HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ordu reklam ajansı akıllı ev sistemleri akıllı ev

ERCAN ARSLAN

ERCAN ARSLAN

Ünye’de Mürûr Tezkeresi Uygulaması

20 Ocak 2022 Perşembe Saat: 08:30

Osmanlı Devleti’nde İlk defa XVI. yüzyılın ikinci yarısında gündeme gelen ve daha sonraki yüzyıllarda da başvurulan Men-i Mürûr uygulaması (İzinsiz ve Belgesiz Seyahat Yasağı)  XIX. yüzyıl boyunca da geçerli olmuştu. Yeniçeri Ocağı’nın kapatılmasından sonra bu uygulamanın güncellenmesi ihtiyacı doğmuştu. Çünkü ocak mensubu askerler sağa sola dağılarak, Anadolu’ya kaçarak güvenliği tehdit etmeye başlamışlardı. Men-i Mürûr Nizâmına göre herhangi bir işi olmayanların veya geçerli bir gerekçesi bulunmayanların İstanbul’a gelmeleri yasaktı. Ancak devletin, gerekçelerini uygun gördüğü kişiler için Mürûr Tezkeresi (Serbest Dolaşım Belgesi) düzenlenir ve bu kişilerin İstanbul’a gelmelerine izin verilirdi. Anadolu’dan ve Rumeli’den İstanbul’a gelmek isteyenler için düzenlenen mürûr tezkerelerine “…maslahat veyahut ticaret veyahut asker yazılmak zımnında velhasıl ne içün geldiği beyân ve terkim…” kılınmak mecburiyeti vardı. Daha önceki yüzyıllarda devlet için temel endişe sebeplerinden olan, taşrada ziraat alanlarının ekilip biçilmesinin aksaması ve bununla bağlantılı olarak toplanan vergi gelirlerinde azalma meydana gelmesi konusu XIX. yüzyılda da güncelliğini muhafaza etmekteydi. Özellikle hane göçü, vergi meselesinde etkiliydi. Bu yüzden İstanbul’a gelmek isteyen ailelerin öncelikle vergi ile alakalı bir sorunlarının olmamasına dikkat edilmiş, tezkere verileceklerin, memleketlerinde topraklarını ekip biçecek kimseleri olan kişiler olmasına özen gösterilmişti. XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde yoğun nüfus artışı temel ihtiyaçlarda sıkıntıya düşülmesine sebep oluyor, geride kalanlara vergiler ağır yük getiriyordu. Bu nedenle taşradan İstanbul’a ev göçünün engellenmesi konusunda II.Mahmud’a ait 17 Aralık 1819 tarihinde bir ferman gönderilmişti. 5 Ağustos 1825 tarihli fermanla da Men-i mürur kararına memleket sathında uyulması gerektiği vurgulanmıştı. Hassa ve Nizamiye zabitan efradı ve neferatından özel bir görevi olan, silahsız olarak memleketlerine hava değişimine veyahut görevlerinden ihraç edilenler mürur tezkereleriyle buralara gidebileceklerdi. Mart 1831’de gönderilen bir diğer fermanda ise Kadı ve Naiplere özellikle tenbihat yapılarak tezkireler için gönderilmiş olan özel mühürlerle belgelerin eksiksiz doldurulduktan sonra mühürlenmeleri ve öyle verilmeleri emir buyrulmaktaydı.1838’de gönderilen fermanda seyahat etmek dileyen kişilerin nüfus defterlerinden kontrolleri yapılarak seyahatine engel bir sebep bulunmayanlara tezkere verilmesi hatırlatılıyordu.

Bu hususlarda Ünye özelinde arşivlere intikal etmiş birkaç örnek vermek istiyoruz: 10 Mart 1844’te İstanbul’da ikamet eden Mustafa Kaptan eşi Hatice Hanım, Ünye’de ikamet etmekte olan kızı Ayşe ve dört yaşındaki torunu ile zenciye hizmetçilerinin İstanbul’a gelebilmeleri için Trabzon Valiliğine dilekçe ile müracaatta bulunarak bunlar için Mürur tezkeresi talep etmişti. Ancak valilik makamı bahsi geçen kişilerin durumları ile ilgili bilirkişi görüşü alınmadan bu talebin karşılanamayacağını belirtmişti. 9 Şubat 1890’da Ünye ve Fatsa İskelelerine gelip giden gemilerin ekserinin Mürur Tezkeresi almaksızın seyrüsefer eyledikleri,  bunlar için lazım gelen para cezalarının yerel idarelerce uygulanması konusunda hassas olunması istenmekteydi. Kasım 1889’da gece Ünye’ye yolcu çıkarıp Fatsa’ya firar eden Ahmet Reisten gereken para cezasının alınması için gemisi ile alakalı muamele-i nizamiyenin uygulanması Ünye yerel idaresine ihtar edilmişti. Buna rağmen Ünye Liman İdaresi tarafından bildirildiği üzere bahsi geçen şahısla alakalı bir işlem yapılmamıştı. Bu lakayt durumun devam ettirilmemesi, belgesiz olan ve firar eden murakıp bahriye reisleri hakkında gereğinin ifası istenmekteydi. 1891’de Rusya Hükümeti tarafından kendisine verilen Pasaport ile Trabzon’a gelmiş olan Ünyeli Lefter Veledi Nikola Trabzon’daki Rusya Konsolosluğuna müracaat ederek bir kıta ilmühaber almış ve bununla Nüfus Müdüriyetine giderek Mürur tezkiresi almak için başvurmuştu. Bunun üzerine kendisine Mürur tezkiresi verilmişti. Ancak Nikola Osmanlı tebaasından ve Ünyeli idi. Rusya Hükümetince kendisine Rusyalı nazarıyla bakılarak pasaport verilmiş, Trabzon’daki Konsolosluk makamı da bu tabiiyeti kanuna aykırı olarak tasdik etmişti. Bunun üzerine Valilik Makamı konuyu incelemiş ve usule aykırı olan bu işin iptaline, pasaportun sefarete iadesine hükmederek 7 Kasım 1891’de konuyu Dâhiliye nezaretine bildirmişti. 1899’da Bulgar Ahalisinden olup Abacılık sanatıyla iştigal eden, hava değişimi için ailesiyle beraber bir ay Ünye’ye gitmek için Samsun Memuriyetine müracaat eden Yuvan J. Popof isimli şahsa, Osmanlı Tabiiyetine geçmediği sürece tezkere alamayacağı söylenmişti. Bunun üzerine Bulgaristan Kethüdalığı, vatandaşı J. Popof için Osmanlı Dâhiliye Nezaretine 14 Temmuz 1899’da şikâyet dilekçesi vermişti. Belgelerde takip edilen bürokratik teamüllere baktığımızda Osmanlı Devleti’nin özellikle egemenlik haklarını zedeleyici bir takım uygulamalara ve taleplere mümkün mertebe müsaade etmediği, buna rağmen yabancı devletlerin tazyiki neticesi bazı bireysel girişimlerle konunun ihlal edilmek istendiği anlaşılmaktadır.  (Mübahat S.Kütükoğlu, Mürur Tezkeresi, TDV.İslam Ans. C.32,sayfa 60-61,İstanbul 2006;M. Demirtaş,XIX. Yüzyılda İstanbul’a Göçü Önlemek İçin Alınan Tedbirler: Men-i Mürûr Uygulaması ve Karşılaşılan Güçlükler” Belleten, Aralık 2009,C.73,S.268; ÜŞS.16-a; 39-a; 109-b; BOA.MKT.DV.1-52; BOA.HR.TH.114-26; BOA.HR.İD.48-125,DH.MKT.1696-97)


Bu haber toplam 1.903 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları