HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

MUSTAFA ÇAKMAKÇI

MUSTAFA ÇAKMAKÇI

ÜNYENİN DERİNLİĞİ

26 Ekim 2021 Salı Saat: 08:30

Bu yazımda Ünye'mizin derinliğini konuşacağım...

Konuşmaya başlarken de önce Ünye’nin tarihi ve bu tarihin getirdiği bilinç ile birlikte insanlarımızda oluşmuş bir kültürü konuşmakla gireyim mevzuya...

Ünye'nin tarihi çok eskilere dayanır da, ben “Süleyman Paşa Sarayı”ndan başlayayım.

Çünkü saray Ünye halkında oluşan gerek kültür ve gerekse ileriye dönük vizyonun genetiğine işlediği, evrimsel ve mutasyonik başlangıç noktasıdır. Yani Ünye, ne Fatsa’dır ne de Altınordu’dur.

Aslında bu saray dediğimiz şey müthiş şatafatlı, büyük bir konaktır. Ama öyle şatafatlı ve büyük yapılmış ki, insanlar saray olarak adlandırmış. Görüyorsunuz değil mi, ta o günlerde büyük düşünmüş Ünye?...

Hatta kıskançlık nedeni ile kundaklandığı rivayet edilir. Yani ta o zamandan çekemeyenler olmuş Ünye’yi...

Saray demek yönetmek demek... Saray demek, devlet demek... Saray demek, bürokratik donanım demek... Saray demek, yönetimde muhatap demek... Saray demek, hizmete ulaşım demek...

Saray demek, sarayın avlusunun önü şehir demek...

Bir şehir, bir sarayın avlusunun önü ise insanlarda büyük bir yaşam standardı beklentisi ve büyük bir hizmet standardı beklentisi kaçınılmaz demektir.

Saray varsa, sarayın önünde halk gibi giyinen saraylılar değil, saraylı gibi giyinen halk, saraylı gibi okumak isteyen çocuklar var...

Saray varsa, yanında paşa konakları, pazarlar, ulemalar, gezginler, kadılar, tuccarlar, camiler, kiliseler, okullar var...

Büyük ticaretler, büyük eğitimler var...

Saray o kadar önemlidir ki, halkın kültüründe şehrine bakışta büyük bir derinlik oluşturacak kadar...

Saray varsa aşk başkadır.  Kadın başka erkek başkadır. Ağıtlar baska, türküler başka, şiirler başkadır.

Saray varsa, suç başka, ceza başkadır. Ahalide kavga başka, barışma başkadır. Herşey ama herşey başkadır. Çünkü karşında bir saray, sokaklarında ise bir saraylı vardır.

Bu bilinçle, bu güne geldiğimizde Ünye'yi yönetirken de, yönetilirken de sığ bir ırmağın üzerinde yürür gibi değil, derinnn bir denizin üzerinde yüzer gibi ciddiyet, mahalle sokaklarında  yol su elektrik, hasta usta pasta, ağaç çiçek böcek inek ördek  muhabbeti değil, sürekli büyüyen  bir şehir olma olgusu ile, bir vizyonu masaya yatırmak olmalıdır.

Bu memlekette görev yapan vali de, kaymakam da, belediye başkanı da, hatta emniyet müdüründen okul müdürüne kadar bütün kamu görevi yapanlar, bu olguyu hücrelerine kadar işlemelidirler. Bilmelidirler ki o surların üzerinde Süleyman Paşa Sarayı hala durmaktadır. Bilmelidirler ki Ünye, o sarayın avlusudur, avlusunun önüdür...

Hele bilinmelidir ki Ünyeli, kendi evladından bir devlet adamı yetiştirmişse, O adamı Ünye'nin padişahı olarak görür. Görür de, beklediği şey sahnelere koyduğu  kürsülerde her adamın yapabileceği hatiplikler değil, şehir olmak adına diktiği taşlar ve çaktığı çiviler ile derin temelleri, yükselen yapıları görmek ister.

Saray bir imame ise, bu tespih ipine sıradan boncuklar değil, inciler ve elmaslar dizilmesini kellesini ortaya koyan bir sorumluluk olarak görecek bir paşa ciddiyetini görmek ister.

"İki günü aynı olan ziyandadır" düsturu ile dünyaya bakan her bir şahsi bilinç, kentsel bakış açısında toplumsal bir derinliğe ulaşır ve yılları teraziye koyduğunda, bu beş yılı geçmiş beş yıldan ağır değilse, kafasındaki derin dünyaların yüzeyinde yüzdürüp padişahım dediğini, yine aynı dünyanın en dibine çekiverir.

O toplumsal derinlik, yine aynı sahneleri kurar, aynı kürsüleri koyar, ama yüzeyinde değil, dibinde... ve bir komedyayı balıklara seyrettirir.

"Burası Ünye, burda durmak lazım" derken vurgulanan şey de, işte bu derinliktir...

Saygı ile...


Bu haber toplam 161 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları