaşanabilir ortam ve koşulları korumak olmalıdır. İnsan ve yaşam, ger türlü ekonomik değerden, her türlü kâr ve ranttan çok ama çok çok değerlidir; insan ve yaşam, rantla/kârla mukayese kabul etmez. Demek oluyor ki, siyasal ve yönetimsel erke egemen olanların (yani siyasal iktidarların) yeğleyişi (tercihi) olmayınca, çevre/doğa için savaşım olanak ve yolları çok çetin/girift ve çileli oluyor. İşte sorun budur. Ama inanıyor ve düşünüyorum ki; insan, toplum, doğa, doğal çevre, yaşam yani ekolojik denge, yani iyilik ve erdem kazanacaktır! Saygıyla...

 


Bu haber toplam 518 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları