HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

ELLER YAYA, BİZ AY’A. TÜRKONOT’LAR UZAYA. TÜRKİYE’NİN UZAY ÇALIŞMALARI.

31 Temmuz 2021 Cumartesi Saat: 18:23

Cumhurbaşkanımız, geçmiş günlerde  yaptığı bir konuşmasında, Cumhuriyetimiz’in  100. Yıldönümü olan  2023’te Türkiye’nin Ay’a  gideceğini  müjdelemiş  bulunmakta.

Eskiden tersi idi. Eller Ay’a, biz yaya denirdi.  Amerika’sı, Rusya’sı Ay’a  giderdi,  biz  bakardık. Evvel Allah, bundan  sonra, biz Ay’a, onlar yaya mı kalırlar, bilemem, amma, bizim  bir gün Ay’a   gitme  ihtimalimiz  olabilir. İlk adımı atmak, yolun yarısıdır, derler. Biz ilk  adımı attık, Türk Uzay Ajansı’nı kurduk, Adını  koyduk ya, yolun yarısı  tamam, bundan sonra, İnşallah, Aziz Milletimiz, o günleri de görecek.

“Hocam, yine  bizimle  kafa  buluyorsunuz.”  “Yoo, gayet  ciddiyim.”“ Nasıl, Hocam.”“ Eee, Türk Uzay  Ajansı  kuruldu ya, gerisi  gelir.”                                                                                               “Hocam, elde  yok, avuçta  yok. Nasıl olacak bu iş? Daha  ortada,  değil,  Ay’a  gidecek  roketimiz, kendi yapım savunma  füzemiz bile yok.Ayrıca,  bir  yığın   teknik  ve maddi imkanlar  ile  yetişmiş  uzay adamı da lazım.”

“ Türk  Milleti  zekidir, Türk Milleti çalışkandır. Evvel  Allah, devletimiz, milletimiz,  bu iş için  gerekli  maddi manevi  imkanı da  yaratacak  güçtedir. Devletimiz, milletimiz  gece  gündüz  çalışacak  ve Türkroket’ i de, uzay aracını da, gemisini de   yapacak, Türk  Gök Adamı, Türk Gökmen,  pardon bayan, yani gök kadını da, Türk Gök Kızı da olabilir, Türk Gök İnsanı  diyelim, Türk astronot,  Türkonot ya da  Evrenot, artık adı ne olursa, o uzay aracını  kullanacak adamını  da  yetiştirecek.

“..!!!???... Ne diyelim,  şaşırdık  kaldık, hocam,  siz  de  böyle  diyorsanız, elbette  doğrudur.”     

“Ve  bir sabah  şafak  sökerken,  arkasında  parlak  turuncu renkte   dumanlar  bırakarak   kalkış  yapan, bir Türkroket,  üzerindeki  Ayyıldızlı Albayrak ve  içindeki  Türkonotlar’la  beraber, önce Ay’a  ve sonrada Mars’a, diğer gezegenlere, yıldızlara  doğru  yola  çıkacak.  Evet,  gerçeği söylemek  gerekirse,  bu, çok büyük  bir  hayal, ama,  böyle bir  hayalin  gerçekleşmesini de  kim istemez?  Ben isterim.  Siz  istemezmisiniz, çocuklar? İstediğinizi,  isteyeceğinizi  biliyorum…”

Doğrusunu  isterseniz, benimde  bütün  ömrüm, böyle bir  hayal ile  geçti.  Ben bu hayal ile ilgili ilk  bilgilerimi,  gökyüzü, uzay, evren hakkındaki  ilk bilgilerimi, o zamanlar   Ege Üniversitesi Astronomi Kürsüsü’nde  öğretim  üyesi ve aynı  zamanda,   çok eski zamanlarda,  lise son sınıflarda  okutulan ve  hatta benimde  okuduğum,  Astronomi  Dersi’ nin,  ülkemizdeki tek ders kitabının da yazarı olan, ortanca dayım  Profesör  Dr. Sezai Hazer’ in, orta okul  yaşlarımda ,  biz yeğenlerini  karşısına alıp ta, o zamanlar yeni yeni gündeme   girmeye  başlamış  olan, Ruslar’ın uzaya-dünya  yörüngesine  uydu  yerleştirmeleri,  deney hayvanı   ve insan  göndermeleri,  Amerikalılar’ın Ay’a  gitme  hazırlıkları vs. hakkında  anlattıkları ile   almış, daha  sonra Astronomi  dersi   ile  pekiştirmiş,  hayallerimi , o zamanlar haylice  bol olan,  elbetteki  hayal  mahsülü,  ancak, ilgi  ve  dikkat çekici,  aynı  zamanda , insanlığın  açlık, yoksulluk, savaşlar, yıkımlar ve  acılarla  geçmiş tarihinin  ötesinde, insanlığa   yeni  düşünceler  ve  yeni  ufuklar açan uzay-uzay gezileri- uzaylılar ile  ilgili   roman-çizgi roman- filimler ve tv dizileri ile  geliştirmiş,  uzay  çalışmaları ilerledikçe ve  insanlık  uzay-evren araştırmalarıyla   yeni  atılımlar yapıp, yeni ufuklar  açıp, yeni  dünyalar  keşfettikçe,  olgunlaştırmıştım.

O devirler, uzay  yarışının-rekabetinin, yukarda-uzayda  kurulan uydu sistemleriyle  aşağıyı gözetleme devriydi. Aya gidilmiş, Mars’a ve diğer gezegenlere   uydular yollanmaya  başlanmıştı. Dünya  yörüngesinde  yüzlerce   askeri uydu  dolaşıyordu.  Büyük  devletler  askeri  egemenlik yarışını uzaya  taşımışlar, bize de seyretmek   kalmıştı. Gençlik   heyecanı ile karışık bir heves  ve  hayranlıkla,  gazetelerde, dergilerde   insanlığın uzay ufkunun henüz Güneş Yıldız  Sistemi çevresinde  olduğu,  Gökler Hakimi Gordon’un, Ateştop  Uzay  Gemisi’nin  maceralarını  takip  ederdik.Tv’la  beraber, Kaptan Kirk ve Atılgan  Uzay Gemisi’nin  Galaksi maceraları  başladı, Uzay Yolu 1999 ile  devam etti, Şimdiyse,   Yıldız Savaşları  ile  Galaksiler Arası Uzay’da-Evrenin  haylice  geniş  bir  kesiminde, çeşitli ve  farklı , hayali  canlılarla  beraber yaşıyoruz. Gençlik  yıllarımda, bende   Gökmen  adlı bir  uzay  hikayesi-maceraları  yazmaya  başlamıştım.  Daha  sonraki yıllarda,  eczacılığın-tıbbın  koca koca dersleri arasında  kaynadı, gitti.

Bir gün,  milletimizi  temsilen,  göklere çıkacak, uzay denilen sonsuz  ufuklara açılacak,  ayyıldızlı bir  aracın, bir gün göklere doğru yola çıkışını  görmek. ‘Hani bir  hayalim  var’,  derler ya,  benim de  hayatım  boyunca , ‘en büyük  hayalim’  budur. Büyük Milletim’in en büyük  bir sembolik ülküsü. Kızıl bir elma gibi,  kızıl bir ateş gibi, kızıl bir  güneş gibi, hep ulaşılmaya  çalışılan  yeni , güzel ve  mutlu  bir  ülke  gibi. Gurur  duyulacak  büyük bir  başarı. Bir gün gerçekleşebileceğini –gerçekleştiğini   görmekte,  en büyük  mutluluğum-mutluluğumuz   olacaktır.

Olur mu, olmaz mı o ayrı konu. Ama,bir gerçek var. Türkiye, bir uzay macerasına hazırlanıyor. Nasıl mı derseniz? Medyada haberler yayınlanıyor. ‘Türkiye’nin  Ay’a  seyahatinde  dün tarihi bir  test daha  yaşandı. Aya gidecek  roketin motoru ateşlendi. Türkiye  Ay Misyonu’nun ilk adımı olan, uzay yolculuğunda  kullanılacak roket motoru,  ateşleme testini başarıyla geçti.’

Hikaye uzun, biz  kısasını  anlatalım.Türkiye, uzun yıllardan beri,  Batı Karadeniz’de Şile’de  kurduğu, haylice  gelişmiş bir AR-Ge   Merkezi ve Füze Test  Alanı  ile  Karadeniz’e doğru  füze yollama  denemeleri  yapıyor.  Çalışmalar hayli ilerlemiş durumda. Yabancı  medya, bölgenin muazzam bir  Askeri Üs kapasitesinde  olduğunu  ima etmekte. Türkiye’nin 1000 km ve hatta  2500 km menzilli  füze planları yapmakta  olduğunu   açık açık söylemekteler. Demek ki bir şeyler  var ki, Cumhurbaşkanımız bile, 2023’te Türkiye’nin Ay’a  gidecğini  müjdeleyebiliyor.

Genel kanaat,  sembolikte  olsa,  bir gün mutlaka,  Ay’da bulunacağız. Bir  varlığımız  hissedilecek.  Nasıl  olabilir? Ay’a Sert  İniş  deyimi kullanılıyor. Muhtemelen, 2023 yılında Türk Bayraklı insansız, sembolik, minyatür model  bir  Türk Uydusu’nu  taşıyan  bir  roketle uzay sınırına kadar  çıkılacak,  daha  sonra  ikinci  bir  roketle  yerçekiminden  kurtulup, belli bir zaman süresi içerisinde  Ay’a kadar ulaşılıp,  uydu  Ay yörüngesine  sokulacak, belki  film-fotoğraf –görüntüde  alabilir, yollayabilir  veya bazı testler-tespitlerde yapabilir. Kendi  çapında  bir  gösteri  olacak  ve  uydu-modül,  daha  sonra  kendiliğinden  yada  uzaktan kumanda  otomatik  pilotla,  ay yüzeyine  mutlaka sert  bir  şekilde  iniş-vurma-çarpma  şeklinde  düşürülecek.

‘Bunca  masraf ve  yorulmaya  değer mi ?’, derseniz, malüm, bu işin ufku çok geniş. Uzaya uydu yollamış, bilmem kaç tane ülkeden biri olmanın havas’ı, yani  üstünlüğü- özelliği –ayrıcalığı- bir yana,  işin birde  askeri - ticari yanları var ki, bu tür bir gösteri-reklamdan   sonra  getireceği  imkan ve yararlar  saymakla bitmez.  Her ne kadar,  dışardan- içerden bir yerlerden, sermaye -  teknoloji  alma   ve   yabancı teknik danışman -  personel  çalıştırma ile  yapılıyor- yapılacak ta  olsa, uzay  gücü olmaktan   dünyaya  tepeden bakmaya, uzaya askeri  güç yerleştirmekten yük-  yolcu  taşımaya   kadar  uzun ve  geniş  bir çalışma  alanı.

Hepsi  bir  yana,  doğrusunu  isterseniz, Türkiye,  2000-2500 km kadar  menzilli,  Ege- Kıbrıs- Libya-Somali –Katar-Karabağ’a,  belki  Afganistan vb. ülkelere  kadar da  uzanabilen-uzanabilecek füze-roket  denemeleri  yapıyor. Olayların  arkasındaki  gerçekte, bu. Saygılarımla. Turgay  Güven

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 279 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları