HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

YAHYA CUMHUR TAPÇI

YAHYA CUMHUR TAPÇI

OKULLAR AÇILIRKEN ÖĞRETMEN VE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

6 Eylül 2021 Pazartesi Saat: 17:28

Hiçbir öğrenci, öğretmen, anne baba bu eğitim öğretim yılına kadar okulların açılmasını son derece şiddetle arzulamamıştır. Her yılsonu tatilinden sonra okulların açılması arzusu oluşur öğrenci ve öğretmenlerde. Bu yıl bu istek ve arzu artık zirve yapmış durumda.

Her ne kadar eğitimciler dışındaki insanların farklı değerlendirmeleri olsa da öğretmenler, okulların açılmasını ve öğrencilerine kavuşmayı sabırsızlıkla beklemişlerdir. Çünkü öğretmen öğrencisiyle birebir temas halindeyken öğretmenliğinin farkındadır. Öğrencisinin sesini aracısız duymalı, yakın temasta bulunabilmeli, aynı havayı teneffüs etmeli, şakalaşmalı, kucaklaşabilmeli, birlikte sevinmeli ve üzülmelidir. Öğrencisinin sorunlarını ancak yakın temasla anlar, çözüm üretebilir. Bilgi ve deneyimlerini öğrenciye bu sosyal temas halindeyken aktarabilir. Öğrenci de öğretmenin jest ve mimiklerinden anlam çıkarır, bilgi ve becerilerini geliştirir.

Bu açıklamalardan sonra bir durum değerlendirmesi yapacak olursak eğitim, ülkemizde herkesin çok iyi(?) bildiği bir konu olarak çıkıyor karşımıza. O kadar iyi ki; öğretmenlere yol yöntem öğretme, akıl verme derecesine kadar varabiliyor bu bilgiçlik. Tabi bu durumda öğretmen eğitimci olmanın gereği bunları görmezden gelip, bir tavsiye, durum değerlendirmesi gibi tespitlere evirerek velilerin gönüllerini de yapmış oluyorlar. Velilerden bir kısmı da öğretmene akıl vermenin, ona işini öğretmenin gururuyla bu durumu ev toplantılarında misafirleriyle paylaşarak ne kadar bilgili olduğunu göstermeye çalışabiliyor.

Siyasetçiler, eğitimde en büyük engeli oluşturan kesimdir. Sürekli sistem değişikliği, yeni programlar, atamalardaki adaletsizlik ve liyakatsizlikler, okul ve öğretmenler üzerinde baskı oluşturma faaliyetleri öğretmenlerin sırtında bir kambur olarak durmaktadır.

Sonra eğitimcilere verilen maaş… ?

Bir yakınım, siyasetçiye olan vefasının nedenini; liseyi zorla bitirmiş, zamanın siyasetçilerinden biri sayesinde işe başlayan oğlunun 7.000.-  ( yedi bin ) lira maaş + ikramiye + giyecek yardım + … aldığını mutlulukla anlatınca içten içe nasıl üzüldüğümü, öfkelendiğimi bilemezsiniz. Kimsenin aldığı maaşı çok görmüş olduğumdan değildi bu öfke… Öğretmen olacak bir çocuk, ilk, orta ve lise yıllarında düzenli ders çalışıp başarılı olarak iyi bir üniversite kazanıyor. Ardından dört, beş yıl gurbet ellerde garip, aç sefil okullarda dirsek çürütüyor. Ailesine ekonomik olarak yük olduğunun ezikliğini yaşıyor. Öğretmen olmayı hak eden bu insan “KPS” ile boğuşup, bu sınavı da kazanarak, atama bekliyor. Kura ile yurdun bir köşesine atanan bu öğretmen, sözlü sınavlarda ter döküp, bir türlü gelmek bilmeyen güvenlik soruşturması stresini yaşayarak nihayet göreve başlayabiliyor. Aldığı maaş ne kadar mı diyeceksiniz. Şimdi bilmiyorum ama bundan altı ay önce 5.000.- (beş bin ) lira değildi…!

Bunca zahmete, emeğe, masrafa ne gerek varmış değil mi… İyi kötü bir liseyi bitirip hatırı sayılır bir siyasetçinin eline eteğine yapışıp işe girmek daha kolaymış meğer… Hem zamandan kâr etmiş oluyorsunuz. Masrafınız olmuyor, emek harcamıyorsunuz, hem siz hem de ailenizin ekonomik zarardan ve stresten kurtulmuş oluyor… Ülkede mecburi eğitimi 12 yıla, üniversiteli sayısını artırmaya çalışacaksın, insanları zorla okutup ardından ne halin varsa gör diyeceksiniz. Sonra da emek harcayanlara düşük maaş, emeksiz iş sahibi olanlara dolgun maaş… Ne güzel(!) adalet! Ne büyük çelişki… Bir ülkedeki insanların kalitesi, o ülkenin eğitime ve eğitimciye verdiği önem kadardır. Eğitime ve eğitimciye verilen önem, değer hepimizce malum… Hal böyle olunca çocukça tepkilere başvur… Çocuklar hep öyle yapıyor ya: Ben yapmadım o yaptı… Siyasette her iktidar, her gelen bakan öncekine havale eder sorumluluğu… Anne babanın, toplumun zaten hiç kabahatleri yok(!). Bu çocukların, milletin bu halinin tek sorumlusu öğretmenler(!)…

Eğitime ve eğitimciye ne kadar değer veriyorsanız o kadar değerli bir toplum oluşturursunuz. Toplumdaki değer yargıları değişmiş; saygı, sevgi, hoşgörü ve anlayış ortadan kalkmış ve insanlar ufak tefek işler yüzünden birbirini katletmeye başlamışsa öncelikle ülkeyi yönetenler, aileler başlarını elleri arasına alıp düşünmeli, biz nerde hata yaptık ve ben ne yapabilirim sorumluluğunu hissetmelidir. Her sorunun sorumluluğunu öğretmenlere havale etme kolaycılığından vaz geçmelidir. 03.09.2021


Bu haber toplam 178 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları