HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

İBRAHİM HAKAN GÜN

İBRAHİM HAKAN GÜN

FINDIK TARIMIN DA TOPRAK ASİTLİĞİ ( PH ) BÜYÜK RİSK.

24 Temmuz 2021 Cumartesi Saat: 16:16

Asit yağmurları, fosil yakıt atıklarının doğal su döngüsüne karışmasıyla oluşur. Özellikle

sanayileşmenin yoğun olduğu ve fosil yakıtların enerji tüketimi olarak kullanıldığı bölgelerde

kömür ve petrol gibi fosil yakıtların yakılması sonucu atmosferde kükürt ve azot içeren gazlar

birikir.Bu gazlar havadaki su buharıyla birleşince bir kimyasal tepkime meydana gelir. Bu

tepkime sonucunda sülfürik asit ve nitrik asit damlaları oluşur. Güneş ışığı bu tepkimelerin hızını

artırır. Yeryüzündeki sular Güneş’in etkisiyle ısınınca, bunların bir kısmı buharlaşarak yükselir ve

atmosfere karışır. Böylece yükselen nemli havadaki su buharı yoğunlaşarak yeniden sıvı

durumuna geçer. Bunlar da bulutları oluşturur. Sonuçta oluşan, çok miktarda kükürt ve azot

içeren bu tip yağmurlara “asit yağmurları” denir.

 Ülkemiz de , 2002 yılında çevresel etki değerlendirme yönetmeliği değiştirildi.25 hektar ve altında işletmeler için

 çed raporu istenmemesi hükme bağlandı . Bu ölçüyü geçenlerde de rakamlarda yapılan oynamalar ile

kolayca ruhsat alınabiliyor. Ülkemiz de ,2004 yılında maden yasasıda değiştirildi, enerji ve maden

yatırımları için sağlanan öncelikler ile orman alanlarının şirketlere tahsisileri kolaylaştırıldı. Bu

değişiklerden sonra maden ve taş ocakları sayısın da muazzam bir artış oldu.2013 yılında bir soruda

enerji ve tabi kaynaklar bakanı bir rakam açıklıyor,2002 ve 2013 yılları arasında maden ,mermer ve

taş ocakları için verilen arama ve işletme ruhsat sayısı 387.741 olarak açıklanmıştır. Bunu neredeyse

bütün çaylara ve derelere HES kurulmak üzere verilen izinlerde eklenince , özellikle orman alanlarında

 büyük bir tahribat gerçekleşmiştir.

 

Bütün madencilik faaliyetleri sırasında kazıyla açığa çıkan gaz kükürt açısından zengin kaynakların su

ve havayla teması sonucunda sülfürik asit oluşuyor . Bu asit bakır ,kurşun ve civa gibi ağır

metallerinde  çözünmesine yol açıyor. Çevre için toksik olan bu metaller yeraltı ve yerüstü sulara ,

buharları havaya karışıyor . Ağır makinalar ve diğer araçların hareketleri ,patlamalar ve rüzgarın etkisi

ile oluşan toz çevreye yayılarak toprağı kontamine ediyor ,Zehirliyor. Ağırmetaller doğal biyolojik

 süreçlerle zararsız elementlere indirgenemedikleri için etkileri on yıllar , hatta yüzyıllarca sürebiliyor.

 

Altın madenciliği çevreye en fazla zarar veren madencilik faaliyeti olarak kabul ediliyor. Bir ton kömür

 elde etmek için bir ton kömür cevheri kazmak yeterli olabilir. Bir ton bakır elde etmek için 100-150

ton  cevher kazmak yeterli olabiliyor, altın madenciliğinde cevhere ulaşmak için yapılan örtü kazısı

hariç bir ton altın elde etmek için cevherin tenör değerine göre yüz elli ,ila ,ikiyüz bin ton dan fazla

cevher kazısı yapmak gerekiyor. Altının çok değerli olması nedeni ile , bir ton altın için üç yüz bin ton

kazı yapmak ekonomik nedenlerle makul kabul edilebiliyor. Ayrıca ayrıştırmada kullanılan siyanür ve

 atıkların derelere ve su kaynaklarına ulaşarak buralardan buharlaşması yağan yağmurların niteliğini

ciddi oranda değiştirmiştir.

 

Termik santrallerde, ısıtmada ve endüstri kurumlarında kullanılan kömür atmosfere kül

(kadmiyum, kurşun), CO2 ve SO2 kükürt dioksit yaymaktadır.  3. Sınıf kömürler.

Tarımda bilinçsiz ve yanlış ilaçlama, çeşitli ürünlerde kullanılan kloroflorokarbonlar çevre

kirliliğine dolayısıyla bu kirlenmeler asit yağmurlarına neden olmaktadır.

Havada insanlar tarafından oluşturulan zararlı emisyon miktarının diğer doğal kaynaklarca

oluşturulan emisyonlardan fazla olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Altın madenciliği çevreye en fazla zarar veren madencilik şekli . Ayrıştırılmış birim element kazılması

gereken cevher ve işletmelerden sonra ortaya çıkan atık ve posa açısından altın birinciliği alıyor. Bir

ton altın için üç yüz bin ton kazı yapılması gerekiyor.

Ortaya salınan kirletici gazlar atmosferde yağışların niteliğini değiştirerek daha çok Ph yani asitlik

seviyesini   4 ve altına düşürmektedir , dolayısı ile asidik yağmurların yağması kaçınılmaz olmaktadır. 

Tarım topraklarına yağan bu yağmurlar ile toprağın ph sıda 4-5 seviyelerinde dir. Bu bitkilerin makro

ve mikro besin elementlerinin alımını engellemektedir.

 

 

Asit Yağmurlarının Etkileri Nelerdir?

Asit Yağmurlarının Çevreye Etkileri

Asit yağmurları, tüm çevreye zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarım

alanlarıdır.

Asit yağmuru toprağın kimyasal yapısını ve biyolojik koşullarını etkilemektedir.

Toprağın yapısında bulunan kalsiyum, magnezyum gibi elementleri yıkayarak taban suyuna

taşımakta, toprağın zayıflamasına ve zirai verimin düşmesine neden olmaktadır.

Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olmakta ve ağaç köklerinin besinlerden

faydalanmasını engellemektedir, bunun sonucunda ağaçlar kuruyabilir.

Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere

zarar vermektedir.

Ayrıca açık metal yüzeyler, boya kaplamalar ve bazı plastikler, sülfür dioksit ve yağışın

sulandırdığı bu asitten dolayı bozulma gösterir.

Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozmaktadır.

Asitleşmenin çevre üzerinde dolaylı olmakla birlikte yine çok önemli etkilerinden biri de,

endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan asit nemidir. Toprağa ya da göl yataklarına inmiş cıva,

kadmiyum ya da alüminyum gibi zehirli maddelerle tepkimeye girebilmekte ve normal koşullar

altında çözünmez sayılan bu maddeler, asidik nemle tepkimenin sonucunda, besin zinciri ya da

içme suyu yoluyla bitki, hayvan ve insana ulaşıp toksik etkiler yaratmaktadır.

Asit Yağmurlarının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

Temmuz 1984’ de Berlin’ de Dünya Sağlık Örgütü’ nün (WHO) Avrupa Bölgesel Toplantısında

çeşitli gruplar tarafından sunulan araştırmalar asit yağmurlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri

konusunda ilginç sonuçlar açığa çıkarmıştır. Bu araştırmaların sonucu olarak asit depolanmasının

insan sağlığı üzerinde dolaylı ve dolaysız olmak üzere 2 tür etkisi belirlenmiştir.

Bugüne kadar yapılan araştırmalar henüz asit depolanmasının insanlar üzerinde dolaysız bir

etkisini belirleyememiştir.

Bununla beraber deri, göz ve solunum sistemindeki direkt etkileri dikkat çekicidir.

pH 4.6’ ya kadar asitlenmiş göl sularında insan ve tavşan denekleri üzerinde yapılan

araştırmalarda belirli bir takım etkiler belirlenmiş, pH’ ın 4 ten düşük olduğu değerlerde gözde

tahriş ve kızarıklık oluşmuştur.

Asidik zerrecikler genellikle sülfür dioksit ve nitrik oksitlerin atmosferdeki dispersiyonu ile

oluşur. Sonuçta oluşan nitrik ve sülfürik asit diğer partiküller (toz, is, kurum, duman vs) üzerine

yapışır. Bu partiküllerin direkt olarak solunması bu asidik yapıların doğrudan akciğerlere kadar

gitmesine neden olmaktadır. Bu asidik yapıdaki tozlar ve gazlar nemli ve sıcak akciğer

alveollerinde kimyasal olarak kana geçebilirler. Bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olabilirler.

Asit yağmurlarının insanlar üzerindeki dolaylı etkileri, yüzey ve içme suları, yer altı suları,

toprak, ağır metaller, bitkiler ve balıklar üzerindeki etkilerine bağlı olarak, bu unsurların

kullanılması sonucunda uzun vadede insan bünyesinde asidik depolanmaya neden olmasıdır.

Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler.

Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.

 

Fındık bitkisi için toprak asitliği beslenmesi için çok önemlidir. Toprak tahlillerinde bölgemiz olan

Ünye de  bölgesel olarak değişse de genellikle 4,5-5,5 PH seviyesinde olması besin elementlerinin

 alımını azaltmakda ve verimsizliğe sebep olmaktadır.

 


Bu haber toplam 200 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları