HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

100. CÜ YILINDA SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ-SAKARYA DESTANI

18 Ağustos 2021 Çarşamba Saat: 14:53

          “Sakarya Nehri’nin  kan kırmızı  aktığı günler.”  ( 23 Ağustos -13 Eylül  1921 )

1.ve  2. İnönü muharebeleri  zaferle nihayetlenmiş, Yunan Birlikleri  Eskişehir önlerinde  durdurulabilmiş, Ankara’da moraller biraz olsun  düzelebilmiştir.  Ancak,  yeni bir  Yunan  saldırısı   mutlaka  beklenmektedir  ve  elbette ki,  Yunanlılar, Osmanlı’dan kurtulduktan sonra, bunca yüzyıllardır hasretle  bekledikleri, Batı Anadolu’da yeniden hakimiyet kurmak yönündeki  emellerinden, tam da,  böyle sürpriz bir fırsat  çıkmışken,   kolaylıkla  vaz geçecek değillerdir. 

Kuzey Batı Anadolu karargahı  olarak kullandıkları  Bursa’da  yeniden büyük  bir yığınak yapmaktadırlar. Ankara’nın  İstanbul’la bağlantısını  kesmeye  ve  Ankara hükümetini Sevr Anlaşması’nı  kabule  razı etmeye kesin kararlıdırlar.

İnönü  savaşlarının  üzerinden çok geçmeden, 1921 yılı Temmuz  başlarında,   güneyden ve  kuzeyden  yeni bir Yunan saldırısı  başlamış, Afyon ve    Eskişehir’deki  Türk  birlikleri, geri çekilmek zorunda kalmıştır Kütahya -Eski şehir Muharebeleri.   13 Temmuz’da      Afyon,  17 Temmuz’da Kütahya  ve  20 Temmuz’da  Eskişehir düşer.  Türk  Birlikleri   Sakarya Nehri’nin  doğusuna çekilir. 

Alelacele, bir ordu donatılmaya   çalışılmaktadır.  Başkumandanlıkça  Tekalif-i Milliye Emirleri yayınlanmış ve  halktan   Ordunun ihtiyaçlarına destek verilmesi  istenmiştir. Hakimiyet  altındaki vilayetlerden  askere alma  işlemleri hızlandırılmış,  Ankara’da  yetiştirilen  askeri okul öğrencileri  ile  yedek  subay öğrencilerinin  komutalarında  yeni birlikler  kurulmaya  çalışılmıştır.

İlk çarpışma, 23 Ağustos 1921 tarihinde, Sakarya Ovası’nda  başlar.  23  Ağustos  günü, General Papulas komutasındaki  Yunan birlikleri, savaş saldırı  düzenine,  24 Ağustos’ta, iki  kolordu  ile  Sakarya  nehrinin  doğu  yakasında mevzilenmiş  Türk savunma hatların   sol kanadına   karşı  saldırıya  geçer. Yunanlılar,  yaklaşık  4 bin subay, 120 bin er, 60 bin tüfek, 3 bin  makinalı, 4 yüz top,  1350  kılıç,   18  uçak  ve  yüzlerce kamyon ve  sayısız  binek  ve yük hayvanı ile  ilerlemekte,  Türkler   ise,  5 bin den fazla subay ve 100 bin er,   aynı sayıda tüfek, bir miktar  makineli ve top ile aynı  sayıda  kılıç,  2 uçak  ve  Yunanlılara  göre  bolca binek ve  yük hayvanı ile  direnmektedir.

Yunan  Ordusu’nun Ankara’ya  ulaşmasına 50 km kalmıştır. Top sesleri  Polatlı’dan duyulmaktadır. Günler  huzursuz  geçmekte, komutanlar  sık sık cepheyi  ziyaret  etmekte, her hangi  bir  tehlikeye  karşı  her an tetikte  beklenmektedir. Mustafa  Kemal  ileri yıllardaki  hatıralarında,    çoğu  uykusuz  gecelerinde  İsmet Paşa  ve  diğer  komutanlarla  birlikte,  silah kuşanıp,  gece  karanlığında   siper  beklediklerini anlatır.

Yunanlılar   büyük  bir hırsla, Kütahya –Eskişehir  muharebelerindeki  gibi  Türk  Birliklerini   çember içine  alarak imhaya  çalışmaktadır.

Bu kez  Türk Ordusunu TBMM Başkanı  ve   Başkumandan Mustafa  Kemal idare etmektedir ve  vatan savunmasında o kadar  kararlıdır ki,  savaşan bütün birliklere,  sonraki yıllarda,  modern askerlik tarihine  girecek olan,  o ünlü  emrini  yayınlar. “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır ve  o  satıh bütün vatandır.”  Savaşın  o şartlarında,  ne  kadar  gözü dönmüştür, bilemem, amma,   Mustafa  Kemal, aynen, Çanakkale  -Anafartalar’da  gösterdiği  deliliği,  pardon gözü  karalığı  ikinci kez  yapmıştır.

 “ Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça, vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her birlik, bulunduğu mevziden atılabilir, fakat küçük, büyük her birlik durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin  çekilmeye mecbur olduğunu gören   birlikler, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur.” Bunun  anlamı,  ‘buradan geri dönüş yok’,  demektir. 

 Ve savaşın  tam ortasında  bir  şiir.

Kanlı Geçit Destanı.

“.. Düşman  yaklaşırken   Kaman  köyüne                                                                                    

 Asker yerleşmişti,  geçit  boyuna                                                                                       

 Birlik  mevzi  tutmuş, kurmuştu pusu                                                                                 

Günlerdir  kimsenin  yoktu  uykusu                                                                     

 Çok  geçmeden yaylım ateş  açıldı                                                                                         

Mermi, kurşun yağmur  gibi  saçıldı.                                                                                      

Bir  seferde  on beş kişi vuruldu                                                                                          

Düşmanın bir hayli eri  kırıldı                                                              

 / Yamaçta koparken, kızıl  kıyamet                                                                     

Her Mehmet  bir  mevzi, her  mevzi Mehmet                                                                                

 Neyleyip  netseler,  düşman  çok idi                                                                                     

Cesurdular, amma  çare  yok  idi                                                                              

Ardlarında  dizi dizi  ağıtlar                                                                              

Birer birer  düştü,  bütün yiğitler                                                                 

Aliler, Hasanlar, bir yığın  Mehmet                                                                     

 Boğaz’daki sesler, sustu nihayet…”

Türk birliklerinin     umutsuzca, ancak  güçlü  direnişi ve Türk  Süvari Birliklerinin vur kaç   karşı saldırıları  ile baskın niteliğini de  kaybetmeye  başlayan  Yunan ordusunun ilerleyişi, ancak,  31 Ağustos ta  durdurulabilmiş,   7 Eylül'den itibaren  çekilme  hazırlıklarına ve 10 Eylül’de başlayan karşı  Türk taarruzu ile yolları üzerindeki  köyleri yakarak ve  köprüleri  yıkarak   çekilmeye  başlamış,   12 -13 Eylül gecesi,  Sakarya nehrinin  batısına sığınmıştır.

Birbiri ardınca  kesilmeyen  karşılıklı   saldırılarla  geçen savaş, Sakarya  nehri boyunca  100  km lik bir  hatta  yayılmış,  22  gün 22 gece  sürmüş , o zamana  kadar ki, Türk ve dünya savaş tarihinin en uzun Meydan Muharebelerinden biri olarak  kabul edilmiştir. Yeni askere  alınmış  fedakar,  vatansever  ve henüz,  tam bir  askeri  ve savaş  tecrübesi  olmadan, kendisini, acımasız  ve kanlı bir savaşın  içinde  bulmuş, üstün düşman silahları  karşısında  mahvolan,  genç subay, yedek subay, erat ve  erlerden kurulu  birliklerin akan kanlarından,   Sakarya  nehrinin  günlerce  kan kırmızı  aktığı  söylenir.

Atatürk  tarafından,  Sakarya Meydan Muharebesi’ nin, ileriki  yıllarda,  ‘çok büyük ve kanlı savaş’ anlamına gelen Melhame-i Kübra, Sakarya Melhame-i Kübrası,   yani  Sakarya  kan gölü, kan deryası  ifadesi ile anıldığı  söylenir. Türk ordusunun,  5 bin  ölü, 20 bin  kadar  yaralı , bin  esir ve  15 bin ( ölü-kaçak?)   kaybına  karşılık, 4 bin ölü , 20 bin  yaralı ve  çok az  kayıp ile  Yunan tarafının kaybı daha   az  olmasına  rağmen  , Yunanlılar  üzerindeki  moral bozukluğu  etkisi  daha  fazla olmuştur. Çok  fazla subay-yedek subay  kaybı  olduğu için ‘Subay -yedek subay- Muharebesi’ de  denir. Tıpkı  Çanakkale  gibidir.   Bu vatan,  öyle  kolay  kurtarılamadı.   

Türk  Kurtuluş Savaşı'nın  dönüm  noktası   olarak  kabul edilen  Sakarya Meydan Muharebesi,  1683 Viyana Bozgunu’ndan beri devam eden Türk geri çekilmesinin,  son  durağı   olarak,  tarihe geçer. Bu savaş,  Yunanlıların Anadolu  topraklarındaki  son taarruzudur. Bundan sonra, Anadolu  topraklarında  daha  fazla  ilerleyemeyeceklerini  anlayan  Yunanlılar  ( ve yedi  düvel Dünya  devletleri)  savunmaya  geçecek,  Türkler  ise,  düşmana  son darbeye,  26  Ağustos güney batı  cephesi saldırısına,  Afyon Karahisar   Başkumandanlık  Meydan Muharebesi’ne ,  30  Ağustos  Zaferine , İzmir’in ve  Vatan’ın  Kurtuluşu’na  hazırlanacaklardır.

 Sakarya  Savaşı’nın  kazanılmasıyla  Mustafa Kemal’e  Müşir-Mareşal  Rütbesi  ve  Gazilik  Ünvanı  verilir.  Mustafa  Kemal’ in  İlk Türk Madalyası.  Zafer, İstanbul’ da  ve tüm yurtta  sevinçle  karşılanmış ve halka büyük bir moral olmuştur. İngiltere, Yunanistan’a olan desteğini çekmiş, Fransa ile Ankara  anlaşmasını  imzalanmış,  İtalyanlar, Anadolu’dan çekileceklerini bildirmişlerdir.

 Sakarya  Savaşı,  çok  özel  bir  destandır ve  bu destanın kahraman  şehit  evlatları,  Ankara ili, Polatlı  ve  Haymana  ilçeleri  arasındaki, Sakarya  Meydan Muhaberesinin  yapıldığı,  75 km uzunluk ve 15 bin hektar genişlikte 14 parçadan oluşmuş,  Sakarya  Meydan Muharebesi Milli Parkı’nda  yatar. Oralara ‘Umudun Doğduğu  Topraklar’ denir.   O topraklar ki,   bütün bir  vatandır.

Saygılarımla. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 


Bu haber toplam 350 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları