HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ordu reklam ajansı akıllı ev sistemleri akıllı ev

İBRAHİM HAKAN GÜN

İBRAHİM HAKAN GÜN

DÜNYADA TOPRAK KULLANIMI ,TARIMSAL ÜRETİM VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLİŞKİSİ :

27 Aralık 2021 Pazartesi Saat: 08:30

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) toprak kullanımı desenlerinde geçtiğimiz yüzyılda ortaya çıkan değişimi şu şekilde belirtmektedir:

- Dünyada buzla kaplı olmayan toplam toprak alanı 13 milyar hektar olarak tahmin edilmektedir. Günümüzde bunun %46’sı tarım ve orman alanlarından oluşmaktadır ve yaklaşık %7’si kentsel ve yarı-kentsel alanlar oluşturularak veya insanların altyapı faaliyetleri ile değiştirilmiştir.

 - Toplam toprak alanının %25’inin yüksek düzeyde, %36’sının ise orta derecede yıpranmış olduğu, ancak %10’unun iyileştiği tahmin edilmektedir. Son iki yüzyıl içinde, insanlar dünya otlaklarının %70’ini, savanaların %50’sini, ılıman yaprak döken ormanların %45’ini ve tropik ormanların %27’sini başta tarım ve otlatma olmak üzere çeşitli amaçlarla dönüştürmüştür (UNCCD, 2015).

 Bu dönüşümün iklim değişikliği bağlamında kuşkusuz bir maliyeti vardır. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli Beşinci Değerlendirme Raporu’nda, toprak kullanımının küresel sera gazı salımının yaklaşık %25’inden sorumlu olduğu tahmin edilmektedir (IPCC, 2014). Bunun içinde, tarım kaynaklı salımlar 5-5,8 Gt CO2ed (bunun da %50’si hayvansal üretime aittir), toprak kullanımı değişikliği (ormansızlaştırma, başka amaçlarla kullanıma açma, vb.) 4,3-5,5 Gt CO2ed paya sahiptir. Bu da toprağı iklim değişikliğini göz önünde bulundurarak kullanmanın iklim değişikliğini önleme konusunda önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir.

IPCC, iklim dostu toprak kullanımının 2030’da her yıl 7,2 ile 10,6 Gt CO2ed karbon tutma potansiyeline sahip olduğunu hesaplamaktadır (UNCCD, 2015). Toprak tahribatı iklim değişikliğinin hem sebebi hem de sonucudur.

Bir yandan yoğun üretim salımları artırırken öte yanda toprağın ve bitki örtüsünün tahribi karbon yutaklarını önemli düzeyde azaltmaktadır. Bunun sonucunda atmosfere salınan karbonun artışı toprak tahribatı, biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği döngüsünü harekete geçirmektedir. Toprak karbon için önemli ve güvenli bir yutaktır.

Toprağın içerdiği karbon miktarı 2,5 trilyon ton olup, bu miktar atmosferin (0,8 trilyon ton) ve tüm bitkilerin (0,56 trilyon ton) içerdiği karbondan fazladır. Ne var ki toprağın tuttuğu karbonun %25-75’i yoğun tarım yapılması ve kötü yönetim sonucu kaybedilmiştir.

 İklim değişikliğinin toprak kullanımıyla farklı boyutlarda ilişkisi vardır. İlk sırada ortalama sıcaklık ve yağış değerlerindeki değişimin neden olduğu tarımsal verimde azalma ve kuraklık ya da sel gibi aşırı iklim olaylarının tetiklediği üretim kayıpları gelmektedir.

 Bir diğer boyut karbonu absorbe eden orman ve mera alanlarının yok edilmesinin ya da kullanımındaki değişikliğin atmosferdeki sera gazı konsantrasyonu nu artırmasıdır. Bunlardan ilki iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı bir tehdit iken ikincisi iklim değişikliğini hızlandıran bir süreçtir.

Dolayısıyla toprak kullanımı da iklim değişikliğiyle mücadele ve uyumda ele alınması gereken en önemli ekonomik sistemlerden biridir. Bu amaçla mevcut toprağın uygun biçimde kullanılması ve verimliliğinin artırılması gerekmektedir. Dünya genelinde 2 milyar hektar verimli arazinin bozulmuş olduğu ve her sene Türkiye tarımsal arazisinin yarısı büyüklüğündeki 12 milyon hektar alanın verimli arazi niteliğinin bozulduğu tahmin edilmektedir (UNCCD, 2015). Dünyanın aşınmış/bozunmuş topraklarının %12’sinin geri kazanılmasının 2030’a kadar hem 200 milyon kişiyi doyuracağı, hem de iklim değişikliğine direnci artırıp sera gazı salıınımı azaltacağı belirtilmiştir.

 Türkiye de toprak bozulumu açısından önemli risk alanlarından birinde yer almaktadır. Toprak bozulumunun önemli yansımalarından biri olan çölleşme risk haritasına bakıldığında   İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki önemli büyüklükte arazinin yoğun bir şekilde erozyon ve çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğu görülmektedir. Toprak bozulumunun temel nedenleri ormansızlaşma, tarımsal alanların genişlemesi, meraların aşırı otlatılması ve sanayileşmedir.

 Bu temel faktörlerin üzerine eklenen önemli bir faktör de iklim değişikliğidir. IPCC’nin yapmış olduğu tarımsal üretim model çalışmaları iklim değişikliğinin giderek artan düzeyde verim kayıplarına neden olacağını göstermektedir. Tarım, ormancılık ve diğer toprak kullanımı biçimleri küresel sera gazı salımının dörtte birinden sorumludur. Bu %24’lük payın içinde en önemli kalem, olarak adlandırılan ormasızlaştırma ve orman vasfının aşınması niteliğindeki toprak kullanım değişimidir.

DOĞRU TOPRAK KULLANIMI İLE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ :

 Mevcut sistemin dünyayı doyuramadığı, iklim değişikliğini artırdığı, toprağı ve küçük çiftçiyi sömürdüğü, bütünü gözden kaçırıp, tek bir hedefe kitlenmenin (artan nüfusu doyurabilmek için endüstriyel tarımı ya da GDO’yu desteklemek gibi) iklim değişikliği ile mücadele ve uyumu zorlaştıracağı ortadadır.

 Bu nedenle öncelikle tarımı ait olduğu ekonomik, toplumsal ve ekolojik bağlama iade etmek gerekmektedir. Endüstrileşen tarımsal üretim ve dağıtımın tekelleşmesi gıda çeşitliliğinin azalmasına, üretici-tüketici fiyat makasının (ikisi hilafına, aracıların hayrına) açılmasına, kimyasal madde kullanımı sonucu gıda kalitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Bu kısır döngünün kırılabilmesi kırsal yaşam ve tarım politikalarında esaslı bir revizyona gidilmesiyle mümkündür.

 Toprak kullanımını ve tarımsal sistemi esaslı bir iklim dostu dönüşüme tabi tutarak iklim değişikliğinin etkilerini bertaraf etmenin mümkün olduğuna dair çeşitli politika ve uygulama önerileri bulunmaktadır. Toprak kullanımının bütüncül bir anlayışla ele alınması ve aşınmış toprakların geri kazanılmasının iklim direncini artıracağı düşünülmektedir. Bu nedenle topluluk destekli tarım, gıda toplulukları gibi doğru uygulamaları tüketim yönünden desteklemeyi hedefleyen girişimlerin yanı sıra, geleneksel olanı yeni bir anlayışla ele alan onarıcı tarımı da incelemek yerinde olacaktır.

 

Türkiye özelinde gıda ve kırsal politikalar çerçevesinde karşılaşılan sorunları şu şekilde özetlemiştir:

1. Küçük çiftçiliğin çözülüşü ve üretim-tüketim zincirlerinin tekelleşmesi

2. Geleneksel bilginin yokolması

3. Enerji ve kimyasal-yoğun tarım tekniklerinin yükselişi

4. Atalık tohumların yerine tek tip ve hib - rit tohuma dayalı üretimin teşvik edilmesi

5. Toprağı besleyen çok yıllıklı üretim sisteminin tek yıllık monokültüre dönüşmesi

 6. Yerel dinamiklerin üretim-tüketim dengesini etkileyemiyor oluşu. Dolayısıyla iklim değişikliği ile mücadele ve uyumda tarımsal ve kırsal politikaların niteliği oldukça belirleyici olmaktadır.

 Bu konuda atılabilecek adımları şu şekilde belirtmiştir:

 1. “Kırsalda İleri Gidiş”’in özendirilmesi

2. Kırsal yaşamın yeniden canlandırılıp köylerin dönüştürülmesi

3. Yeni kırsalın kentle kurduğu bağlar yoluyla kentlerin dönüştürülmesi

4. Üretim tüketim ağlarının piyasadan bağımsızlaştırılması.

 Bu dönüşümü başarabilecek araçlar ise şu şekilde sıralanabilir:

Atalık tohum ıslahı ve tohum takas sistemi

Organik pazarlar

  Topluluk destekli tarım ve gıda toplulukları

Kent tarımı ve balkon bahçeleri

Ekoköyler

  Geçiş kentleri, Sakin Şehirler

 TOPLULUK DESTEKLİ TARIM Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonuna (IFOAM) göre Topluluk Destekli Tarım (TDT), gıda üretimi ve tüketimi arasında doğrudan bağlantı kuran, bir çiftlik ile onu destekleyen tüketici topluluğu arasındaki ortaklıktır.

 Amacı çiftçilerin karşılaştıkları riskleri bertaraf edip, tüketicinin sağlıklı ve hesaplı gıdaya erişimini kolaylaştırmaktır. Örneğin TDT sayesinde zayıf bir hasat ya da ürün satamama riski destekçi topluluğun verdiği alım garantisiyle, fiyat belirsizliği destekçilerin verdiği fiyat garantisiyle, sermaye erişim zorluğu destekçilerin aynı ya da nakdi sermaye katkısıyla bertaraf edilebilmektedir.

Türkiye’deki TDT girişimlerine örnekler (Kaynak: Gıda Toplulukları web sitesi32)

ANKARA 100. Yıl Gıda Topluluğu   Çiğdem mahallesi.

 Doğal Besin, Bilinçli Beslenme Grubu (DBB) Ankara OTDÜ mezunları derneği

  Güneşköy    Kırıkkale

ANTALYA Doğal Ürünler ve Sağlıklı Yaşam Platformu

 BALIKESİR Yaşam Dostu Ürün Dayanışma Üretim ve Paylaşım Grubu

 ÇANAKKALE Çanakkale Ekolojik Yaşam İnisiyatifi (ÇAYEK)

  GAZİANTEP Yeşil Ev Tüketim Kooperatifi Girişimi

 İSTANBUL Boğaziçi Üniversitesi Mensupları Tüketim Kooperatifi

Direnen Üretici Tüketici Kooperatifi (Dürtük)

 Kadıköy Kooperatifi 42 Koşuyolu Kooperatifi Girişimi

 Yeryüzü Derneği Tüketim Birliği

 İZMİR Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Topluluk Destekli Tarım Grubu Foça Yeryüzü Pazarı

  İmece Evi Abone Aile Sistemi

 MUĞLA Bizim Bostan Topluluk Destekli Tarım grubu.


Bu haber toplam 354 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları