HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Temmuz 2018 Pazartesi
Fındık Fiyatı


9.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01FATSA BELEDİYESPOR563865
02ÜNYE 1957 SPOR502951
03YENİ AMASYA SPOR442050
04LADİK BELEDİYESPOR331749
05ÇARŞAMBASPOR37945
06ŞARKIŞLA BELEDİYESPOR382144
07ATAKUM BELEDİYESPOR461643
081926 BULANCAKSPOR30132
09TURHALSPOR24-832
10SİNOPSPOR24-1826
11GÖRELESPOR35-1424
12SİVAS DEMİRSPOR19-3716
13ETİ LİSESİ GENÇLİKSPOR19-2815
14ORDUSPOR20-46-1
NAMAZ VAKİTLERİ

AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU

AV. İRFAN YILDIZ BEŞLİOĞLU

KAYA DEMİRAL’IN ARDINDAN (ALBATROS GİBİ YÜRÜYEN ADAM ÖLDÜ)

9 Temmuz 2018 Pazartesi Saat: 08:45

Av. Kaya Demiral öldü… Eski(emekli) öğretmen.. Şair.. Öykücü, Romancı… İnsan!

Kendisi, meslektaşım, ağabeyim ve dostumdu.

Genç bir meslektaşım, kendisinin, ilk Baro’ya geldiği günü anlattı:

“-Abi Baro’ya ilk geldim. İç bölümde, biri genç, biri yaşlı iki avukat, sessiz sessiz ve devamlı konuşuyor ve arada da kıkır kıkır gülüyor. Arada çaylar gelip gidiyor ve muhabbet bitmiyor bir türlü… Ulan ne garip adamlar bunlar, dedim. Meğer biri Kaya Abi, diğeri senmişsin!”

2007’de milletvekili adayıydım. “-Başkanım sen milletvekili olursan, ben n’edeceğim Ünye’de, kimle sohbet edeceğim?” dedi. “-Kaya Abi, sen meraklanma, ben vekil olursam, seni de danışman olarak götüreceğim!” dedim. Şaka da konuşsak, fikir hoşuna gitti. Bir gün kızdırmışlar Kaya Abi’yi, çekmiş resti: “-İrfan Bey milletvekili olacak, ben de onunla Ankara’ya gidiyorum!”

Kaya Abi’yle ilgili yüzlerce anı var anlatılabilecek. Hepsinde tebessüm ve hüzün dolu.

Vaktiyle kendisi az buçuk içerdi. Öyle vara yoğa değil de, bir müşterek yemek olur, bir arkadaş ortamı olur, öyle. Bir akşam, bir yemekte, ölçüyü az da olsa geçmişti… Eve ben götürürdüm. Arabanın arka kapısını açtım, buyur Abi, dedim. Sırtını şoför koltuğuna, ayaklarını oturma yerine koydu ve L harfi gibi oturdu. “-Ulan! Bu arabayı ters yapmışlar!” dedi. Bir zaman güldüydük…

CHP ilçe başkanlığı yaptığım yıllarda, çoklukla yönetimimde idi. Çok kez de başkan yardımcısıydı.  1995 seçimleri… Partimizin yıldızı o seçimde düşük… Baraj riski var (ki kıl payı geçmiştik)… 23 kişilik yönetim kurulunda her gün 5-6 arkadaşla çalışıyoruz.  Her akşam bir bölgeye gidip kahvehane geziyoruz, konuşma yapıyoruz. Bir akşam öyle oldu ki, kimse yok. Tek başıma oturuyorum. Kaya Abi geldi. “-Başkanım, bu akşam hangi mahallede çalışıyoruz?” “-Kaya Abi, bu akşam serbest çalışma var,  herkes kendi bölgesinde çalışacak!” dedim. “O hâlde, ben kendi şahsî çalışma bölgeme gidebilir miyim başkanım?” Dedi. “Git Abi, gidebilirsin!” dedim ve kahkaham geldi. O moral bozukluğu içinde, nükteli esprileriyle, insana neşe verirdi.

Kendisiyle parti ortamında tanıştım ilkin. 1992’de, CHP  yeniden açılınca, kurucu yönetim kurulunda idi. Sonra beni de illâ üye yaptılar. Mart 1993’te de yönetime aldılar. Hop başkan yardımcısı yaptılar. Aralık 1995’te kendimi ilçe başkanı buldum. Tüm bu süreçleri birlikte yaşadık. Sağlığı elverdiği ölçüde siyasette beraber çalıştık. Yaşı ilerledikçe, haklı olarak, geri durmaya başladı.

Her sözü, her konuşması espri doluydu. Acıklı olaylara bile bir ince nükte bulurdu. Kaya Abi’yle gezerken aslâ sıkılmaz, gülümsemeniz eksik olmazdı, çoklukla da kahkaha atardınız.

Bilen bilir, tespih meraklısıyım. Sebebi Kaya Demiral’dır. Kendisi daha çok Oltu ve Kuka severdi. Sahtesi, Oltu’nun ve Kuka’nın gerçeğiyle nasıl ayırt edilir, ondan öğrendim. Bir zaman tespihçi tespihçi gezdik beraber. Sonra o, Oltu ve Kuka hududunda durdu. Ama ben koptum gittim. Envai çeşit tespihe ve özellikle doğal taşlara merak sardım. Artık ben ona öğretmeye başladım, hangi taş neye yarar, sahtesi gerçeği nasıl ayırt edilir…

Sonra şiir mevzuu… Kitaplar, dergiler… Şiir okumalar… 2000 yılı Mayıs ayından itibaren 7 sene birlikte dergi çıkardık: Uzak Şiir seçkisi. Ordu Şiir günlerine gittik çok kez. Bir çok güzel anımız vardır. Gittiği yerlerde, şiir okuyuşuyla, şiirinin konusuyla, ağır başlı duruşuyla, çok saygı görürdü.

İşten bunaldığım zaman, doğru Kaya Abinin bürosuna giderdim. Yüzlerce kültür kitabı, gelip giden çaylar-kahveler, eski bir daktilo, eski bir radyo, oğlu Devrim’in çizdiği büyük bir portresi, eski bir telefon makinesi… Şiir okumalar, şakalar, nükteler, anılar..

Şair Osman Serhat, Samsun’a gelmişti. Kaya Abi’yle gittik, güzel bir gün oldu. Osman Serhat, İstanbul’a dönünce, yazdı bu buluşmamızı ve Kaya Abi’den, “Albatros gibi yüreyen adam!” diye söz etti.

Bir gün, bir meslektaşım dedi ki: “-Dün akşam, Kaya Abi’yi gördüm. Öyle sarhoş, öyle sarhoş ki, yola zor gidiyor. Dolmuşa binmek için karşıya geçti. Araba çarpacak diye ödüm koptu.”

Kaya Abi’ye, “Dede veya Emmi, Kocaman veya İhtiyar, Usta ya da Üstat” diye hitap ederdim. “Kaya Baba” dediğim de olurdu. Sordum: “-Kocaman, dün akşam seni sarhoş görmüşler, zor yürüyormuşsun! Sen öyle yapmazdın!” “-Yok başkanım, içki falan içmedim, alâkası yok” “-Ya niye sallana sallana, dalgalana dalgana yürüyordun?” “-Ataksi!” dedi. “O ne yahu?” “-Beynin hareket merkezini yöneten sistem… Bende ataksi var. O yüzden öyle yürüyorum!” Bir espri olacak da güleceğiz diye beklerken, birden buz gibi oldu hava. “-Eee? N’olacak peki?” “-Tedavi için bakıyoruz işte!” “-Neden oluyormuş bu?” “-Tam olarak nedeni bilinmiyor!”

İşte böyle… Avukat arkadaşımızın sarhoşluktan sandığı, şair Osman Serhat’ın naturasından kaynaklandığını sandığı o Albatros yürüyüşün nedeni o ataksi hastalığı idi.

Albatros, önce işini terk etmek zorunda kaldı, kendini emekliye ayırdı. Sonra değnekle yürür oldu. Sonra da hiç çıkamaz oldu evden.

Arada bir telefon ederdi: “-Başkanım, şu nasıl, bu nasıl, şu durum nasıl, bu iyi mi, filancı n’apıyor?”

Bazen ben ya da avukat arkadaşlar arardık.

Sonra telefonunu hep kapattı..

Aralıklı da olsa evine ziyarete giderdim, giderdik… Son iki ziyaretimde, “-Ben gidim mi-gideyim mi- artık?” Diye sordu. “-Nereye gidiyorsun dede, daha çok işimiz var. Çabuk iyileş… Daha deplasmana gideceğiz!”  Diyordum, “deplasman” esprisi hoşuna gidiyordu, gülüyordu buna.

Zihnini, hafızasını, zekâsını zinde tutmak için çok bulmaca çözerdi. Büroyu kapatmamışken; yıllarca bulmaca biriktirip kendisine götürdüm. Çok memnun oluyordu buna… Son gidişimde yine bulmaca istedi. Fiziki durumu bakımından, çözebilecek hâlde olmadığını, düşünüyordum. Öyle gözlemliyordum. İki kez biriktirdim… Götüremedim, kararsız kaldım.

Sonra götürmek istesem de Albatros gitmişti. Yani geç kaldım.

Kaya Abi, bir Ruhi Su-severdi. Çevre ilçelere veya Ordu’ya ya da Samsun’a gidecek olsam yanıma arkadaş alırdım onu.  Benim aracım kaset doluydu. Ruhi Su kasetleri tam kadro. Arabaya biner binmez, “-Tak bakalım Ruhi Su’yu!” der, Ruhi Su eşliğinde yol alırdık. Su’yu büyük bir dikkatle, derin derin dinler, iç çekerdi. Dertlenirdi. “-Offf!” dediğini duyardım arada sessiz sessiz…

Akkuş’taki Alevî-Bektaşî kültüründen sorardım ona, geçmişten. Uzun zaman, “bilmiyorum, bilgim yok” derdi. Sonra bir gün ne akıla geldiyse: “Ben çocukken, dedeler gelirdi köylere, Zamah derlerdi, Semaha… Sonra hepsi kayboldu.” Dedi.

Bizim Albatros yürüyüşlü şairimiz, kim bilir evrenle ‘zamah’ dönüyordur şimdi…

Işıklar içinde uyu Kaya Abi! Enginlerde dinginlik bul, huzur bul, dinlen, kendini ve evreni dinle… Belki o çok sevdiğin Yayla Havası’na rastlarsın! Belki Ruhi Su’ya rastlarsın bir yerlerde…

Belki turnalarla zamah edersin!

Belki en yüksek, en büyük şiire ulaşırsın…

Kim bilir, şimdi yüce  göklerde kanat çırpıyorsundur Albatros?

 


Bu haber toplam 311 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları