HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

MUSA Ö. KIROĞLU

MUSA Ö. KIROĞLU

‘Çürük aylar’ başladı, Ünye’den kaçma zamanı

1 Temmuz 2021 Perşembe Saat: 18:59

Ünye’de yaşamayı seviyorum…

İyi ki de Ünye’de yaşıyorum, diyor…  Bu anlamda kendimi şanslı sayıyorum.

Tabi bu sevginin temelinde Ünye’de doğmak, büyümek ve yaşıyor olmaktan kaynaklanan ‘aidiyet duygusu’ yatıyor.

Bir şey daha var; güzelliklerimiz…

Kanıksadığımız için yeteri kadar farkında olamadığımız güzellikleri var şehrimizin.

Ünye’ye dışardan gelenlerin övgüleriyle daha iyi fark ediyoruz güzelliklerimizi.

Bu övgüler, ayrıca bizde hoşluk yaratıyor. Ünye’de yaşamayı daha da sevdiriyor.

1999 yılı yazında Sivas Üniversitesi’nden bir öğretim üyesi misafirim olmuştu.

Sabah henüz tan ağarırken kalktık sabah yürüyüşüne çıktık birlikte.

Çamlık tarafına doğru yürürken Fener’in dibine geldiğimizde güneş denizden doğmaya başlamış…

Denizin yüzeyi güneşin yaydığı kızıl ışıklarla alev alev yanıyordu adeta.

Misafirim bir anda kala kaldı olduğu yerde… Denizdeki manzarayı seyre koyuldu.

Sonra döndü bana dedi ki;

“Bu nasıl bir şey… Muhteşem bir görüntü.”

Olduğu yerde oturdu, tekrar döndü denizi seyre devam etti.

Ta ki güneş denizden bir iki metre yükselene kadar…

Ben de seyrettim onunla…

Aslında hep seyrederek büyüdüm o görüntüyü…

Saraçlı’daki evimizin pencerelerinden yaz mevsiminde her sabah bu görüntüyle uyanırdık güne.

Dolayısıyla benim için kanıksanmış bir görüntüydü.

Güzel mi? Ne kadar güzel?

Misafirimin dediği gibi ne kadar ‘muhteşem’?

Bunları hesap etmeyi bilemez olmuşum bu kanıksama sonucu.

Ta ki misafirimin bende yarattığı etkiye kadar.

Bu etki sonucudur ki zaman zaman güneşin denizden doğuşunu özellikle izlerim.

Dedim ya Ünye’de yaşamayı çok seviyorum…

Ama iki ay var ki kaçmak istiyorum...

Temmuz, Ağustos ayı…

Bu iki ay boyunca kaçmak istiyorum çok sevdiğim şehrimden.

Büyüklerimiz bu aylar için “çürük ayları” derdi.

Havadaki nemin doruk noktaya çıktığı…

İnsanı oturduğu yerde üstten aşağı tere boğan…

Canlı, cansız çürümenin arttığı aylar…

Ünye’den uzaklaşmak…

Dağlara, tepelere, yaylalara çıkmak istiyorum bu iki ayda.

Ve bugün Temmuz ayına girdik…

Sıkıntı başladı.

Hiç hareket etmesek bile nemleniyor, terliyoruz.

Ağustos sonuna kadar bu böyle sürecek.

Kaçmaya gelince…

Bu iki ayda hep kaçmak istedim ama hiç kaçamadım Ünye’den…

Bilmem; kaçmaya fırsat mı bulamadım?

Yoksa ayrılmak mı istemedim?

Eminim ayrılmak istememişimdir, ‘gülünü seven dikenine katlanır’ misali.

Koronalı günler bitiyor mu?

Geçtiğimiz yılın Şubat ayında kabus oldu çöktü üstümüze korona illeti.

Biraz geriler gibi oldu, tekrar yükseldi…

Böyle alçalıp yükselen dalgalarla 17 ayı geride bıraktık.

Ben de 17 aydır evdeyim.

Gazete çalışmalarıma evden devam ettim.

17 ay boyunca dışarda bir şey yemedim. Bir bardak su dahi içmedim.

Bu yılın Şubat, Mart ayında aşılarım bitti. Ama ben tedbiri hiç elden bırakmadım.

Ta ki ülkemizde aşılama oranı artana, vaka sayısı düşene kadar.

Nitekim geçtiğimiz hafta ilk kez bir şeyler yedim dışarda.

Katar’dan gelen doktor yeğenimle siftah yaptım.

Artık çay, kahve içmeye başladım eş dostla…

Ama tedbiri bırakmamak kaydıyla...

Maske takmaya özen gösteriyor… Sosyal mesafeye dikkat ediyorum.

Bu arada 3. aşımı da olacağım.

Bu kadar duyarlılık gösteriyor, dikkat ediyorum; niye?

Kendi sağlığım ve toplum sağlığı bunu gerektiriyor da ondan.

Şüphesiz benim gibi herkesin kendine ve topluma karşı sorumluluğu var.

Ve herkes bu sorumluluklarının ne kadar bilincinde olur… Ne kadar uyar, uygularsa toplum o kadar sağlıklı olur.

Demem o ki her şey elimizde…

Kalın sağlıcakla…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 1.564 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları