HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

İBRAHİM HAKAN GÜN

İBRAHİM HAKAN GÜN

Türkiye’de Organik Tarımın Sorunları

25 Ekim 2021 Pazartesi Saat: 08:30

1-Organik tarımda en önemli problem çiftçilerin örgütlenmesi ile ilgilidir. Üreticiler örgütsüz olduğu

için, küçük alanlar için denetim ve sertifikasyon kuruluşları ile anlaşmalar maliyeti artırıcı olarak

karşımıza çıkmaktadır. Burada üreticinin önünde iki seçenek vardır. Bunlardan birincisi, sermayesi güçlü büyük şirketlerin yabancı organik ürün pazarlayan firmalarla sektöre girmesi şeklindedir. İkincisi ise, üreticilerin hızla örgütlenerek kooperatif örgütler aracılığıyla üretime ve ürünlerin değerlendirmesine girmesidir.

2- Üreticiler organik ürünün özelliklerini, üretim tekniklerini, organik tarım metotlarını, çevre

korumadaki rolü veya diğer sağlık değerleri hakkında yeterli bilgi sahibi değildir. Bu anlamda ihtiyaçlara cevap verebilecek danışmanlık sistemi henüz geliştirilmemiştir. Türkiye’de organik tarım eğitimi Meslek Yüksekokulları düzeyinde verilmektedir. Fakat şu an mevcut olan organik tarım yönetmeliğine göre, Meslek Yüksekokullarının organik tarım  programından mezun olan teknikerlere herhangi bir yetki yada sorumluluk verilmemektedir. Türkiye’de organik tarım sektörünün gelişimi için bu ara elemanlara yetki ve sorumluluk verilmelidir.

 3- AB ve diğer ülkelerde organik tarımın gelişimini sağlayan en önemli etken, üreticiye

desteklemeler yoluyla sağlanan maddi yardımlardır. Mesela Avusturalya’da 325/euro/ha/yıl, Almanya’da ise 80–225/euro/ha/yıl gibi maddi destekler sağlanmaktadır. Türkiye’de ise organik tarım

çiftçilerine sağlanan imkânlar çok kısıtlıdır. Türkiye’de son istatistiklere göre 203 811 hektarlık

organik tarım alanı ve 14 401 organik tarım çiftçisi bulunmaktadır. 2005 yılı için Türkiye’de organik

tarıma yönelik 6 409 000 kredi kullanılmıştır. Bu rakamlar baz alındığında kullanılan bu kredilerin

yetersiz olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

4- Türkiye’de yaklaşık 10-12 yıllık bir gelişme süreci göstermesine rağmen, halen kalıntı, katkı vb.

analizleri yapacak akredite laboratuvarlarının bulunmaması önemli bir eksikliktir. Bu nedenle

analizler yurt dışında yapılmaktadır. Bu da, organik tarım için ek bir maliyet ortaya çıkarmaktadır.

Akredite edilmiş laboratuarların Türkiye’de kurulması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

5- Kontrol ve sertifikasyon kuruluşları yönünde de büyük ölçüde dışa bağımlılık vardır. Türkiye’de 9

tane kontrol ve sertifikasyon kuruluşu bulunmaktadır. Bunlardan 2 tanesi yerli, kalan 7 tanesi ise yabancı kökenlidir. Bu şirketlerin 7 tanesi İzmir, 2 tanesinin merkezleri ise Ankara’da konumlanmıştır. Bu durum, bu bölgeler dışında kalan diğer bölgelerde kontrol ve sertifikasyon maliyetini artırmaktadır.

6- Ülkemizde organik tarım yapan işletmelerin küçük ve parçalı olması, küçük parsellerde yapılan

üretim yanında, konvansiyonel üretim alanlarına yakınlık organik tarımın gelişmesini engellemektedir.

Organik ürün üreten işletmeler ülkemizde ortalama 3 hektar genişliğine sahiptir. Avrupa Birliğinde ise, bu oran 28 hektar civarındadır. Bu bağlamda orta ve uzun dönemde tarımsal işletmelerin büyümesine yönelik düzenlemelerin acilen devreye sokulması gerekmektedir.

7- Organik ürünlerin fiyatlarının yüksek olması ve halkın düşük gelir düzeyi nedeni ile iç talep

artışları istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Diğer ülkelerde organik ürün ile konvansiyonel ürün farkı

%25–60 arasında değişirken, Türkiye’de bu oran %150-200 civarındadır. Yüksek fiyat yanında

tüketiciler organik ürünleri bir fantezi olarak görmektedirler. Bu düşünce tarzının kırılması ve iç

talep oluşturmaya yönelik olarak, tüketicilerin bilgilendirilmesi sağlanmalı, özellikle bebek, gelişme

çağındaki çocuklar ve hamile kadınlar için organik ürün ile beslenmenin önemi anlatılmalıdır.

8- Türkiye’de organik tarımla ilgili sağlıklı bir veri tabanı ile şeffaf bir bilgi akışı yoktur. Ülkedeki

üretimin yaklaşık %95’inin ihraç edildiği değişik kaynaklarda yer almaktadır. Ancak resmi rakamlar

incelendiğinde 2003 yılında üretilen 291 083 ton organik üretimin yaklaşık %7.2 si gibi bir rakamla

ifade edilen 21 083 tonunun ihraç edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, üretilen organik ürünlerin

ihracatta yaşanan sıkıntılar nedeniyle iç piyasada konvansiyonel ürün olarak pazarladığını

göstermektedir.

9- Organik bitkisel ve hayvansal üretimde, konvansiyonel tarım faaliyetlerinde kullanılan

gübreleme, bitki koruma, hayvan sağlığı girdilerinin ve ayrıca bitkisel ve hayvansal ürünlerin

işlenmesinde kullanılan inorganik materyalin organik alternatiflerinin tam olarak şekillenmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle organik tarım alanına yoğunlaşarak bu girdilerin alternatiflerinin üretilmesi

ve çeşitliliğinin arttırılması gerekmektedir.


Bu haber toplam 179 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları