HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Temmuz 2018 Pazartesi
Fındık Fiyatı


9.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01FATSA BELEDİYESPOR563865
02ÜNYE 1957 SPOR502951
03YENİ AMASYA SPOR442050
04LADİK BELEDİYESPOR331749
05ÇARŞAMBASPOR37945
06ŞARKIŞLA BELEDİYESPOR382144
07ATAKUM BELEDİYESPOR461643
081926 BULANCAKSPOR30132
09TURHALSPOR24-832
10SİNOPSPOR24-1826
11GÖRELESPOR35-1424
12SİVAS DEMİRSPOR19-3716
13ETİ LİSESİ GENÇLİKSPOR19-2815
14ORDUSPOR20-46-1
NAMAZ VAKİTLERİ

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Son vapurlar Ne zaman gittiler?

11 Temmuz 2018 Çarşamba Saat: 08:37

Bugün, sizlere bir zamanlar Ünye'de efsane bir kaptanın hikayesi ile Ünye’ye gelen gemilere yük ve yolcu taşıyan motorları ve o günlere ait anıları yazmaya çalışacağım

Deniz taşımacılığı, taşımacılığın kara yoluna kaydığı yetmişli yılların başlarında sona erdi, bu sektörde çalışan insanlar  başka işler bulana kadar çok zorlandılar, bir kısmı denizden ayrı yaşayamadı ve erken yaşlarda aramızdan ayrıldı.

Sonlara gelindiğinde Ünye'de iki işletmeci kalmıştı Yaşar Kaptan ve Canbula İsmail.

Bugün Yaşar Kaptan'ın motorlarında makinistlik yapmış o günleri cefasını görmüş bir kişi hayattadır, makinist Adnan Abi..  Adnan Abi şimdi doksan yaşlarında,  yorgun, Yalı’da çekili duran  kayığının başına gelirken rastlarım ona..

Beni görünce gözleri sulanır “Herkes gitti Yaşar bey, o günlerden bir ben kaldım, bu kayığı da satacağım artık, sadece denizle olan bağımı kesmemek için tutuyorum, nerde on eski günler, nerde o gemiler nerde Yaşar Kaptan?

 

Bir zamanlar ne

Çok gemimiz vardı?

Bir zamanlar İstanbul’dan Karadeniz’e yük ve yolcu taşıyan ne kadar çok gemimiz vardı, beyaz gemiler yolcu taşırdı siyah gemiler yük.

Kara yolunun  gelişmediği yıllarda Karadeniz den İstanbul’a yolculuk vapurla yapılırdı. Vapurlar İstanbul’dan çıkar: Zonguldak, İnebolu Sinop, Samsun, Ünye, Ordu, Giresun ve aradaki ilçelere de uğrar Trabzon’dan sonra Hopa’da yolculuk sona ererdi, dönüşte yine aynı yerlere uğrayarak yük ve yolcu alırdı.

Ünye’de, kendir, yumurta, elma armut,  kuru fasulye, fındık, mısır ve canlı hayvan bu yüklerin bazıları idi. İnsanlar ve yükler açıkta demirleyen geminin yanına kadar motor ve çaparlarla taşınır motordan vinçlerle geminin ambarına indirilirdi.

 

Dumantepe Motoru

Dumantepe motoru Yaşar Kaptan'ın yaptırdığı son motordu. Dumantepe

yapıldığı zaman ben on yaşındaydım. Sürmene'ye sipariş verilmişti. Önceki motor küçük geliyordu, arkaya bağlanan yük çaparlarını çekmekte zorlanıyordu, yeni ve daha güçlü bir motorun yapılması gerekti. Avrupa'ya fındık ihraç eden Ünyeli firma sahipleri daha seri bir motorun yapılması ve ürünlerinin limandaki gemilere daha süratli taşınması için Yaşar Kaptan'a destek verdiler.. Dumantepe motorunun yapılması iki yıl sürdü, motoru İsveç'ten sipariş edilmişti..

Motor bittiği zaman Yaşar kaptan'a sordular

-Kaptan motor bitmiş,  soruyorlar ismi ne olacak?

Herkes “Karaduman” diyecek diye bekliyordu

-Dumantepe, dedi Yaşar Kaptan..

Neden “Dumantepe” diye sormadılar..Biz de hiç sormadık, hiç kimse sormadı, halen bilmiyoruz.

 

Yaşar Kaptan

Yaşar Kaptan biri kız dört kardeştiler.. Dedem Veysel Kaptan ve babaannem Fatma Sultan, daha önce yaşamayan üç çocuğundan sonra amcamın adını yaşasın diye Yaşar koymuşlardı..

Babaannem Fatma Sultanla Veysel Kaptan'ın amcamdan sonra iki erkek bir kız çocuğu daha olur. Adlarını Ahmet, Adil ve tek kızın adını da Dürdane koyarlar. Bunlardan Adil benim babamdır. Ailemiz soyadı kanununda  Köleoğlu olan aile adını bırakarak  ”Karaduman” soyadını almıştı..

Soyumuzun geldiği Köle Muhammet Fatihin Trabzon'un fethinden dönerken 1461 yılında Ünye bıraktığı bir kadırga ve  yüz denizciden biri idi..

Köle Muhammet muhtemelen Akdeniz'de Türkler tarafından korsanlardan kurtarılmış Tunuslu yarı zenci biri idi, koyu ten rengimiz de oradan gelir ailemizde bu soy tekrarlamıştır, benim kızım Zürih’te dünyaya geldiğinde kıvırcık saçlı koyu renkli bir Tunuslu çocuğuna benziyordu, zamanla değişti,  ailemizde daha önce buna benzer bir olay daha yaşanmıştı.

 

Veysel Kaptan’ın Nasihati

Dedem Veysel Kaptan bir gün çocuklarını toplar onlara şu nasihati yapar:

“Deniz işi fazla sürmez, ağabeyiniz Yaşar benimle motorların başında kalacak, size para vereceğim gidin kendinize başka iş kurun, bu iş bittiğinde aç açık kalmayasınız, motorlardan da haklarınızı almaya devam edeceksiniz” der onlar ayırır.

Babamla amcam Niksar Caddesinde tuttukları bir dükkanda, önce kendir, fındık, mısır ve yumurta ticareti yaparlar ve Ünye'den İstanbul'a mal gönderirler.     

Ben Yaşar amcamı çok severdim, o da beni çok severdi.. Her gördüğü yerde çağırır, hemen elini cebine atar hep 50 kuruş çıkarırdı.. Elli  kuruş çok paraydı o zaman.. Belki de parayı hep hazır tutardı. Ben amcamın her seferinde elini cebine atıp hep 50 kuruş çıkarmasına şaşardım, o yıllarda elli kuruşluklar gümüştü .. En baba para bir liraydı o da gümüştü. 5, 10, 25 kuruşlar sarı idi. Ortası delik iki buçuk kuruş vardı yüz para derdik. Kırk para 1 kuruş ederdi 100 para  iki buçuk kuruş..

Ben kırk para yani bir kuruş bile gördüm, kenarları tırtıllıydı, bir kuruş o yıllarca şekerci Niyazi Emmi’den bir halka şeker alırdı, beş kuruşa beş halka şeker alırdık. Halka şekerleri bu yazıyı okuyanların çoğu bilmez.

Amcam  kendisinden sonra ailede benim bu işi devralmamı istiyordu, ben büyüyünce bir kaptanlık okuluna gidecek ve sonra işi devralacaktım. Ama Yaşar Kaptan’ın bu rüyası gerçek olmadı ben büyüdüm ama büyüyene kadar deniz taşımacılığı bitti. Gemiler artık gelmez oldular, motorlar ve mavnalar karada kurudu. Yaşar Kaptan her gün gider onlarla konuşurdu bir gün bir motorun gölgesinde uykuya daldı bir daha uyanamadı.

Son kaptan da hayata veda etmişti. Motorların  motor kısmı  hurda demir olarak hurdacıya,  ağaç kısımları da çömlek fabrikasında yakılmak için satıldı.

 

 Dr. Sait ve Ankara Vapuru

Dumantepe motoru Sürmene'den başka bir motorun arkasına bağlanmış olarak getirildi Ünye'ye.. Yan tarafında kırmızı yeşil bir bant çekmişler mavi lacivert boyamışlardı, motorunu Ünye'de monte ettiler, Dumantepe'nin ilk seferinde Ankara vapuru gelmişti.  Ankara beyaz bir kuğu gibi, Yason burnundan süzüle süzüle geldi ve Ünye'ye karşı denizin orta yerine yattı.

Yükler yüklenmiş, yolcular bavulları ellerinde eski iskeleden birer birer bindiler motora. Gemideki yolculara ekmek, kavun, karpuz ve köfte ekmek satanlar da geçip oturdular motordaki yerlerine.

Ünye'de gemi geldiği günler seyyar esnafın para kazanma günüydü. Kızarmış tavuk, köfte ekmek, kavun karpuz, ayran su satmak için gemiye giderlerdi. Gemi yolcu ve yük almak için üç dört saat kalırdı Ünye'de.

Makinist Koreli Laz Yusuf pürümüz lambasını yaktı ve motoru ısıtmaya başladı, sonra bir kol atarak çalıştırdı, pat-pat-pat..

Dümende Yaşar Kaptan, elindeki 45 numara somun anahtarını bir kere vurdu makine dairesinin üzerine, bu, ileri demekti,  iki vuruş, yarım yol, üç vuruş tam yol, topuğu ile döşemeye vurursa yol kes, iki kere vurursa dur, üç kere vurursa tornistan (geri) demekti..

Yaşar Kaptan üç kere vurdu elindeki büyük anahtarı makine dairesinin üstüne, Dumantepe içindeki yolcuları ve arkasına bağlı canlı tavuk kafesleri, yumurta sandıkları ve kendir yüklü mavnalarla (çapar) tam yol Ankara vapuruna doğru yola çıktı.

Sait'i de aynı gün bu motorla yolcu ettik Haydarpaşa lisesine.. Tahta bavulu elinde Sait oturdu fındık çuvalları üzerine biz de yanına, Sait daha 15 yaşındaydı gemide vedalaştık. Sait kırk yıl sonra Profesör Dr. Sait Kapıcı olarak döndü Ünye'ye..

 

Yarım saat sonra geminin yanına gelinmiş ve gemiye yanaşılmıştı, yolcular ve satıcılar geminin yanından indirilmiş bir merdivenle yukarı çıktılar.

 

Sait elinde tahta bavulu yavaş yavaş vapurun merdivenlerini tırmandı.. İkinci mevkideki kamarada yatağın üzerine oturdu, burası vapurun altında bir yerdeydi, bir sağına baktı bir soluna , biraz havasızdı ve sıcaktı Hopa'dan bu yana şehirlerden alınan yolcular biraz kirletmişlerdi “Ben burada gidemem” dedi..

Eylül’ün son günleri hava sıcaktı vapur güverteye kadar doluydu, bazı yolcular güverteye yatakları sermişler yıldızların altında seyahat ediyorlardı. Bu gemilerde yolculuk hep böyleydi, akşam olup hava kararınca güvertede yanık Karadeniz türkülerine kemençe sesleri eşlik ederdi..

 

Yükler boşaltıldı, yolcular bindirildi ve motorlar gemiden ayrılarak geri dönmeye başladılar.

Ankara vapuru büyük bir gürültü ile demirini çekmeye başladı ve yavaş yavaş dönerek burnunu fenere doğru kırdı ve üç defa vuuuuup, vuuuuuup, vuuuuuuup diye kuvvetlice düdük öttürerek Ünye'yi selamladı ve fenere doğru burundan kayboldu..


Bu haber toplam 231 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları