HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Beyaz Gemiler

29 Haziran 2021 Salı Saat: 20:08

Çocukluğumda hamsi motorları iskeleye yanaşır, kovalarla kasalara doldurulan hamsiler iskelenin başına kadar gelen kamyonlara yüklenirdi.

 Gece avlanan balıkçılar sabahleyin ağızlarına kadar dolu motorlarla dönerler ve yüklerini boşaltmak için sıra beklerlerdi iskelede. Motorların beş altı  tanesi yan yana iskeleye yanaşır yüklenen kamyonlar  Ankara  Konya, Kayseri, Eskişehir gibi Anadolu illerine doğru yola çıkarlar, taze hamsi ve balıklar tezgahlarda olurdu. O şehirlerde balıkçılar: “Ünyeli geldi,  Ünyeli geldi” diye satarlardı balıkları.

 Bu uzun yıllar böyle sürdü.

Bugün yine uzun yılların ötesinden denizle ilgili iki konu var sevgili okuyucular.

Motorculuk ve Balıkçılık.

Ünye'de bu iş kollarından motorculuk çoktan bitti, balıkçılık ise can çekişiyor.

Küçükken babam kalkan balığı alırdı, taşımakta zorlanırdım, on santim kalınlığı vardı, annemin bir balık kesme satırı vardı kalkan balığını tahtanın üzerine koyar kare, kare dilim  keserdi, biz balık yemeden duramazdık,  palamutları lakerda yapardı, hamsileri tuzlardı annem.

 Bu iş kolunda işler çok iyi değil. Yeni balık avlama teknikleri denizin dibini tarayarak balıkların yuvalarını yok ettiler ve denizi kuruttular, geçen yıl hamsi az çıktı bu yılda sinyal veriyormuş, Kalkan, Morina, Kırlangıç ve Torik gibi balıkların nesli tükendi, bugünkü generasyon bu balıkları tanımıyorlar.

 Ünye'de deniz taşımacılığı da, zamana ve teknolojiye yenik düştü. Yaşı ellinin üzerinde olanlar motorları, çaparları, balıkçı kayıklarını ve Ünye'ye gelen yolcu gemilerini, tuz gemisi, gaz gemisini, posta vapurunu hatırlarlar. Yine o dönemin çocukları çocukluklarını bu mesleğin son temsilcisi, son kaptan Yaşar Kaptan ve Dumantepe motoru ile hatırlarlar, motorculuk Ünye'de kaybolmuş bir zamanı anlatan hüzünlü bir hikayedir.

 İstanbul-Hopa-İstanbul

Karadeniz kıyısındaki il ve ilçelerde yaşayan insanlar karayolunun gelişmediği yıllarda, İstanbul'a gemilerle giderlerdi. Ünye'den otobüsle İstanbul'a ilk yolculuk, Mithat Kısacıkoğlu'nun Wehite (o yıllarda Wahit) derlerdi makta uzun tahminen 40 kişilik otobüsü ile yapıldı, yıl  1955 olabilir, yanılıyor olabilirim bu konuda bilgisi olanlar lütfen beni düzeltsinler. Acaba o yolculuktan hayatta olanlar var mı, şoförü kimdi, İstanbul'a nasıl ve kaç saatte gitmişti bilemiyoruz.

 Karadeniz'de sefer yapan gemiler, siyah gemiler, beyaz gemiler diye ikiye ayrılırdı, siyah gemiler biraz daha eski idiller. İstanbul- Zonguldak-İnebolu-Sinop-Samsun-Ünye-Ordu-Giresun-Görele-Vakfıkebir-Trabzon-Sürmene-Pazar-Hopa'ya kadar gider yolcu ve yük indirir, sonra tekrar aynı limanlara uğrayarak yük ve yolcu alarak İstanbul'a dönerdi.

 Ünye'de bu yolcu ve yük yükleme işi 3-4 saat sürerdi. Ünye'den tüccarlar İstanbul'a satılmak üzere, fındık, kendir, fasulye, mısır, elma, armut, canlı tavuk, yumurta, koyun ve benzeri ürünleri gönderirdi.

Siyah Vapurlar

Siyah vapurlar genelde gazyağı, tuz ve posta taşırlardı. Bunlar Aksu-Tarı-Sus-Cumhuriyet-Tırhan-Kadeş-Etrüsk-Güneysu idi. En görkemlisi Cumhuriyet'ti. Ünyeliler bu vapura bastonlu vapur derlerdi. Bazen aynı anda iki veya üç vapur birden gelip Ünye'nin tam orta yerine demirlerlerdi,  sonra teker teker hareket ederler düdük çalarak Ünye'ye veda ederlerdi.

 Beyaz Kuğular

Sonra yolcu gemileri beyaz gemiler gelirdi.. Ege-İzmir-Ankara-Samsun -İskenderun-Ordu-Giresun-Trabzon.

 Bunlardan Ordu-Giresun-Trabzon kardeş gemilerdi.

Ege-İzmir ayrı bir kardeş..

Samsun-İskenderun ise ayrı bir kardeştiler.

 Benim en çok sevdiğim  "Ankara " idi. Ankara, İkinci Dünya Savaşı'nda˜ hastane gemisi olarak kullanılmış, savaştan sonra yolcu gemisi olarak değiştirilmiş ve Türkiye'ye satılmıştı.

 Bu vapurlarda doğum olduğu zaman beyaz bayrak çekilirdi. Doğan bebeğin hüviyetine doğum yeri vapurun adı yazılırdı. Ordu vapurunda doğmuşsa hüviyetine doğum yeri  "Ordu Vapuru" yazılırdı.

 Samsun tarafından gelenler, fenere doğru dik gelirdi, sanki fenerde karaya çıkacakmış gibi yakın geçer birden dönerek limana inerlerdi.

 Gemi daha görünür görünmez motorlar hareket ederler, demir atma yerine geldiği zaman onlar da geminin yanında olurlardı. Yolcular vapurun yanından indirilen bir iskele ile yukarı çıkar, yükler ise vinçler vasıtası ile geminin ambarlarına alınırdı..

 Yükleme ve boşaltma işleri bittikten sonra demir alır, burnunu fener tarafına doğru çevirir, düdük çalıp Ünye'yi selamladıktan sonra yavaş yavaş gözden kaybolur  Fener burnunu yalayarak geçerlerdi.. Gemiye yük götüren motorlar geri döner, deniz durgun ise açığa demirlenir, fırtına veya dalgalı ise karaya çekilirdi.

 Hüzün hep hüzün.

 Ünye'de yetmişli yılların başında bu iş bitti, yolcu ve yük taşımacılığının kara yoluna kayması nedeniyle artık gemiler gelmez oldular

Tarı, Kadeş, Tırhan, Aksu, Güneysu  söküldü jilet yapıldı.

Trabzon, Ordu, Deniz Kuvvetlerine verildi..

Ege, İzmir kardeş gemilerdi, biri yandı biri söküldü..

Samsun-İskenderun kardeştiler jilet yapıldılar.

Ünye'de motorlar ve mavnalar, karada bakımsızlıktan çürüdüler, motorları hurdacılara, odunları ise çömlek fırınlarında odun olarak yakıldı.

Böylece Ünye'de motorlar, vapurlar dönemi kapanmış oldu.

 Bu hikayeyi yaşı ellinin altında olanlar bilmezler. Bu motorlarda makinist ve tayfa olarak çalışmış bir kaç kişi kaldı hayatta. Geçen yıl Dumantepenin makinisti Adnan Abi hayattaydı, “Bir dahaki yazı göremem Yaşar Kaptan derdi bana, hikayede adı geçen kaptan  Yaşar Kaptan benim amcamdı.

 


Bu haber toplam 299 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları