HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

İSMAİL CANBULAT

İSMAİL CANBULAT

İLK ÖĞRETMENİM FARUK CİVELEK VE BİR İNSANI “KURTARMA” HİKÂYESİ (2. BÖLÜM)

26 Kasım 2021 Cuma Saat: 08:30

Merhaba sevgili dostlar… Sayfama hoş geldiniz…

Dünkü gazetemizde; duayen eğitimci, İlk öğretmenim Faruk Civelek’in emekli olduktan yıllar sonra başından geçen, şaşırtıcı ve hazin bir eğitim hikayesini kendi ağzından dinlemeye başlamıştık.

3. SINIFTA OKUMA-YAZMA BİLMEYEN “ÖĞRENCİ”(!)

2001 yılında İstanbul’da uzun süreli ikamet ederken, Eyüp Gümüşsuyu İlköğretim Okulu 3. Sınıfında geçici olarak göreve atanan Faruk Öğretmenin hiç okuma-yazma bilmeyen bir öğrenciyi, bir insanı “kurtarma” hikâyesiydi anlatılan…

Faruk öğretmenim çocuğa en baştan okuma-yazma öğretmek için kolları sıvamış, çocuğun annesini de sınıfta misafir etmişti…

HİKÂYEYİ BU NOKTADAN İTİBAREN HOCAMIZDAN DİNLEMEYE DEVAM EDELİM:

 “…. İsmail, anne okula bir hafta kadar geldi. Ben anneyi oturtturdum masama, “benim nasıl yaptığı izle” dedim.

Çalışmamı izledi. “Sen de öyle yaparsın” dedim. ”Şu çocuğa okuma yazma öğretelim, ziyan olmasın” dedim. Yoksa çocuk ziyan olacak!

Basit hikâye kitaplarını falan aldım ben tabi, bilhassa resim derslerinde -diğer çocukların da hakkını almamak için- onlar resim yaparlarken onunla özel ilgilendim…

Çocuk okuma yazma bilmediği için, ufak ufak cümlelerden başladım.

Yani kolay cümleler: “Ali gel.” “Ali tut.” “Ali at.” “Kuşu tut” gibi…

Evet o çocuğu ben okur-yazar yaptım… Onu bu halde bırakamazdım.

AMA BÖYLE DURUMLAR YALNIZCA BENİM SINIFIMDA DEĞİLDİ…

Bu olayın daha da ötesi var…

Başka bir okulda bir arkadaşımı ziyarete gittiğimde yine Alibeyköy'de, o da 1. Sınıfı okutuyor, ben de onun yanında sınıftaydım o gün.

Baktım, dört tane çocuk geldi sınıfa. 4. Sınıf 5. Sınıf çocuğu gibi yapıları...  “Bunlar 1. sınıfa niye geldi ki?” Dedim.

”BUNLAR 4. SINIFTA OKUYORLAR DA OKUMA YAZMA BİLMİYORLAR” DEDİ.

Hem de İstanbul'daki bir okulda...

Bu şekilde işte olan oldu o dönemde. Niye öyle oldu biliyor musun İsmail? Yeni bir yönetmenlik çıkarılmıştı o zaman, 2000 yılından daha önceydi...

O yönetmenlikte; bilsin bilmesin 3. sınıfa kadar sınıfta kalma yoktu. Dolayısıyla bilsin bilmesin sınıf geçiyorlardı. Bu yüzden, okuma-yazma bilmeyen çocuklar da arada bir çıkıyordu.

Nasıl söyleyeyim; insanlar gelmiş senden yardım istiyor. Onları öyle bulduğun gibi bırakmak benim içimden gelmiyor. Onlara bir şeyler katmak istiyorum, istiyoruz biz idealist öğretmenler. Kim bilir şu anda o çocuklar ne yapıyordur? Hangi okulları bitirmişlerdir?”

.....

-      Önce “insan” ve  vicdanlı olmak, öğretmen olmak ve ülkemizin eğitim sistem(sizliğ)i hakkında çok şey anlatan bu hikâye için çok teşekkür ederim hocam…

-      İsmail, ne mutlu bana ki sizin gibi başarılı, bilinçli öğrencilerim var. Onlar benim iftar kaynağım hep…

ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM ÖĞRETMENİM.

İyi ki varsınız…

Size ve bütün “gerçek” eğitmenlere, öğretmenlere milyonlarca teşekkürler ve çiçekler gönderiyorum…

FAZLA LAFA GEREK YOK, YAZININ BAŞINDAKİ İKİ CÜMLEYİ TEKRAR HATIRLAYALIM:

“Talebe” (öğrenci), “talep eden” (isteyen) demektir.

“Muallim” (öğretmen), “ilim sahibi” (bilen) demektir.

 

 

 

 

 

 

 


Bu haber toplam 222 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları