HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

PANDEMİ FOTOĞRAFLARI.

23 Haziran 2021 Çarşamba Saat: 17:39

“Pandemiyle boğuşan sağlık çalışanlarının yoğun,  yorgun  ve  hüzünlü  resimleri. Acılı günlerin  hatıraları.”

Ekim 2020. Doktorunun gözünden  bir Pandemi Servisi. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Pandemi  Servisi’nde görev  yapan Doktor  Burcu Çoban, Salgın’ın başladığı mart ayından itibaren,  meslektaşlarını iş başında görüntülediği fotoğrafları, salgın günlerini  genç nesillere aktarabilmek için  saklıyor ve  kopyaları da, üniversite  arşivine  konulmuş.

Hastanenin her  bölümünden,  yaklaşık olarak,  500  kadar fotoğraf çektiğini  anlatan Dr. Burcu Çoban, çalışmalarını,  “Hastanede,  aklınıza gelebilecek her yeri fotoğraflamaya  çalıştım. Fotoğrafları görenler,  olayın içinde olduklarını  hissettiklerini söylediler. Sağlık çalışanlarının  doğalını  bozmadan, onların işlerini etkilemeden yapmaya  çalıştım. Ve  başardığımı  düşünüyorum.  Beni  en çok heveslendiren düşünce, bundan 50 yıl sonra bu fotoğrafları gören insanlar, neler  yaşadığımızı,  nasıl bir  ortamda çalıştığımızı  görebilecekler.” şeklinde konuşmakta.

Corona virüs  salgını ile sağlık çalışanları olarak zorluk  yaşadıklarını  aktaran  Dr. Çoban, “ Tarihi  bir sürece  tanıklık ediyoruz. Sanatında,  bu süreçten olumlu etkilendiğini düşünüyorum. Çünkü, sürecin başında, herkeste,  yeni bir dünyayla karşı karşıya olduğumuz  düşüncesi  oluştu. Bir çok insan, hayatımız  eskisi  gibi olmayacaksa,   yeni hayatta nasıl mutlu  ve verimli olabiliriz, diye  düşündü. Sanata yönelen çok insan oldu. Bendeki fikir de bu şekilde çıktı. Bu fikri idari birimdeki hocalarımızla paylaştığımda, çok olumlu yaklaştılar.” Diyor.

Bu güne kadar bazı  şeyleri     defalarca   yazdım ve tekrar  ediyorum. Bu virüs,  mağara  virüsü. Yani ,   5 ile 15  C’ ler arasındaki  serin ve  mağara  dehlizlerinde  yaşam bulmuş bir mutant virüs. Bu nedenle , ılıman yağışlı  ortamlarda  rahatlıkla  yaşayabiliyor,  çok soğuk, çok sıcak ve çok kuru ortamlarda  yaşayamıyor. Ayrıca  Far UV-C  gurubu Ultraviyole- Mor ötesi  ışınlarına da  dayanamıyor.   O nedenle,  UV’ nin  bol olduğu, kuru- sıcak yaz mevsimlerinde  ve  bu iklimin  sürekli sürdüğü  ekvator  çevrelerinde  etkisi  zayıflıyor. Belkide milyonlarca yıldan beri vardı.

 

Mağara canlılarından yarasalardan çiftlik hayvanlarına, oradan da  insanlara bulaştı. Ne zaman bulaştı, küresel ısınma nedeniyle artık  havaların çok soğuk olmadığı bir  kasım ayında. Yine  aynı  nedenle, bu yıl, havaların bir türlü  soğumadığı  karsız   kış aylarında,  zaten nemli  iklime sahip,   virüs için en uygun bir yaşama ortamı bulunan  Karadeniz’de,   büyük bir patlama  yaptı. Virüs,  bulaşımlı, ancak  henüz  hasta  olmayanlar nefes alıp  verdikçe  havaya  karışıyor, havada kalıyor, hemen yere çökmüyor   ve  hafif rüzgarlarla  her yerlere  yayılıyor. İstanbul iklimi de  Karadeniz  sayılr.

 Hijyene  gelince, halkımız, maskede takıyor, elini de yıkıyor. El yıkamanın çok fazla bir  önemi  yok. Elden virüs bulaşmıyor. Ağız-burundan nefesle bulaşıyor.  Maske  % 95 koruyor, ancak   solunumla, % 5  kadar  virüs girebiliyor veya hasta kişiden dışarıda çıkabiliyor ve havaya  karışan  solunumdaki  ağız salgılarında  bulunan sıvı  damlacıklarına  yüklenmiş virüsler, damlacıklarla beraber havada  kalıyor, hemen yere inmiyor.  İnsan yoğun ortamlarda   bulaşım olmaması  imkansız. Siz, daha önce, diyelim ki, 15-20 dakika önce  bulaşımlı  bir kişinin geçtiği bir koridordan da  geçseniz, odaya da girseniz,  yeni boşalmış  dolmuşa da binseniz, mutlaka  bulaşım  olmuştur. Şehirde kimsenin  olmadığı  bir ana  caddede yürüyorsunuz,  veya  bomboş  bir  toplu  taşıma  aracına  bindiniz. Bulaşmamış  olması  şansınıza. Açık söyleyeyim,   şu ana  kadar, özellikle  kışın ılıman  geçtiği metropollerde bulaşmayan  insan çok azdır.  Kesinlikle  virüs  bulaşmıştır. Çare ..Eve  gelene, dükkana girene, .. dök kolonyayı,  maksat geleneksel Türk  hijyen  ikramı.    

 Korku  her yeri bastı. Kimse  corona  korkusuna  çay ikramı bile almak istemiyor. Ay, ne yapacağız. Tek  ve en kesin çare, ne  şekilde olursa olsun, ister  dolmuşta  tek başınaydınız, ister en kalabalık  caddeden de  geçtiniz, toplumla temas ettiğiniz gün, eve geldiğinizde dış kıyafetler,  mutlaka  yıkanmaya, veya  soğuk ve kuru bir yerde  bir gece bekletilmeye, mümkünse  duş,  en azından,  mutlaka  namaz aptesi alır  gibi,  el, yüz yıkama, ağız  çalkalama, burun  temizleme   şeklinde  dezenfeksiyon, yani enfeksiyonu  def etme. Tek  ve kesin çare  bu.  Mümkünse,  ağız  ve buruna  alkol-kolonya  solunumu. En kesin çözüm. Bazı  muzip arkadaşlar , ‘İçsek olmaz mı?’ olurda,  ağız temizlenir, ama, burundaki  virüsler kalır. Alkol  istemiyorsanız,  pratik olarak, ağız,  burun spreyleri. Limonatada hafif  asittir,  ağız boğaz yollarını  dezenfekte  eder.  Eve dışardan gelen misafire, dükkana  gelen  müşteriye , kişiyi rencide  etmeden, bir  münasip  şekilde  bol kolonya  ikramınında  sonsuz  yararı vardır. Tedbirsiz  davranıp, yukarıda  anlattığım şekilde  ve özellikle de,  tekrar  tekrar  virüs  alanlar,  hastalığı  çok  ağır  geçiriyor. Sonrasında,   hayat  burnunuzdan gelir...

Aşınızı mutlaka olunuz ve aşılar arasında, etki gücü yönünden fark yoktur.  Aşılar, genç, yaşlı, çocuk, kadın - erkek bedenin  antikor  üretme gücüne  göre , % 90-95’e  kadar  bağışıklık sağlar. Aşılı  iseniz de,   kendinizi kollayın. Aşılı da olsanız, zorunlu olmadıkça, dışardan gelen  herkesten ve   herşeyden  sakının.Antikor  oranınız  çok  yüksek, yükselmiş  olmayabilir.Tekrarlayan bulaşımlarda, yaşlılar, aşılı  olsalarda  kurtulamıyorlar. İki  şansımız  var.  Geçirdiğimiz  karantina  faydalı  olabilir.  Yaz geliyor ve yaz  mevsiminin  sıcak ve kuru havası ile güneşin  UV-C gurubu  ışınları  altında  virüs çok yaşayamaz.

Aslında, bu  karantina, virüs  çok  yayılmadan,   henüz   lokal  seviyelerde iken,  geçen yıl, Ramazan’da  yapılabilseydi, daha  iyi olacaktı. Ülkemizin, şartları müsaade etmedi. Yaz mevsimine  gelince, diyeceksiniz ki, hocam,  yaz  mevsimi  dediniz, ekvator  dediniz, Brezilya ve  Hindistan,  bunlar  hem sıcak, hem de biz yazdayken, onlar, güney yarımkürede  kıştaydı. Onlar neden yüksek  ölüm oranları yaşadılar, yaşıyorlar. Ufak bir  açıklama.  Birincisi. Brezilya’da   Amazon Ormanları, Hindistan’da , Muson  Ormanları. İkisi de  sıcak  ve  nemli,  kar-kış  hiç yok. İkincisi. Brezilya’daki, tahsilli  cehaleti,  ihmali, boş vermişliği,   devlet  başkanı   gazetecilerin  önünde, maskesini  havaya  atarsa, halk  zaten  oralarda  özgür  takılmaya  alışmış, zora gelemez, aşıyı da  önemsememişlerdir, sonuç malüm. Hindistan  ise, fakirlik  acizliği, imkansızlık,  çaresizlik,  pislik  ve  negatif  hijyenlik, aşısızlık,   oralarda  aşı mı  var ki,    Racalar ne yaptı,  acaba?

Salgınla ilgili  konular, zaten, tüm   kamuca,  benden iyi  takip  ediliyor. Her kes, her şeyi benden çok biliyor, amma, konu  medyada  o kadar abartılı  bir şekilde  didiklenip, sorgulanıp,  polemik  yapılıp,  o kadar  parça parça ediliyor ki, vatandaşın kafasında  toparlanması   kolay değil. Kısacası, Türkiye, tüm zorluklara  rağmen,  elinden geleni  yapıyor.   Erciyes Üniversitesi’nin öncülüğünde  yıl başında  başlatılan  yerli aşı üretim ve  deneme çalışmaları hızla  ilerliyordu  ve  denemeler  tamamlanınca,   Nisan Mayıs  aylarında   toplumun büyük  kısmı  aşılanmış olacaktı. Ne olduysa,  2. Faz deneme aşılanmalarından sonra,   yeniden başa  dönüldü  ve ister istemez, dışarıya  muhtaç olduk. Durumu ahvalimiz  hiçte  iyi  sayılmaz. Onlarca  milyon  kişi aşı bekliyor. Elbet, bu günlerde geçecek. İyi günlerde  torunlarımıza anlatacağız, inşallah.  Birde iyi haber  verelim, şu malüm  baş belası  sıtma  ilacı, tedaviden tamamen  çıkartıldı.                                                   

 Saygılarımla ve  Sağlıklı Günlere dileklerimle. Turgay Güven.

 

 

 

 


Bu haber toplam 310 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları