HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

İBRAHİM HAKAN GÜN

İBRAHİM HAKAN GÜN

Türkiye’de Organik Tarımın Sorunları

18 Eylül 2021 Cumartesi Saat: 18:56

1-Organik tarımda en önemli problem çiftcilerin

örgütlenmesi ile ilgilidir. Üreticiler örgütsüz olduğu

için, küçük alanlar için denetim ve sertifikasyon

kuruluşları ile anlaşmalar maliyeti artırıcı olarak

karşımıza çıkmaktadır. Burada üreticinin önünde iki

seçenek vardır. Bunlardan birincisi, sermayesi güçlü

büyük şirketlerin yabancı organik ürün pazarlayan

firmalarla sektöre girmesi şeklindedir. İkincisi ise,

üreticilerin hızla örgütlenerek kooperatif örgütler

aracılığıyla üretime ve ürünlerin değerlendirmesine

girmesidir.

2- Üreticiler organik ürünün özelliklerini, üretim

tekniklerini, organik tarım metotlarını, çevre

korumadaki rolü veya diğer sağlık değerleri hakkında

yeterli bilgi sahibi değildir. Bu anlamda ihtiyaçlara

cevap verebilecek danışmanlık sistemi henüz

geliştirilmemiştir. Türkiye’de organik tarım eğitimi

Meslek Yüksekokulları düzeyinde verilmektedir.

Fakat şu an mevcut olan organik tarım yönetmeliğine

göre, Meslek Yüksekokullarının organik tarım

programından mezun olan teknikerlere herhangi bir

yetki yada sorumluluk verilmemektedir. Türkiye’de

organik tarım sektörünün gelişimi için bu ara

elemanlara yetki ve sorumluluk verilmelidir.

 3- AB ve diğer ülkelerde organik tarımın

gelişimini sağlayan en önemli etken, üreticiye

desteklemeler yoluyla sağlanan maddi yardımlardır.

Mesela Avusturalya’da 325/euro/ha/yıl, Almanya’da

ise 80–225/euro/ha/yıl gibi maddi destekler

sağlanmaktadır. Türkiye’de ise organik tarım

çiftçilerine sağlanan imkânlar çok kısıtlıdır.

Türkiye’de son istatistiklere göre 203 811 hektarlık

organik tarım alanı ve 14 401 organik tarım çiftçisi

bulunmaktadır. 2005 yılı için Türkiye’de organik

tarıma yönelik 6 409 000 kredi kullanılmıştır. Bu

rakamlar baz alındığında kullanılan bu kredilerin

yetersiz olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

4- Türkiye’de yaklaşık 10-12 yıllık bir gelişme

süreci göstermesine rağmen, halen kalıntı, katkı vb.

analizleri yapacak akredite laboratuvarlarının

bulunmaması önemli bir eksikliktir. Bu nedenle

analizler yurt dışında yapılmaktadır. Bu da, organik

tarım için ek bir maliyet ortaya çıkarmaktadır.

Akredite edilmiş laboratuarların Türkiye’de

kurulması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

5- Kontrol ve sertifikasyon kuruluşları yönünde

de büyük ölçüde dışa bağımlılık vardır. Türkiye’de 9

tane kontrol ve sertifikasyon kuruluşu bulunmaktadır.

Bunlardan 2 tanesi yerli, kalan 7 tanesi ise yabancı

kökenlidir. Bu şirketlerin 7 tanesi İzmir, 2 tanesinin

merkezleri ise Ankara’da konumlanmıştır. Bu durum,

bu bölgeler dışında kalan diğer bölgelerde kontrol ve

sertifikasyon maliyetini artırmaktadır.

6- Ülkemizde organik tarım yapan işletmelerin

küçük ve parçalı olması, küçük parsellerde yapılan

üretim yanında, konvansiyonel üretim alanlarına

yakınlık organik tarımın gelişmesini engellemektedir.

Organik ürün üreten işletmeler ülkemizde ortalama 3

hektar genişliğine sahiptir. Avrupa Birliğinde ise, bu

oran 28 hektar civarındadır. Bu bağlamda orta ve

uzun dönemde tarımsal işletmelerin büyümesine

yönelik düzenlemelerin acilen devreye sokulması

gerekmektedir.

7- Organik ürünlerin fiyatlarının yüksek olması

ve halkın düşük gelir düzeyi nedeni ile iç talep

artışları istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Diğer

ülkelerde organik ürün ile konvansiyonel ürün farkı

%25–60 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran

%150-200 civarındadır. Yüksek fiyat yanında

tüketiciler organik ürünleri bir fantezi olarak

görmektedirler. Bu düşünce tarzının kırılması ve iç

talep oluşturmaya yönelik olarak, tüketicilerin

bilgilendirilmesi sağlanmalı, özellikle bebek, gelişme

çağındaki çocuklar ve hamile kadınlar için organik

ürün ile beslenmenin önemi anlatılmalıdır.

8- Türkiye’de organik tarımla ilgili sağlıklı bir

veri tabanı ile şeffaf bir bilgi akışı yoktur. Ülkedeki

üretimin yaklaşık %95’inin ihraç edildiği değişik

kaynaklarda yer almaktadır. Ancak resmi rakamlar

incelendiğinde 2003 yılında üretilen 291 083 ton

organik üretimin yaklaşık %7.2 si gibi bir rakamla

ifade edilen 21 083 tonunun ihraç edildiği ortaya

çıkmaktadır. Bu durum, üretilen organik ürünlerin

ihracatta yaşanan sıkıntılar nedeniyle iç piyasada

konvansiyonel ürün olarak pazarladığını

göstermektedir.

9- Organik bitkisel ve hayvansal üretimde,

konvansiyonel tarım faaliyetlerinde kullanılan

gübreleme, bitki koruma, hayvan sağlığı girdilerinin

ve ayrıca bitkisel ve hayvansal ürünlerin

işlenmesinde kullanılan inorganik materyalin organik

alternatiflerinin tam olarak şekillenmesine ihtiyaç

vardır. Bu nedenle organik tarım alanına

yoğunlaşarak bu girdilerin alternatiflerinin üretilmesi

ve çeşitliliğinin arttırılması gerekmektedir.


Bu haber toplam 139 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları