HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

AV. KORAY MARAL / GURBET ten...

AV. KORAY MARAL / GURBET ten...

TEKRAR MERHABA

10 Temmuz 2021 Cumartesi Saat: 17:03

Buradan ilk merhaba dediğimde 2008 yılıydı. Gazetenin imtiyaz sahibi Sn. Ali Öztürk “Koray girişken bir gençsin, konuşurken sözcük seçimlerin de çok yerinde, yazı yazmayı denemek ister misin? “dediğinde Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiydim. O yaşlarda insan her şeyi bildiğini ve dahi her konuda yeterli olduğunu düşünebiliyor. En azından ben o ukalalık içerisindeydim. Hemen kabul ettim. Yıllar geçtikçe, hayatla karşılaştıkça, hayatın karşısında hep öğrenci olduğumu anlayınca şimdi öyle merak ediyorum ki acaba o yazılarda neler yazdım. Ne ‘’inciler ‘’ döktürdüm bilmiş bilmiş.  Ali Öztürk ‘ün Misafir Kalem köşesinden bir köşede adım zikredilerek yazılarımın yayımlanması konusundaki “daha değil” tavrını şimdi daha iyi anlıyorum. Gurbetten bir şeyler karalayıp elimden geldiğince takdirlerinize sunacağım artık. Ezcümle tekrar merhaba. Gurbetten hasretle…

 

SÜT TOZU İLE ISIRGAN OTU

Bizim kuşakta olmadı ama hep anlatılır. Amerika ‘dan gelen süt tozu ile bir nesli propagandalarının malzemesi yapıp Marshall yardımları üzerinden kapitalist Amerika ‘nın tuzaklarıyla her alanda üretimimiz darbe aldı, üretemeyen bir ülkeysek sebebi bu Kapitalist anlayıştır diye. Okullarda dağıtılan ve faydaları saya saya bitirilemeyen, bize bir medeniyet mucizesi olarak takdim edilen Amerikan süt tozunun bizim süt üreticisini bitireceğini elbette düşünmedi hiç kimse. Peşinden gelen hazır kahveye katmak için tanıyorduk artık süt tozunu. Bir de Amerikan filmlerindeki sabahları kahvesiz “ayılamayan”, güzel giyimli, iyi otomobilli modern insanları da görünce daha bir anlamlı geldi bize süt tozu.  Zira “muasır medeniyetten ne gelse tabiki doğrudur!” kabulü ile iyisini verene razı gelip üretmedik. Ürettirilmedik. Uçak fabrikaları hurdaya, inekler kaderine, Devrim arabaları müzeye, yerli gübreler tarihe terkedildi.

Bu kapitalist yaklaşım öyle bir hal aldı ki, Sovyet tehdidi de ortadan kalkınca planlamanın diğer evresi başladı. Artık “gelişmekte olan” ve “pazar” özellikleri ile muasır medeniyetler tarafından tanımlanmış bir ülke olma “şerefine” nail olduk. Artık hibe yerine satın alabilen bir ülke oluvermiştik. Bu kademe atlamak anlamına geliyor tabi. Verdikleri krediler ile ekonomimiz “büyürken “yeni yeni sorunlarımıza yine harika çözümler bulan ülkemizin stratejik ortakları, fındık toplarken ellerimizin ısırgan otu tarafından yanmaması için de harika bir ilaç buluverdiler. “Isırgan İlacı”. Üreticinin bir kurtarıcı gibi, fındıktan sonra ödemek üzere gidip aldığı, otu, böceği, ısırganı ne varsa ocağın dibinde sapsarı yapıp yok eden o mucizevi “ilaç”.

Karadenizli olduğundan uzunca bir burna sahip “Kara Tırpan” ile eş zamanlı hareketlerle bahçelerde çalışan onlarca işçi yerine bir bidon “ilaç”, sırtta taşınan otomatik pompa, bir bilemedin iki adam ile hallettik işi ne mutlu!

Öldürdük yaşamı fındık bahçelerinde. Fındığın kalitesi düştü, köyde bir tane bile çocukluğumun mucizesi Ateş Böceği kalmadı artık. Zehirledik. Ahmet Maral emmimin evinin önü ışıldamıyor artık. Şimdi de süt tozunu satanların bilim insanları kanserojen diyor, ısırgan ilacını satanlar fındıklarınız ilaçlı diyerek ihracını engelliyor!

Ne diyeyim “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! “


Bu haber toplam 219 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları