HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

YAHYA CUMHUR TAPÇI

YAHYA CUMHUR TAPÇI

AHDE VEFALI VEFAKÂR DOST ARIYORUM

26 Ekim 2021 Salı Saat: 08:30

Vefa kavramı günümüzde kaç kişi için bir anlam ifade ediyor bilmiyorum. Vefa kavramının anlamını bilen, vefakâr insanlara şahit olmuş, bizzat yaşamış insanlardan bugün kaçı vefakâr, bu konuda da şüphelerim var. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” diyen ecdattan günümüze ne kaldı? Bırakın bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını; geçmişte aynı tastan çorba içmiş, aynı ortamı paylaşmış, canı, kanı pahasına birbirini korumuş kollamış insanların birbirlerine karşı hakaret, iftira ve saldırıları ile karşılaşıyoruz günümüzde. Ömrünce iyiliği görülmüş, fedakârlıklarıyla karşılaşılmış insanların ufacık bir olumsuz söz ve davranışı nedeniyle ona küsmek, kızmak, tavır almak ve hatta işi dedikodu, iftira, olmayacak saldırılarla itibarsızlaştırmaya çalışmak vefasızlık değil mi? 

Vefa, TDK ’da, kısaca sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı olarak ifade edilmekte. Bir başka deyişle vefa, dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık ve sadâkat; sözünde durma, verilen sözü yerine getirme manalarına gelir. Bu kısa açıklamalar üzerinden hareketle günümüz insanlarını tahlil ettiğimizde vefa kelimesinin anlamının idrakinde olan ve hayatında uygulayan kaç kişi vardır? Sorsak herkes kendini çok vefakâr bulacak, kusur hep karşı tarafta olacaktır. Belirlenen randevu saatine bile zamanında gitmeyen, verdiği sözü tutmayan, üç kuruşluk menfaati için kadim dostluklarını bitiren, akrabalık bağlarına riayet etmeyen insanların hangisi vefakârdır?

Ezelden beri Müslümanım, diyenler Allah(cc)’ın emir ve yasakları hususundaki sözlerinin ne kadarını yerine getiriyor acaba? Bu sözlerin yerine getirilmiyor olması en büyük vefasızlık değil midir? Kâinatı yaratan Allah(cc)’a verdiği sözü tutmayan insan, şu yalan dünyada sosyal ilişkilerinde verdiği sözü ne kadar yerine getirebilir ki… Peygamberler sapkınlığa düşmüş insanlığı elinden tutup kurtaran Allah(cc) elçileridir. İnsanlık için her türlü fedakârlığı yapmışlar, eza ve cefaya sabretmişler, sadece insanların huzur ve refahı için çalışmışlardır.  Onların ardından gelen Allah dostları, insanlığı zamanın sorunları karşısında aydınlatan, rehberlik yapan, işlerini kolay kılan ilim irfan ehli kişileri ilim erbaplarının, bizleri okutan, yetiştiren hocalarımızın haklarını nasıl ödeyebiliriz? Ardından bizim dünyaya gelmemize vesile olan, besleyip büyüten, yedirip içiren, bizi bireysel olarak her türlü tehlikeden korumaya çalışan, eğitim ve sağlığımız için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan, kendi menfaatlerinden önce çocuklarının menfaatlerini koruyup kollayan anne ve babalarımıza ve onların değer verdiği insanlara karşı da vefa borcumuz yok mudur?

Aklımıza, fikrimize ve yaşımıza güvenip özgür hareket etmeye başladığımız o gençlik çağlarımızdan bugüne kadar eş, dost ve arkadaşlarımıza karşı da borçlu olduğumuz iş ve işlem olmuştur. Aynı yolda yolculuk etmiş, kaderde ve tasada birbirini kollamış, aynı ideallerle kendi canından fazla arkadaşının canını korumuş ve kollamış, bir dilim kuru ekmeği paylaşmış, kendinden çok arkadaşını düşünmüş olduğu o gençlik yıllarının hatırına vefa göstermemiz gerekmez mi?

Sözü fazla uzatmadan birkaç ayet ve hadisi şerif hatırlatması yapalım. “Kim sözünde durur, günah ve haksızlıktan sakınırsa, şüphesiz ki Allah takva sahiplerini sever.”( Âl-i İmrân/76), “O fâsıklar ki, Allah’a kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler, Allah’ın korunup gözetilmesini emrettiği bağları koparırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. En büyük zarara uğrayanlar işte onlardır.”(Bakara/27)

“Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün...” (Buhârî, Edeb, 85), “Akraba ilişkisini kesen, cennete giremez.” (Müslim, Birr, 19; Buhârî, Edeb, 11)

İnanan ve iman eden her kişi öncelikle Allah(cc)’a, peygamberlere ve onun ardından gelen ilim irfan erbabına, hocalarına, anne baba, hısım akraba, eş ve dostlarına karşı vefakâr olmak zorundadır. Son zamanlarda kaybolmaya yüz tutmuş bu çok kıymetli değer/vefa konusunda kendimizi bir muhasebeye çekmeli, olur olmaz olumsuzluklar neticesinde oluşan kırgınlıkları bir tarafa bırakıp birbirimizle helalleşmeli ve dostluk bağlarımızı yeniden güçlendirmeliyiz. Bir selamın, bir güzel sözün, küçücük bir iyiliğin hatırına, iyi kötü anların, yapılan iyiliklerin, fedakârlıkların, aynı havayı teneffüs etmenin hakkı için birbirimize karşı vefa göstermek zorundayız. Vefasızlara karşı daha çok vefakâr olunmalı ki, insanlığını kaybetmemişse belki biraz düşünür…  

23.10.2021


Bu haber toplam 257 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları