HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

FINDIK DALDA KALMASIN, YABANCILAR ALMASIN. ALDI BİLE..

1 Ekim 2021 Cuma Saat: 08:30

Sizde  biliyorsunuz ya,  Fındık dediğin şey  tarihiyle,  önemiyle, fiyatıyla,  tadı,  lezzeti, çeşnisi, kültürü, şanı, şöhreti  ile  Karadeniz gibi  bir  derya deniz,  namı  buraları aşmış, Avrupa’yı Atlantiği, Amerika’yı  Pasifiği  dolaşmış, Çin’ü Maçin’e, Avusturalya’lara  Mikronezyalar’a   ulaşmış,  Allah’ın, yeryüzünde,  özellikle  Yüce Türk Milleti’nin Karadeniz  ahalisine  bahşettiği  bir  lütuf ve  biz bu nimeti yeterince değerlendiremiyoruz.”

Bir  gazete  haberi ile  başlayalım. Fındık  ihracatını   yabancılara kaptırdık. Dünya  fındığının  % 70’ ini üreten Türkiye’ de fındık ihracatı yabancı bir kartelin eline  geçmişti, ihracatta sıkıntı yaşanmaya  başlamıştı. Artık  güzel  yurdumuzda  yurt dışına yapılan fındık ihracatının % 60’ ını bu  kartel yapıyordu.

Kartel, Türkiye’de , soğuk  hava  deposunu kurmuş, üreticiden aldığı  fındığı, kontrollü  bir şekilde, dış piyasanın durumuna  göre,  bazen maksimum,  bazen minimum miktarlarda ihraç ediyor veya  etmiyor. Gerisini elinde bekletiyor. Mal onun. Artık  istediğini  yapar. Fiyat  düşürmesi  gerektiği zaman  maddi gücüyle, medyada, ekspertiz raporlarında  polemikler açtırıp,  kafa karışıklığı yaratıyor, ihracatın azalmaya başladığı görüntüsü verip,  fiyat bekleyen köylüyü  malını  satmamaya  niyetlendiriyor,  piyasa panikledikçe fiyat daha  düşüyor. 

Köylü zannediyor  ki, kartel-tekel  sonunda pes edip, alıma başlayacak ve fiyat  yükselecek. Kartel niye alım yapsın ki,  depoları zaten dolu,  seni bekletiyor,  sen de  dolara göre  revize bekliyorsun. 25,5-26 olması  lazım filan,  diyorsun, ama fiyat, 21,5 -22, bilemedin 22,5  civarında, 23-24  lira  bile yok. Muhalefet  dolar hesabı olarak fiyat söylüyor,  hükümet bakalım ne diyor,  bekle  gör.. Her gün  aynı tatsız  tuzsuz  polemikler. Her gün  aynı  hayal kırıklıkları. Zaten ne  bekliyordun ki?

Daha  yıl başından fındık rekolte hesabı  başlar, püskül-karanfil denilen tozlamayı  yapan erkek organ  ve  tozlanacak  dişi organ sayımına göre yapılır. Benim orta okul  Tarım dersinden bildiğim bir şey vardır ki, fındık iki yılda bir tozlaşma  yapar ve bu da  demektir ki, her fındık kökü-ocağı bir yıl fındık verir, bir yıl vermez.  Bence  bu sayım,  haritalama şeklinde,   yer tesbitine göre ocak  ocak   ve daha  hassas yapılmalı.

Bu yıl da rekoltenin  yüksek olacağı  görüntüsü  ve haberleri yayılıyordu. Bu da demektir ki  fındık bol olacak, amma, fiyat yüksek olmayacaktı. Bunu, artık  daha da  panikleyen ve   fındık  borsasının dünya merkezinin  nerede olduğundan  bile haberi olmadan,  fındık üzerine  boyundan büyük borsa oyunlarına  kalkan köylü  vatandaş  taa  baştan  biliyordu. Ve hatta  babası da, dedesi de, taa kaçıncı dedesi de biliyordu, amma, yine hep, hepsi, aynı  oyuna katılıyordu. Çoğunu kaybediyordu. Çalışıyordu,  emek veriyordu, alın teri  döküyordu,  ama,  yine de  gelirini  arttıramıyor, malıyla  zarar ediyordu.  Böylece  düşe kalka, geçinip gidiyordu  ve  yıllardır elle tutulur bir  varlık sahibi  olamıyordu.

 Zaten,  vatandaş-üretici,   o  kadar  akıllı olsa, bizimde bu işi  uluslar arası  ticari  alanda  yürütebilecek  kadar  ticari beceri  ve  deha  yeteneğimiz olsa  Dünya Fındık  Borsası’nın  Merkezi  Giresun’da veya Ordu’da  olurdu. Biz de  mülti  milyoner  olurduk. Vatandaş, her zamanki  gibi,  bu günde,  aynı tuzağa  düşmüştü.  Artık ya,  kaçtan  giderse satacak,  yada  ambarda  biraz daha  bekletip, biraz daha  ucuza  yağlığa  verecekti. Kendi kendine  kızıyordu, ama kime  kızacağını  bile  bilemiyordu. Hala  devletten bir  kolaylık, bir medet, çare  bekliyordu ki, devlet ne yapsın?

 Devlet sana  vakti zamanında kapısını açmış, “Fındığını getir, al paranı götür, bu kadar bol parayı ne yapcan,  koy bankaya, işletelim, kardan sen de sebeblen, bende.” Demiş. Sen aç gözlülük  yapmışsın, kendi  boyunla  fındık borsacılığı  oynamaya  kalkmışsın,  ticarette  karla zarar  ikiz kardeştir derler, ya biri yada öbürü, şansına. ? Hadi devlete  vermedin,  bir yığın  özel sektör fındık fabrikaları var, bari  onlara ver. Her ikisinde de, sende  kazan, ülkende, milletinde, Ulusal Ekonomi’nde  kazansın. Senin,   bu tavrın  ile   hayatta  yapabildiğin  iki şeyden biri, yukarıda  anlattığımız  ‘hükümetten fiyat  desteği’ ise, diğeri  de,  Mart sonu Nisan başı  ‘Fındığa don vurdu vurmadı, püskül  oldu  olmadı’ muhabbeti  yapmak.  Devlet ona da  bir çare bulmuş,    ‘Tarım Sigortası  Sistemi’ ni de  kurmuş. Don oldu, sel oldu, para hazır. Daha  ne istiyorsun?

Aslında  olayların gerisinde ve  uluslararası  piyasada,  fındığın  asıl değerlendirildiği  çikolata  sanayinde, bize  rakip  bir Amerikan bademi  olayı-rekabeti  var ki, bu bizi  çok aşmakta.  Bademde  çikolata  sanayinde kullanılabiliyor ve Amerikan  Hükümeti,   dayanılmaz  ekonomik  gücü ve  depolama  imkanları  ile  çoğu kez, piyasada,  bademini  oldukça iyi bir şekilde  değerlendirip,  bizi  saf dışı  edebiliyor  ve biz, çaresiz  fındığımızı, değerinden   ucuza  vermek zorunda  kalıyoruz.

Bunlar eskiden  beri  olan, olağan  şeylerdi ve  böyle sürüp gidiyordu. Birden bire,  çok kısa sürede her şey değişti.  Fındığın  türküsü  bile  değişti. “Fındık dalda  kalmasın,  başakçılar, pardon,  yabancılar  almasın…”Aldı bile. Artık  fındığın çifte  kavrulmuşunu, pardon  yanlış  söyleyebildim, hangi çifte kavrulmuşunu, 9  kat kavrulmuşunu  başkası yiyor.  İtalyan  Ferraro firması. “Biz yiyemeyiz, al sen ye.” dedik.

Son  yıllarda, hükümet,  fındıktaki   sorumluluğunu  üzerinden atmaya,  çoğu işi özel sektöre  bırakmaya, bu şekilde  fındık sektöründe  güçlenen özel sektör  gıda  firmaları ile fındıkta  tekelleşme  belirtileri  görülmeye başlamış,   1984 tarihinde  kurulan Oltan Gıda  adlı  bir şirket piyasaya  hakim olmuştu.   Çok kısa süre  sonra  ise, Oltan Gıda,  memleketinde daha doğru dürüst fındık yetişmeyen,  İtalyan Ferraro Gıda   Firması  tarafından satın alınmış ve dünyada bir numara olan Türk Fındık  Piyasası’nın büyük  kısmı  Ferraro’nun  eline geçmişti.

Yılların ihmali  sonucu  Fiskobirlik zaten   kapanmak üzeredir  ve  emperyalist  tekelleşmenin acımasız gücü karşısında,   10-15 yıl önce bölgede  faaliyet  gösteren yaklaşık  50 kadar irili ufaklı fındık işleme fabrikasından,  günümüzde büyüklerden birkaç tane kadarı kalmış, küçüklerin çoğu kaybolmuştur. Türk Fındık  Sektörü   egemenliğini elinden kaçırmıştır. Fındıkta  yabancı  sermaye  ve emperyalist  tekel, piyasaya  tamamen hakimdir.

Ferraro  firması,  gayet akıllıca çalışmaktadır.  Artık, örnek  Bilimsel Bahçe Modelleri’yle üretime de girmiştir.  Belki yakında,  büyük arazileri  eline geçirip, Terme, Çarşamba gibi  orta  Karadeniz’deki,   Düzce, Sakarya  gibi, özellikle kuzey batı Anadolu’daki düzlük   arazileri  uygun, ucuz fiyatlarla  elde edip,    bilimsel çalışan  makinalı  endüstriyel tarım yapılabilecek  büyük  Fındık Üretim Alanları’na  çevirebilecek  fırsata  erişebilecektir.

Hükümet, fındığın  uluslararası  boyutunu   yabancı  firmaya  teslim etmiş,  dış satıştan gelen ticari gelirlerden aldığı vergi  ve benzeri  diğer  getirilerle kendi gelir işini  sağlama bağlamış,   bazı  cazip  desteklerle  üreticiye sus payını  da vermiş, sorunu kendince  bu şekilde  bir yola koymuştur.

Bir  fındık üreticisi  olarak, bugün,  hükümetin verdiği  dönüm parası,  mazot parası,  üç beş kuruş  fındık parası ile  mutlu  mesut yaşıyor  olabilirsin. Ancak,  böyle  giderse  ve sen, fındığı  bazı daha  değerli ürünler haline  getirip  katma  değerini yükseltmeden,  sadece    fındık olarak  ihraç etmeye  devam  edersen,  fındıktan gelir azalıp, sonunda ekimi  dikimi, bırakırsan, elindeki  arazileri  ufaktan   ufaktan  satıp  ranta  kaptırırsan,  fındık üzerindeki  egemenliğin ve  hatta fındık üretimi yaptığın ata yadigarı   toprakların, bir gün  tümüyle  yabancıların  eline geçtiğinde,   sen olmasan bile,  senin nesillerin, yabancı sermayenin büyük kısmı  endüstrileşmiş fındık  plantasyonlarında  ve  makineleşmiş   fındık fabrikalarında, ancak, ucuz  ücretli işçi olarak çalışabilecektir. Söylemedin deme.Bunun  çaresi  yeni  bilimsel yöntemlerle birlik beraberlik içinde  çalışmak,  fındık  sanayisini  katma  değeri yüksek  yan ürünlerle  değerlendirmek.

 “Sen doktorsun, eczacısın  niye bunları  dert ediyorsun ki ?”,  diyeceksin. Haklısın,  benim fındık bahçem bile  yok.. Niye  dert ediniyorum ki?

Saygılarımla. Turgay Güven.

 

 


Bu haber toplam 207 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları