HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

BİR ÇOCUK HİKAYESİ. KÜÇÜK HAVHAV’ IN MACERALARI

8 Eylül 2021 Çarşamba Saat: 17:43

Küçük Havhav’ın küçücük bir başı  varmış.

Küçük Havhav’ın iki tane küçücük gözleri varmış.

Küçük Havhav’ın iki tanede küçücük kulakları varmış.

Küçük Hav hav’ın bir tane küçücük  burnuşu varmış.

Küçük Hav hav’ın iki tane küçücük elleri varmış.

Küçük Havhav’ın iki tanede küçücük ayakları varmış.

Küçük Havhav’ın bir tanede küçücük kuyruğu varmış

Küçük Havhav bir sabah erkenden uyanmış.

Neşeyle yatağından fırlamış.

Annesi,  “ Haydi Küçük Havhav, kahvaltı hazır,

elini yüzünü yıka, kahvaltıya gel” demiş.

Küçük Havhav  banyoya gitmiş,

Çeşmeden akan bol suyla, elini yüzünü güzelce yıkamış.

Mutfakta, annesinin onun için hazırladığı kahvaltı masasına oturmuş.              

Bir dilim beyaz peynirle tereyağlı  ballı ekmeğini yemiş.

Kocaman bir bardak  dolusu sütünü sonuna kadar içmiş…”.

Bir zamanlar,  gençlik  günlerimiz, Tekkiraz  Sağlık  Ocağı’nda  çalışıyorum. Yeni  evliyiz. Kızımız oldu. Annemiz  ev hanımı. Evde fotoğraf  makinemiz   var.  Hanım zaten  Şipşak Foto, çocuk  güldü  foto, konuştu  foto, sütünü içti  foto,   mamasını   yedi  foto, uyudu foto, uyandı foto...

Kızımız iki üç yaşlarına geldi. Artık yürüyor, çat pat konuşuyor,  anne, hep çocukla beraber,  ama çocukta büyüdü,  daha  çok  ilgi istiyor, dışarı, bahçe istiyor.

Sağlık  ocağının  genişçe bir arazisi  var. Çayırlık, çimenlik. Ocağın  çevresi  açık, kapı  duvar filan yok. Bizimki  henüz, bahçede  koşup oynayacak kadar değil,  ama, iyi  havalarda  bahçede gezdiriyoruz .

 Genellikle,  hafta  günlerinde,  bahçe,  kalabalık  oluyor,  köy  minübüsleri   vızır vızır, hastası, pansumanı, çocuk aşısı  filan gırla gidiyor.

Öyle zamanlarda,  anne  kız,  lojmanın balkon-merdiven  sahanlığında  oturup, geleni gideni  seyrediyorlar.

Dedik  ya, bahçe  duvarsız, kedi köpekten, tavuktan ineğe,  çeşit  çeşit  mahlükatta orada. Bahçenin  otuna, çayırına, evlerin yemek kokularına,  artıklarına  geliyorlar . Bir bakıyorsun, iki inek bahçede otluyor, bazı bazı peşinde yavrularını da  takmış, kedi köpeklerde  oluyor. Zaman  zaman tavuk bulundurduğumuzda oluyordu,  çocuk için  taze   yumurta filan.

Bu pisi, bu havhav, inek, tavuk derken, bu böcek, çiçek,  serçe,  karga  derken  çocuğun bitki,  hayvan kültür hazinesi haylice zenginleşti.

 Diğer  lojmanlarda  oturan yaşıtları da  var, geliyorlar,  orta boy bir mukavva koli  dolusu oyuncakları var, beraber  oynuyorlar.  Amma, eğitimciler  hep derler ya, okul öncesi evde yada kreşte, ayrıca, bir   ilgi ve  eğitim şart.

Ünye’ ye  indiğimizde,  yaşına  uygun resimli  boyama kitabı  aldık, bir kutu da kuru boya  kalemi,  ufak bir masa, sandalye. Oturtuyoruz, çocuğu, sandalye ye, masayı da önüne çekiyoruz. “Hadi  kızım,  pisiyi boya, kuşu boya, hav havı  boya..” İyi kötü oyalıyoruz.

Birkaç ta  masal kitabımız  var. Resimli, kedili, köpekli  çeşitli hayvan  masalları. Akşamları eve  gelince,   çocuğu  kucağıma  oturtup,  onları okuyorum. Hiç aklımdan çıkmaz. Bir  HırçınTay  vardı. Onu  çok severdi. Okuduklarımı merakla dinliyor. Tekrar  tekrar  okudukça da, sayfayı  gördükçe ezberlemeye  başladı. Benden önce  sayfayı  çevirip, kendi de kafadan okuyor.

Arada bir de  soruyor. “Bu pisi, o pisimi?”  “Evet kızım, o  bahçede  gördüğümüz  pisi!.”  Bir günde,  bahçeye  yavrulu  bir  köpek geldi. Tabii ki  yavru, bizimkinin çok  hoşuna  gitti. Masalda yavru köpek  dendimi, hemen aklına  o geliyor.

Benimde  aklıma bir şey geldi.  Dönüyüruz, dönüyoruz  çocuğa  aynı  masalları okuyoruz . Taa çocukluk gençlik yıllarımdan beri,  kabiliyetim vardır  ve bu güne  kadarda,  okuyucularımız  farketmişlerdir  ki, hikaye  uyduruculuğum, yani  edebi yaratıcılığım gayet  iyidir.

‘Küçük Havhav’ın Maceraları’  diye,  yazının  başında  sizin de  gördüğünüz  gibi,  bir şey uydurdum. Çocuğun  da  çok  hoşuna  gitti. Elbette ki,  oldukça pedagojik   ve psikolojik  bir  yaratı yapmıştım. Çocuk,  kendisini,  masaldaki  yavruyla  özdeşleştirmişti. Hikaye kendisini  anlatıyor,  masal  kahramanında  kendisini yaşıyor, bir yandan oyalanıyor, bir yandan da öğreniyor, eğitiliyordu.

Masalın  ucu açıktı. Küçük  Kavhav’ın annesi, babası vs.  konuya  kimi , neyi istersen kat,  Küçük Havhav bahçede  oynuyor, Küçük  Havhav  gezmeye  gidiyor vs. ne istersen anlat,  gitsin.

Sonra, Ünye’ye indik, oğlan doğdu, Ona da  sil baştan. “ Bir Küçük  Hav hav varmış…” Ama, bu kez  bir de yardımcım  var. Ben anlatmaya  başlıyorum,  kız hemen atılıp, araya giriyor. “Küçücük kulakları varmış…”

Güzel  günlerdi.

Devam ediyoruz.

“Küçük Havhavların oturduğu evin  önünde  kocaman,  yemyeşil bir bahçe varmış.

Bahçenin içinde,    Küçük havhavın oynaması için                                                                                                            çok  güzel bir  oyun bahçesi varmış…”

Öylece sürüp  gidiyordu.

Güzel masallardı. 

Bizim küçük  Havhavlar, şimdi  bir yerlerde hayat  gaileleri ile meşguller.

Bunlar da o günlerin güzel  hatıraları.

Saygılarımla.  Turgay  Güven.


Bu haber toplam 111 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları