HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

İSMAİL CANBULAT

İSMAİL CANBULAT

İSTANBUL İZLERİ...VE NİCEDİR GÖRMEDİĞİME...

28 Temmuz 2021 Çarşamba Saat: 15:28

 

Ne iz bırakır ki insanda bir şehir? Üç sene boyunca hem de?

Daima doludur kafam okulla derslerimle... Doludur ama, ara sıra başka şeyler de sıkışıverir araya;  Ünye gelir aklıma, "Çağrı" gelir... "Ünye nasıl daha da güzelleştirilir" diye sorarım sık sık kendime..

Okul-ev, ev-okul, okul-ev, ev-okul... (Zordur mühendislik..) Akıp gider zaman, araya sıkışıveren düşüncelerimin uçuk renkli çeşnisiyle...

Akarken böylesine, izlerini de bırakır zaman size.

Yalnız zaman mı?

Yaşadığınız şehir de izleriyle kaplar her yanınızı. Siz farkında olmazsınız, damgasını vurur her (y)anınıza sinsice...

Kişiliksizdir bu şehr-i İstanbul. Şaşkındır. (Kimliğini yitirmiştir.)

Zaman habire vurur vurur vurur bu şehre!

Ama yine de farklı bir yeri vardır yüreciğimde bu şehrin.

Sınav için sabahladığım gecelerin birinde düşünmüştüm; ne çok itişip kakışıyorduk bu şehirde?

Çatık kaşlar, 'n' dudaklar, usanmış gözlerle koşuşturan insanlar itişip kakışırlar "pardon"suz! Kuyruğa girerken, yolda yürürken, otobüsten inerken...

Sahi otobüsler nasıl da kalabalık İstanbul'da? İnsanlar ne kadar büyük bir "samimiyetle" yolculuk ediyorlar öyle. Yapışık!

 Her yerde insanlar insanlar... Kaç tanedir "hakiki insan" olanlar?

...insanlar

/sıra sıra istif istif

/soldan sağa yukarıdan aşağıya insanlar

/hep doğarlar

/itişir kakışır yaşar

/hep ölürler insanlar...

Zamanlarım işte böyle siyah-beyaz geçerken, ben sevdiklerimi sık sık özleyemiyorum, unutturuluyorum.

Bu dersler, bu kargaşa, bu İstanbul kemiriyor insanı habire. Şimdilerde bir de soğuk çıktı ki orta yere, üşü üşüyebildiğince...

Belli olmaz havası buranın; kış dalga geçer insanlarla... Ne demişti üniversitedeki hocamız; "İstanbul'un havası, hafifmeşrep kadın gibidir; ne yapacağı pek belli olmaz! Bir öyle, bir böyledir! Sağlığınıza dikkat edin."

Kar yağar sabahtan, peşinden öyle bir güneş ki, yaz kıskanır!

Bu yüzden ben de elimde mendille gezerim sık sık... Hakkımız da yoktur hastalanmaya, onca ders yayılmış sırıtıyorken masada...

İzlerini vurur her anınızda bu şehir.

İnsanıyla, havasıyla, sisiyle, hengâmesiyle "İstanbul İzleri" kaplar her yanınızı.

Taa ki Ünye'nin oksijeninde yıkanıncaya dek... (1986)

.............

NİCEDİR GÖRMEDİĞİME...

(Martılar üzerine bir deneme..)

Kimse benim martıları sevmemi engelleyemez!

Ne kadar istersem o kadar severim.

Kendi sınırımı kimse benim yerime koyamaz...

Can Yücel babanın deyimiyle "denizin sokak çocukları" martılar, her gün karınlarında neler neler taşırlar kim bilebilir?

Bir martının çırpıntısı kışkırtmanın en sıcağıdır.

Rengar(h)enk martılar yalnız İstanbul'da yaşar.

İstanbul yaşar, eteklerinde yaşayan bu sokak çocuklarıyla...

Martıları seyretmek, yağmurda sohbet kadar sarar beni.

Doğup 18 yaşıma kadar büyüdüğüm yer olan Ünye'yi fanatik sevgilerle sevmeme, ona hâlâ her dönüşümde beynime sıçrayan yüksek duygularla kucaklaşmamıza, kendisi ile oturup sorunlarını tartışmamıza ve ilerisini düşünmemize hep bu martılar sebeptir!

İşte "martı kuşlarını" sevmem için bir neden daha!

Bu sokak çocukları, Ünye'de bir zamanın "sinema çocuklarını" andırır bana... Bu çocukları İstanbul'da da olsa Ünye'de de olsa severim.

 Ve ne kadar seveceğime yalnızca ben karar veririm.

___________________________________________________________________

(Bu iki "denemeyi", tam 35 ve 33 yıl önce 1986 ve 1988 yıllarında İstanbul'da üniversitede okurken Ünye Çağrı Gazetesi'nde yayınlamıştım. Ünye'deki arşivimde bir anda karşıma çıktılar!)

 

 


Bu haber toplam 230 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları