HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

YAHYA CUMHUR TAPÇI

YAHYA CUMHUR TAPÇI

ALMA MAZLUMUN AHINI…

24 Ağustos 2021 Salı Saat: 08:40

“Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.”demiş atalarımız. Hiçbir iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağını da sık sık hatırlatır bize yüce dinimiz. Yüce dinimiz, deyince biraz düşünmek ve üzerinde konuşmak gerekiyor. Kime göre yüce? Yüce olduğunu söyleyenlerin veya inananların ne kadarı bu yücelik karşısında sözlerinde ve inançlarında samimi?  Bu konu çok tartışılır… İnandım, iman ettim, diyenlerin ne kadarı gerçekten inanmış veya iman etmiştir?

Günlük hayatımızdaki olayları eğer çok dikkatli tahlil edebilse, bu soruların hepsinin cevabını çok kolayca bulur insan. Tabi bu cevabı ararken ve bulurken merkeze kendini koymalı ve öyle değerlendirme yapmalıdır. Kişi öncelikle kendi samimiyetini sorgulamalıdır. Yani kendi inancını, söz ve davranışlarını iyice/tarafsız bir gözle tahlil edebilmeli ve ona göre karar vermelidir. Eğer bunu gerçekten yapabilse kendi eksikliklerini, yanlışlıklarını, ne kadar samimi olup olmadığını görecektir. Dolayısıyla başkalarının kusurlarıyla, hataları ve yanlışlıklarıyla fazla meşgul olmayacak, belki de başkalarının yanlışları ve hataları üzerinden kendi hal ve hareketlerini değerlendirme fırsatı yakalamış olacaktır. Böylece kendi hatalarıyla meşgul olup onları düzeltme gayretinde olunca başkalarının hatalarıyla ilgilenme fırsatı da bulamayacaktır.  

Kişi, öncelikle kendinden sorumludur. Sonra ailesi ve çevresinden... Biz insanlar nedense öncelikle çevremizden sorumluymuşuz gibi davranıyor, kendimiz sütten çıkmış ak kaşıkmışız gibi toplumun yanlışlıkları üzerinden sosyal tepki ve iletişim davranışı sergiliyoruz. Öncelikle şuna inanmalıyız: Herkes ne yaparsa kendine yapar. “Ne edersen kendi kendine…” sözü beni çok etkilemiştir. Sık sık da kullanırım. Günümüz siyasi tartışmaları, öfkelenmeler, saldırmalar, hakaretler, belki iftira ve haksızlıklar karşısında muhatabımı itidale davet ederim ama faydasız olduğunu görürüm. Neden, çünkü herkes kendinin haklı, diğerlerinin haksız, yanlış yolda olduğuna inandırmış bir kere kendini. Hal böyle olunca etrafında olup bitenlere tarafsız bir gözle bakamaz olmuş. Ben, şu ömür serencamımda kimsenin yaptığının yanına kar kalmadığını; iyi işler yapmışsa iyi, kötü ve yanlış işler yapmışsa cezasını çektiğini görmüş, bu iyilik ve cezanın ahirette de misliyle karşılığının verileceğine inanmış biriyim. Buna samimiyetle inanan bir insanın bu dünyada yanlış işler yapma istek ve arzusu olamaz. Alla(cc), iyiliği emretmiş, kötülüklerden sakınmamızı bizden istemiştir. Haram ve helaller de bu anlamda bizim için çok önemlidir. Kim ki haramlara temayül etmişse başına mutlaka bir fenalık gelmiştir. Bilmek isterse onu mutlaka anlamıştır/görmüştür. İyi, doğru ve güzel işler yapan insanların da zaten işleri düzgün olduğu için bir sıkıntı başlarına gelmemiştir. Bizim toplumda gördüğümüz mazlum insanların çektiği sıkıntı yine kendi toplumunun, ailesinin ve fertlerinin yanlışlıkları sonucu başlarına gelen felaketlerdir ki, inanan insanların da burada tefekküre ihtiyaçları vardır. Sabır, bu tefekkür çerçevesinde önemli bir faktördür. Mazlum, sabrıyla sıkıntılardan kurtulabilir ancak. Sabra sınır koymak kişinin hakkı değildir. Rahata, huzura kavuştuğunda bir bakacaktır her şey düzelmiş. Nasıl olduğunu bile fark edemeyecektir.

Zannedilir ki her şey yapanın yanına kar kalıyor. İnsan, sabırsız davrandığı için öyle zannediyor. Er ya da geç zalim zulmünün cezasını görüyor bu dünyada. Ya kendi üzerinde ya çoluk çocukları ya da çok değer verdiği dünya malı üzerinden görüyor.

Bize düşen görev her işimizde, inancımızda, imanımızda samimi olmaktır. “Nasıl inanıyorsanız öyle yaşarsınız, nasıl yaşıyorsanız öyle inanırsınız.” Sözü bize bir ihtar olmalıdır. Yaptıklarımız hiçbirimizin yanına kar kalmayacaktır. O halde doğru yoldan, doğruluktan ayrılmamalıyız. Özellikle yönetenlerin ve yönetime talipli olanların bu konuda duyarlı olmaları gerekir. Bize düşen, icraatçıların ve icraata talipli olanların yaptıkları, yapmadıkları üzerinden onlara haksızlık, saygısızlık, hakaret, kötü söz ve davranışlarda bulunup ne kendimiz onlara bir yanlış yapmış olalım ne de birbirimizi üzelim; birlik ve beraberliğimize halel getirelim. Şunu unutmayalım ki, herkes bu dünyada ne yapmışsa onun hesabını verecektir. Hele ki, kıyıda köşede kalmış, kimsesiz, kendi halinde çaresizlik içinde kalmış bir mazlum varsa, yöneticiler bundan haberdar değilse ve buna kendileri sebep olmuşsa vay o yöneticilerin haline, eyvah o yöneticilere…  Yönetime talipli olanlar da bunu asla unutmamalıdır. Çünkü mazlumun ahı yerde kalmaz, kalmamıştır. Nice padişahlar köle, nice köleler padişah olmuştur. Bu dünya onların hikâyeleriyle doludur. O zaman, “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.” sözünü asla unutmamalı ve ona göre hareket etmeli, iyiliğe koşmalı, kötülükten uzaklaşmalı, harama ve helale dikkat etmeliyiz…  22.08.2021


Bu haber toplam 151 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları