HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

AİLE KIYMETİNİN YAŞATILMASININ ÖNEMİ

9 Ekim 2021 Cumartesi Saat: 08:30

Sekiz on dört Ekim aile haftasıdır. Bu münasebetle bu günkü yazımı bu konuya ayırmayı istedim.

  Milletimiz için aile mefhumu çok önemlidir, aynı zamanda güçlü bir millet ve ülke olmanın da lokomotifi, harcı ve çimentosu mesabesindedir.

  Bunu çok iyi bilen ülkemizi zayıflatmak isteyen güçler, kültür emperyalizmi ile aile değerlerimizi çökertmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar, yapmışlardır, yapacaklardır.

  Mesela sultan Mahmut zamanında ülkemiz aleyhine hainlikler yapan Fener Rum patriği Gregaryus,                      

     Rus Çarı’na yazdığı mektupta, Osmanlı ülkesinin yenilmesi için, öncelikle dini inançları ve aile bağlarının çökertilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

     Günümüzde Amerika ve diğer bazı batı ülkelerinin yapmaya çalıştıkları da budur.

     Bulunduğumuz zaman diliminde ülkemizde maalesef geleneksel aile olgusu çekirdek aile kavramına dönüşmeye başlamıştır… Bu endişe verici boyutta mıdır?

  Şu gerçeği gözden kaçırmamak lazım: Ülkemizde de aile değerleri ve mahremiyetinde erozyonlar başlamıştır… Boşanma hadiseleri artmaktadır.

 Annesi babası ayrılan çocukların sorunları, istenmeyip terk edilen çocuklar, karısına çocuklarına şiddet uygulayan erkekler sorunsalı ülkemizde kaygı duymamız gereken merhalededir.

 

 Aile bağlarının çöküşü batıda çok daha önce başlamıştı…  Batılı aydınlar, ülkelerinde aile değerlerinin zayıflamasından duydukları endişeleri sıkça dile getirmekte ve yazmaktadırlar.

 Avrupa Birliği istatistik kurumu Eurostat’a göre, AB genelinde her üç evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığı, nikâh sayısında önemli derecede düşüş yaşandığı, nikâhsız yaşayan çiftlerin oranında

 endişe verici düzeyde artış olduğu dile getirilmektedir.    

  Amerika da ise durum daha da vahim olup, her iki evlilikten bir boşanma ile sonuçlanmaktadır.

 Avrupa Birliğinde doğan çocukların % 40’kı evlilik dışı dünyaya gelmektedir.

   Bu durumda sosyal devlet sisteminin çarkları bu çocukları devlet himayesine almaktadır.

   Ancak tabii ki bu hayat normali olmayıp anne sevgisinden mahrum olma sorunsalı insan tabiatına aykırılık sorunuyla sosyal bir vakadır.

  Diğer yandan, Avrupa bu haliyle doğurganlık oran düşüklüğü sebebiyle genç nüfus sorunu ile karşı karşıyadır.  Şayet sorun bu şekilde devam ederse, çember ileriki yıllarda daha da daralacak olup, şimdi nasıl yabancı işçiye ihtiyaç varsa, kim bilir, belki ileriki yallarda paralı yabancı askeri personel çalıştırmak zorunda kalacaklardır.

  Ülkemiz açısından konuyu biraz daha irdelediğimizde, eskiye göre bizde de aile mefhumunda endişe etmemiz gereken sorunlar olduğunu görmekteyiz… Çünkü aile geçimsizliği,  anlaşmazlığı ve şiddeti kaygı verici oranda tırmanış göstermektedir.

 1935 -1950 yılları arasında genç nüfus % 20,8 ile en yüksek seviyede bulunuyordu. Ancak ülkemizde az çocuk yapma ve dolayısıyla doğum oranlarındaki düşüklük, dengeyi tersine çevirmekte olup, doğum oranlarının 2025 yılında % 14,3… 2040 yılında % 13,4… 2080 yılında 11,1’re düşeceği öngörülüyor. Sonuç olarak, yaşadığımız coğrafyanın şartlarını ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunları hesaba katarak hareket etmek, aile bağlarımızı çok sıkı tutmak keyfiyet değil,  bir zorunluluktur.

Bu şuur ve bilinç, varlığımızın sebebi, bizi ayakta tutacak ahengin harcıdır.

 


Bu haber toplam 96 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları