HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ukrayna nakliyat belarus nakliye Moldova Nakliyat ordu reklam ajansı

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

İKTİDARA GİDER İKEN…

3 Ocak 2022 Pazartesi Saat: 08:30

“Cumhuriyet  ve Halk’la  beraber,  İyilik, Saadet, Doğru Yol,  dertlere  Deva, umutlu bir  Gelecek  ve  Halkların  Demokrasisi   ile Her şey  çok güzel olacak..”

 “Bu  başlıkta  nedir, hocam, partimiz iktidara  doğru gidiyor,  diyerek, keyiflendiniz de, türkümü  söylüyorsunuz?”  “ Hayır canım, nerde  öyle  armut piş,  ağzıma  düş, öyle  kolay mı?”“ Neden hocam, AKP,  yirmi yıla yakın  bir süredir iktidarda olduğundan yıprandı, iktidar  destekçisi MHP’ de  yıprandı. Güvenilir  kamuoyu  yoklamaları,  bu iki partinin birlikte  oluşturdukları  Cumhur İttifakı’na  ait oylardaki  gözle görülür  bir çözülmenin,   2023  seçimlerine de yansıyacağını,  CHP  ve  İyi Parti’nin yanında  SP, DP,  Deva , Gelecek gibi bazı yeni  sembolik partilerden  ve bunlara katılacak   HDP’ den  oluşan Millet İttifakı lehine,   bir  iktidar değişikliğine  sebep  olabileceğini de  hissettiriyor. Durum onu gösteriyor.”

“ Elbette,  olabilir, olmayabilir,  daha  seçime  zaman var,  durumlar   ne  gösterir  bilinmez. Elbetteki, demokrasilerde iktidar  değişiklikleri  her zaman olabilir. Ekonomik  durum  belli,  salgın, ekonomik durum malüm, sandığa  yansıyabilir. Her iki  tarafta  telaşta. Şimdilik görünen o ki, başlangıçta  AKP’nin  çok  lehine  olacağı,  ebedi  bir  iktidar  yaratacağı  düşünülen    bu sistem, şimdi, AKP+MHP  = Cumhur  ittifakının aleyhine  işliyor.  Atı, yani  yüzde 51’i  alan Üsküdar’ı  geçecek  ve  iktidara  sahip olan, eğer işi bozmazlarsa, Millet  İttifakı    olacak..  ”

 “ Ne  var  onda, seçimde   yeterli  oyu alıyorsun, iktidar  koltuğuna  oturuyorsun. Hükümet  kuruyorsun.  Bugünlere göre  daha adil, hakça bir düzen getiriyorsun. Haksızlık,  yolsuzluk  olmayacak…”

“.. Haydi  babam,  saltanat. Öyle mi  zannediyorsunuz?  Belki  gerçekten iktidara  gidiyorsundur.  Büyük şehir  belediyelerinin babalarını  alman da  onu gösteriyor. Ancak, bir kere, iktidar  olabilmek  için öncelikle  % 51’i  tutturabilmek  lazım.  Bunun içinde, iktidar dışındaki altı partinin  ilke  ve amaçlarda  bir  orta yol çizmesi  lazım. Bu kadar çok çeşit  düşünceli  bir  işbirliğinin bir araya gelerek bir araya  gelmesi, ortak payda  demokraside sorunsuz  birleşmesi,  bazı  partilerin  birbirlerini  sorunsuz kabul etmesi  hiçte kolay değil. Ayrıca, ulusal sisteme  karşı olduğunu, her zaman, açık seçik  beyan eden HDP’nin de, Ulusal Sisteme katılıp katılmama,  kendisini  ayrı tutmaya  çalıştığı Türk insanıyla, yani Türkiye  Cumhuriyeti vatandaşlığıyla  ilgili bir  karar vermesi  lazım. 

Önce  oyları  sayalım. Politikadan iyi anlayan ve de  tarafsız olarak gerçeği   konuşan kişiler, AK Partinin oylarının çok düştüğünü, yeni  kurulduğu  zamanki % 35 ‘ler  seviyesine  indiğini, oy oranı  % 7 olan  MHP ile birlikte  % 42  civarında  bir  oy potansiyeli  yarabileceğini  belirtmekteler. Karşı cenahın  oy oranı ise, klasik taban oyu ile  %25  CHP,  bu günkü durumda kendisine  bir  merkez  parti  görünümü  vermeye  çalışan  İyi Parti’nin iyimser bir tahminle  AKP  ve MHP’den koparabileceği  % 15.  Saadet Partisi’nin taban oyu çok  sağlam, ama, oy  oranı çok düşük, büyük bir sürpriz  yapmaz ise, % 1 civarında.  Aslında  taban oyu hiç olmayan, ancak AKP tabanından kopartabileceği  oylara  güvenilen  Doğru Yol,  Deva Partisi ve  Gelecek  Partisi’ de  çok çok iyimser bir tahminle  % 7-8  oy  alsa rahat bir  tahminle   yaklaşık toplam  % 48-49’u  buluyor.

 Bu durumda, % 51’i alabilmek için, geriye  kalan yaklaşık  % 5-10’luk boşlukta   iki  seçenek kalıyor.  Bunlardan ilki, AKP’nin yaşlı küskün  veya ümitsiz genç oyları ki, bunların % 4- 5 olduğunu  farz etsen   % 51’i  buldurur, amma, ne  yapacağı  belli olmaz , bunların bir kısmı  mutlaka  Saadet’e kayar, öldüm Allah CHP’ye  gitmez,  benim kanaatim döner, belki, yine AKP’ye  verir..

Diğer seçenekte, HDP’ nin  kemik  oylarıdır, bunlarında % 5-6  oyu olur ki, sonuçta   ‘bu iş HDP’siz  olmaz’,  dersek,  ne olur? Bu işe, bu güne  kadar, haklı veya  haksız, hatalı veya kendince  doğru davrandığını düşünerek, kendisine has   ortak paydalardan  çıkmayıp,  kendisini bilerek  Türk  toplumundan  ayrı tutmaya  çalışan ve de bu güne  kadar, kendisinin de yaşam alanı olan  demokrasinin hatırına  bile   olsa, sözünü esirgemeyen, kendi   bildiği  yoldan vazgeçmeyen,  her konuda hiç tavizsiz kendi  felsefesine göre   davranan ve hatta, kendisini  bu iki guruptan da  ayrı  tutarak, üçüncü  bir  gurubun,  muhafazakar  veya  ilerici, halkın değil,   farklı halkların ve  düşüncelerin  temsilcisi olarak  göstermeye çalışan  HDP’ de,  bugüne  kadarki  söylem  ve  tavrını  hiç değiştirmeden  katılmaya  kalkılırsa, kısaca  söyleyeyim, şu yukarıda  saydığımız % 48’ in,   mübalağasız % 15’ i otomatikman  gider.  

Şunu da ilave  edeyim, HDP,  bu ülkede, bu toplumla beraber, çağdaş, kalkınmış,  huzur  ve  refah içinde yaşamayı  düşünüyorsa,  bu güne  kadar kullandığı, hepsinin  kökeni  geçen  yüzyıllarda kalmış düşünce  ve  davranışlarını çok çok ço..ook  değiştirmesi  gerekir.

Burada kesin olan bir şey  var  ki, o da, Millet İttifakı’na  başkanlık seçimini,  kazandıracak  olan  tek  şey,   İttifak’ın guruptaki  herkese seslenebilecek  vasıfta  olabilecek bir  ortak  adayıdır.

Millet  ittifakı son yerel  seçimlerde oldukça  göz  doldurucu  sonuçlar  almış bulunmakta. İttifakta en  büyük  parti olan CHP’nin de,  üç büyük  şehirdeki  sonuçlara  göre, sosyolojik ve  ekonomik  üç büyük  siyasi  görüşü içerisinde  barındırdığı  aşikar.  İstanbul  Büyük Şehir  Belediye Başkanı  Ekrem İmamoğlu, sıradan ilerici, muhafazakar, etnik,  ekonomik  her tür  halk tabanlı  seçmen  kitlesine  rahatlıkla  hitap edebilen ve  tıpkı AKP’nin   ilk yıllarında  kullandığı  yöntemleri  kullanan, muhafazakar  eğilimli  bir  vasfa  sahip. Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı  Mansur Yavaş’ta  sıradan halka  rahatlıkla  hitap edebiliyor, ancak, zaten içinden geldiği MHP’nin de bir özelliği  olan daha  otoriter ve  her zaman devleti-devletçiliği  ön planda  tutan  bir  politika  felsefesi var. İzmir  Büyükşehir Belediye  Başkanı  Tunç  Soyer ise,  klasik  sosyal demokrat.

Doğal  olarak,  en büyük  parti  olarak  CHP’nin, halk önünde  başarılı  sonuçlar almış  üç  belediye  başkanından,  yani  partide siyasi  liderlik  yapabilecek  vasıflar  gösteren bu üç kişiden  birisi  ortak aday gösterilebilir.  Kamu oyununda    fark etmiş olduğu  gibi, İmamoğlu,  ilk günden beri  Başkanlığa aday-talip  olduğunu  açıkça  belirtmekte. Olabilir de ve ilk ortak adaylı  seçimde kazanabilir de.  Bildiğim  kadarıyla Parti Yönetimi  Büyükşehir belediye  başkanlarının  görevlerini  bırakmalarına  tarafta  değil.  İmamoğlu, bu  konuda  ısrarcı  olabilir, o ayrı iş.

Aslında, tam da  işte burada, Millet İttifakı’nda  yavaş  yavaş  siyasi ortama da  yansımaya  başlayan  çok  gizli bir sıkıntı  bulunmakta. Millet İttifakı  kurulurken,  birlikte  hareket  edilerek  kazanılacak  ilk seçimden sonra , belli bir zaman  süresi içerisinde , yeni kurulan otoriter  başkanlık, yani Prezidenter Demokrasi  Sistemi’nden,  eski  usul  ve  daha katılımcı   Parlamenter Demokrasiye  dönüş  yapılacağı  hedeflenmişti.  Bu konu  henüz  ortadadır  ve  İmamoğlu, eğer  kendisi  başkan adayı  olarak  seçime girer ve  kazanırsa,  geriye  dönüş yapmayacağını  açık seçik  belirtmektedir.

Gün ve  gün  seçim zamanı  yaklaşmaktadır  ve  bu durumun  ittifakta bir çatlağa  sebeb olma  durumuda  vardır. İktidar  tarafı,  bu çatlağı  polemiklerle provake  edip,  büyütmeye  çalışmaktadır. Tek akıllıca  çareyi   İyi Parti lideri Meral Akşener bulmuş ve  kazanılacak seçim sonrasında  Başbakanlık görevine  talip  olduğunu açıkça  belirterek, başlayabilecek  tartışmaların önünü  kesmiştir. Bu durumda,  otomatikman,  CHP Başkanı  Kemal  Kılıçdaroğlu’na da  ister istemez  İttifak’ın  Liderliği-Ortak  Adaylık- Başkanlık-Cumhurbaşkanlığı  yolu  gözükmektedir.

Gençliğimin  kulak  dolgusu  ‘Kess serra seraa’ diye  bir şarkı vardı. Olacak  olan olur. Sonuçta bu iş, çıkarlarda-kazançlarda,  ne getirip ne  götüreceğinde   anlaşmaya  bağlıdır. Mayayı  göle  çalarsın,  tutuyor mu, tutmuyor  mu, bakarsın. Gayri  Allah  kerim. Her Allah’ın günü onu bunu bahane  edip,  günü  hükümetten şikayetçi  olupta, seçim günü gelince ufak tefek  çıkarlarını,  bazı bahanelerini  öne  çıkartıp, yan çizende,  artık  şikayetçi olmasın  ve de  vatan sağ olsun.

Saygılarımla. 


Bu haber toplam 153 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları