HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

AHMET DERYA VARİLCİ

AHMET DERYA VARİLCİ

Arkeolojik Emperyalizm

29 Haziran 2021 Salı Saat: 20:11

Yeni bir emperyalizm türünden söz ediyor.

Aslında yeni sayılmaz...

Arkeoloji biliminin emperyalist emellere alet edilmesi dense, anlayacağız.?*

Ama öyle demiyor...

“ Arkeolojik emperyalizm, bu topraklardan İslâm’ın izlerini siliyor ama biz uyuyoruz yine!” diyerek arkeolojyi de emperyalizmi de kavram karmaşası içine sokuyor.**

Arkeoloji adına yapılan namussuzlukları yazmıyor da doğrudan bir bilimi hedef alıyor.

Uyumuyoruz, hatta uykularımız kaçıyor!

 

****

Önce bir arkeoloji tanımı yaparak giriyor mevzuya...

“Arkeoloji; sona ermiş, bitmiş bir tarihin korunması bilimi olarak kabul edilir.”

Bak buna fazla bir itirazımız yok.

Eksik de olsa, kabul!

Ama bu tanımı inanarak yapmıyor yazarımız, aksine...

“Tam anlamıyla hurafedir bu!” diyor.

“Üstelik de en masumane gözüken çağdaş hurafelerden biri!” diye ekliyor.

Tanımını yaptığı (yahut bir yerden alıntıladığı) arkeoloji kavramını bir kalemde bilim olmaktan çıkarıp hurafe haline getiriyor.

Hurafe kelimesinin sözlük anlamı gerçek ve akıl dışı olan, herhangi bir dayanağı bulunmayandır. Hakikat kelimesiyle zıt anlamlı olan hurafeler, efsaneye ve batıl inançlara dayanır. Özetle; dört ayrı anlamda kullanılabilir:

1- Uydurma, 2- Safsata, 3- Batıl, 4- Efsane.

 

****

“Hurafe” demekle de yetinmiyor yazar; “Arkeoloji, savaşmadan tarih yapmanın en kestirme yoludur.” diyor.

“Tarihi çarpıtmak, tarih imal etmek, arkeolojik hakimiyet aracılığıyla dünyaya hakim olunması...”

“Bu topraklardaki tapu senedimizin elimizden alınması....” diyor.

Sonuç:

“Zihnen Bizans’ın çocukları olduklarını ispat edercesine Müslüman Anadolu kıtasının altını oyuyorlar, her tarafı arkeolojik kazı çöplüğüne dönüştürmüş, gece gündüz demeden, Avrupa Briliği fonlarından fonlanarak, başka şer şebekelerden beslenerek bu toprakların İslâmî tarihini, geçmişini kazıyacak, bu topraklarda bizim işgalci olduğumuzu göstermeye kalkışacak hummalı bir kazı çalışması yürütülüyor ülkenin dört bir tarafında. 600 küsur kazı yürütülüyor el’an ekiplerle Anadolu çapında!”

 

****

En ideolojik bilim dalı, arkeolojidir.

 

En ideolojik tarafından da olsa, arkeolojinin bir “bilim dalı” olduğunu teslim eden yazar, “hurafe” olarak tanımladığı bu bilim dalı aracılığıyla başta İstanbul olmak üzere, Anadolu’nun her tarafının İslâmî köklerinden koparıldığını iddia ediyor.

“İşte bu medeniyetin birikimini, ruhunu, ruh köklerini bir kez daha tarihe gömen, ikinci kez yok eden bir cinayet işleniyor memlekette. Bu topraklardaki tapu senedimizi elimizden alacak, bizi bu topraklardan sürecek yapıları adım adım inşa ediyor birileri arkeolojik kazı numaralarıyla…”

Şimdi kalkıp bu köşe yazarını, arkeoloji eğitimi veren üniversitelerden birine davet ederek; “Arkeoloji nedir, neden yapılır?” türünden bir eğitime tabi tutsak, değişen bir şey olur mu? Anadolu’nun muhtelif yerlerinde arkeolojik kazı yapan, bu eserleri dünyaca tanınmış müzelerimizde sergileyen bilim insanlarımızla buluştursak, düşünce tarzı değişir mi?

Hiç sanmıyorum.

Benzer şekilde düşünen düzinelerce insan tanıyorum.

Bir tanesi de bir esnaf arkadaşımın babasıydı.Ünye’de restore edilen tarihi evleri yazdığımız bir dönemde, bize öğütte bulunmuştu:

“Yazmayın bu eski evlerle alakalı!” demişti.

Biz bu tarihi evlerle ilgili yazıyoruz ve restore edilmelerini öneriyoruz ya, tutup bu memleketten giden Rumlar bu evleri geri isteyebilirlermiş.

O daha reel bakıyor meseleye; işe İslâmi mülahazaları katmadan, mülkiyet açısından bakıyor... Mübadele yıllarını kastederek; “Biz de Evlad-ı Fatihan’ın bırakıp geldiği yerleri isteriz!” demiştim.

Evet öyle yaparız...

Yüreğinizi ferah tutun, hiç kimse tapulu arazilerimiz üzerinde hak iddia edemez!

İslâm’ı da içimizdeki çakma dincilerden başkası zaafa uğratamaz!

Bu uyarı da benden olsun!   

 

 

[*] 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısında, Osmanlı’nın elindeki tarihi eserlerin talan edilmesini, bizzat Saray’ın talimatıyla Avrupa’ya taşınmasını örnek verirsek durum daha iyi anlaşılır. Ardından toprak kaybını içeren Arap kalkışması, Arkeolog Gertrude Bell ve Thomas Edward Lawrence’in (Arabistanlı Lawrence) fonksiyonlarıyla süreç devam etmiştir. Günümüzde Irak’ın tarihi eserlerinin ABD işgalcilerince talan edilmesi, sürecin devamını gösteren somut örneklerdir.

[**] 25.06.2021, Yusuf Kaplan, Yeni Şafak


Bu haber toplam 310 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları