HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

FİRENLERİN AYARLARI ÖNEMLİDİR

23 Ekim 2021 Cumartesi Saat: 08:30

Mesleğim icabı hayatımın önemli bir kısmı Ünye Sanayi sitesinde geçti. Belki size tuhaf gelecek ama bazen insan ile otomobili kıyasladığım zamanlar olmuştur.

 Bu kıyaslamalarda çoğu zaman şu gerçeği saptadığım: İnsanların birçoğu, otomobilinin bakımına ve sağlam oluşuna kendi bakımından daha çok önem vermektedir.

  Hele hele otomobilinin fren bakımı her şeyden önce gelir sürücüler için.

    Ekonomik durumuna göre ABS fren sistemi olan, yani frene bastığında kontrollü duran otomobil de öncelikle tercih edilir hani!

  Şehir dışına gidilecekse otomobilin yağ ve su kontrolü mutlak yapılır, ama frenler illaki kontrol edilmelidir.

  İnsan için de zaman zaman kızma ‘’kendini frenle’’ diye tavsiye ettiğimiz de olur.

  Bu zaviyeden baktığımızda… Otomobilin frenlerine dikkat ettiğimiz kadar, kendi frenlerimize, öfke kontrolümüze dikkat etmediğimiz aşikâr.

 Anlayacağınız, otomobilimizin frenlerine verdiğimiz dikkati kendi frenlerimize göstermemekteyiz.

  Bizim frenlerimizin, yani hadiseler karşısında kendimizi frenlememizin önemi otomobilimizden neden daha az olmaktadır? Çünkü burada gönül ve düşünce cevherimizin bakımının yapılmayıp ham bırakıldığı ve bu sebepten sorunlu kaldığı, bu yüzden de bir yanılma ve algı zafiyeti olduğu açıktır!

    Biz kendi frenlerimizi ne yapacağız, hangi ustaya ayarlatacağız?

   Ünye Sanayi sitesinde ayarlatamayacağımız kesin… Çünkü orada madde ilklimi var, demem o ki orada ancak madeni aksamlar ayarlanabilir.

   Bizim kendi frenlerimizi ayarlatacağımız usta, tamirhane nerede?

    Öncelikle bizim fren takımlarımızın aksamları ne kadar sağlam ve kaç aksamdan oluşuyor, bunu düşünüyor muyuz?

   Yaradan Kün, yani ol deyince… Ruh, gönül, düşünen akıl ve kalp gibi organlarımız ile fren aksamlarımızı tamamlarken, kendimizi frenleyemiyor olmamız ne büyük nankörlük ve inkârdır!

 Frenlerimizi ayarlatacağımız usta yine fren refleksimizi içimize koyan değil midir?

   Öyleyse tamir yeri de bellidir: Ruh, gönül, kalp ve akıl nimetlerini Allahın referansı olan kuran pınarından beslemek ve eşrefi mahlûk olmanın nimeti olan akıl ile halleri düşünerek tanzim etmek, binaenaleyh, nerede duracağımızı, yani kendimizi hangi durum ve ahvalde frenleyeceğimizi tayin etmek zorundayız değil mi? Yoksa bize niye insan deniyor?

  Burada bizi diğer canlılardan, açıkçası hayvanlardan ayıran çizgiye dikkat çekmek isterim.

   Kaldı ki onların bile fren aryalarının olduğuna çok şahit olmuşuzdur!

     Mesela aslan yiyecek ihtiyacından fazlasına saldırmaz, birçok hayvan duracağı sınırı bilir…  Velhasıl, dünya’yı kirleten, mahfeden, savaşları çıkartan, sınırsız istek içersinde nefsini frenleyemeyen insandır.

  Tabirimi mahzur görün… İnsan hem yaratılanların hem en şereflisi, hem de en vahşisidir.

   Yine insan, ne kadar medeni olursa olsun, büyük bir okul olan şu dünyada hayvanlardan ders ve ibret almaya muhtaç olan bir varlıktır.

 Hayvanlar stok etmek için değil, ihtiyaç için uğraş veriyorlar.

Oysa insan öylemi? İnsanoğlu ihtiyacından fazlası için dünyayı acımasızca kana boyamakta, kardeşine bile kıyabilmektedir. Bu da insanı medeniyette ve fende bunca ilerlemesine rağmen dünyadaki en vahşi yaratık yapmaktadır.

 Öyleyse insanın nefsine hâkim olabilmesi, aşırı ve lüzumsuz ihtiras ve kıskançlıklarını frenleyebilmesi için Allahın referanslarına meyletmesi, manevi ilklimi yakalayabilmesi, ruhunu, gönlünü, zihnini terbiye etmesi, kendisine eşrefi mahlûk payesi verilmesinin en önemli bir gereğidir.

 

      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 160 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları