HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

İSMAİL CANBULAT

İSMAİL CANBULAT

İLK ÖĞRETMENİM FARUK CİVELEK VE BİR İNSANI “KURTARMA” HİKÂYESİ…

25 Kasım 2021 Perşembe Saat: 08:30

“Talebe” (öğrenci), “talep eden” (isteyen) demektir.

“Muallim” (öğretmen), “ilim sahibi” (bilen) demektir.

ŞİMDİ, YERİMİZDE EĞRİ OTURSAK BİLE DOĞRU KONUŞALIM;

Günümüzde artık öğrenciler okulda bir şeyler öğrenmeye “talip” değiller. Okul hayatını; sıkıcı, zorlama bir mecburiyet olarak görüyorlar…

NEDEN PEKİ?

Hâlâ kadim medeniyetimizin “unutulmuş”, “üzeri kapatılmış” gerçek eğitim-öğretim sistemimizi yakalayamadık da ondan! Yıllarca yanlış ve ezberci bir eğitim verdik de ondan.

Çocuklar okuldan ve kitap okumaktan nefret ederek bitirdiler okullarını…   

Kendini sürekli geliştiren, çağın/öğrencinin ruhunu-dilini her daim yakalayabilen beyni öpülesi eğitmenlerimiz, öğretmenlerimiz müstesna olmak üzere, günümüzde birçok öğretmen; kendilerini taze ve sürekli bilgiyle teçhiz etme, değişen hayata uygun yöntemler geliştirme ve “topluma insan kazandırma” “derdinde” değiller. Bu da topluma yansıyor haliyle.

Hâlbuki eğitmenin/öğretmenin en büyük “derdi” bunlar olmalıdır…

FARUK ÖĞRETMEN

Derdi sürekli öğrenmek ve öğretmek, kaliteli insan yetiştirmek ve “insan kurtarmak” olan “hakiki” bir eğitmen/öğretmen tanıdım ben: İlk öğretmenim, güzel insan, şimdi 80 yaşının baharında, 60 yıllık bir öğretmen; FARUK CİVELEK!

Yıl 1972… Ünye Cumhuriyet Meydanı’nın en güzel ahşap binasına sahip Anafarta İlkokulu’nda 1. Sınıfa başladım…

Hiçbir zaman irtibatı koparmadığımız, güzel insan, baba dostum, sevgili öğretmenim Faruk Civelek’ten sadece “okul bilgisi” değil; insanlığa, hayata dair de birçok şey öğrendik biz orada…

OKULUN İLK GÜNLERİNDEKİ İÇE KAPANIKLIĞIMI, MÜTHİŞ ÇEKİNGENLİĞİMİ, TENEFFÜSTEKİ HALLERİMDEN FARK ETTİ.

Beni postaneye, çarşıdan bir şey almaya göndererek sosyalleşmem için çabaladı. Bayramlarda kalabalıklar karşısında şiir okutup çekingenliğimi aşmamı sağladı ve ben bugünkü İsmail oldum. O içimdeki sanatçıyı keşfetmişti ve beni hep kitap okumaya, şiire ve yazmaya teşvik etti. 

Allah ondan razı olsun.

Hele de sınıfımıza, daha önce kendinden mezun olup hayata atılmış ya da lisede olan eski talebelerini getirtip, onları kendi masasına oturtarak bizlerle buluşturması, ufkumuzu açması…

Ve bütün talebelerin derdiyle, ekonomik olarak zor durumda olanlarla da tek tek ilgilenip gerekeni yapması…

Hakkını, ne yapsak ödeyemeyiz Faruk öğretmenimin.

Onu hâlâ sık sık ararım… Mümkün olduğunda da buluşur sohbet ederiz. Muhabbetimiz, dostluğumuz hiç bitmedi çok şükür.

ÖĞRETMENİMDEN HÂLÂ ÖĞRENECEKLERİMİZ VAR.

YAKINA GELİN DE ÖĞRETMENİMİN 2001’DE İSTANBUL’DA YAŞADIĞI ŞU HAZİN OLAYI DİNLEYİN:

“İsmail, o zamanlar, eşimin tedavisi için uzun süreli olarak İstanbul Yeşilpınar’da kalıyorduk…

Ben, Eyüp İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gittim dedim ki “Ben emekli öğretmenim efendim, eşim de rahatsız, tedavisi için Ünye’den İstanbul’a geldik ve uzun süreliğine buradayız. Ben de boşlukta kaldım. Sıkılıyorum. Çocukları da özledim.

Bana bir görev verilirse seve seve yaparım.”

Beni Eyüp Semtindeki Gümüşsuyu İlköğretim Okulu'na gönderdiler. Müdür bey 3. sınıfı verdi.

 İki gün derse girdiğimde bir kız çocuğu dikkatimi çekti.

 Hiçbir şey yapmıyor, hiç derse katılmıyor. Arkadaşlarıyla filan da hiç öyle teması yok. Tek başına öyle dipte oturuyor. Sonra çok üzdü onun bu hali beni…

BAKTIM, ÇOCUK OKUMA-YAZMA BİLMİYOR!

3. Sınıfta olmasına rağmen okuma-yazma bilmiyor çocuk!

Hemen velisini, annesini çağırdım geldi o da… Ona anlattım durumu... Onlar da bu konuda yardım istiyorlar. Yoksa ziyan olacak çocuk. Onu kurtarmalıydık.

“Ama şimdi ben sınıfta yalnız tek onunla ilgilenirsem okuma-yazmayı öğretmek için, diğer çocukları ihmal etmiş olurum, resim-müzik derslerinde siz de 1 hafta burda oturun benim yanımda, ben nasıl yapıyorsam, siz de evde öyle yaparsınız” şeklinde anneye anlattım… -Ama tabii bu durumun daha kötüleri olduğunu da daha sonra öğrendim…-”

….

(Bu ibretlik ve heyecanlı hikâye yarın devam edecek. Bugünlük yerimiz bu kadar.)

 “HAKİKİ VE HAKİKATLİ ÖĞRETMENLERİMİZİN” ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ KUTLUYOR, ONLARIN ELLERİNDEN, BEYİNLERİNDEN VE YÜREKLERİNDEN ÖPÜYORUM.

 

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 138 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları