HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
16 Temmuz 2018 Pazartesi
Fındık Fiyatı


9.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01FATSA BELEDİYESPOR563865
02ÜNYE 1957 SPOR502951
03YENİ AMASYA SPOR442050
04LADİK BELEDİYESPOR331749
05ÇARŞAMBASPOR37945
06ŞARKIŞLA BELEDİYESPOR382144
07ATAKUM BELEDİYESPOR461643
081926 BULANCAKSPOR30132
09TURHALSPOR24-832
10SİNOPSPOR24-1826
11GÖRELESPOR35-1424
12SİVAS DEMİRSPOR19-3716
13ETİ LİSESİ GENÇLİKSPOR19-2815
14ORDUSPOR20-46-1
NAMAZ VAKİTLERİ

AYNUR ZEREN TAN

AYNUR ZEREN TAN

“ ‘ÇEVRE’miz İÇİN BİZ NELER YAPABİLİRİZ?” ÇOK BASİT ÖNLEMLER

12 Temmuz 2018 Perşembe Saat: 08:47

Ünye’ nin 25 yıldır faaliyette olan  “Oney Flash Fm Radyo” sunda Hakan Korkmaz’ın konuğu olarak (ki bu canlı bağlantılar için kendisine bir kez de buradan teşekkür etmek isterim)canlı yayına bağlandık ve “5-12-Haziran Çevre Haftası “ ile TEMA ve ÇEVRE konulu söyleşimizde

Ali Öztürk çok güzel bir soru sordu; “

“Hocam çevre ile ilgili olarak bizler, vatandaşlar neler yapabiliriz?”

Bu çok önemli bir durum, her insan şimdi ve ileride hem kendisini hem sevdiklerini etkileyecek olan “çevre sorunlarının” farkında artık.

Bu konuda hemen hemen herkesin bildiği fakat uygulamakta –belli ki- ihmallerinin olduğu çok basit önlemleri sıralamak isterim bir kez daha.

 

-Tatlı su çok önemli, tatlı israfından kesinlikle kaçınmalıyız

-Tükettiğimiz her ürünün ambalajlarını evimizde ayrıştırarak (katı atık: cam, kâğıt, metal, cam) gerekli yerlere ulaştırıp değerlendirilmelerini sağlamalıyız.(Ünye Belediyesi’nin bu yönde ki çalışmalarının daha çok yaygınlaştırılmasını dilemekteyiz)

-yiyeceklerimizi (sebze, meyve, ekmek ve etler) artık olmayacak şekilde tüketmeliyiz, artıklarını ise (yaş atık olarak) çeşitli şekillerde değerlendirebiliriz, örnek;

.ihtiyacı olanlara ulaştırmak, sahipsiz hayvanlara ulaştırmak, tüketilemeyecek durumda olanları toprağa gömerek-çok basit ek işlemler ile- gübreye çevirmek.

-Marketlerde naylon poşetlerin paralı satılmasını sağlamak, böylece insanlar satın aldıkları ürünleri eskisi gibi file, sepet veya doğal malzeme ile dokunmuş kumaş torbalar, kese kâğıtları ve en azından geri dönüşümlü market çantaları ile taşınmasını teşvik etmek.

-Islak mendil, kâğıt peçete, kağıt havlu ve tüketimini en aza indirip kesinlikle etrafa atmamalıyız.

-etrafa atmamamız gereken, sigara paketleri, kola kutuları, kola şişeleri, meyve suyu, süt paketleri, her türlü şekerleme ve ambalajlarını dönüşümlere taşımalıyız.

-Genç anneler deniz kenarları ve piknik yerlerinde “bebek bezlerini” çevreye atmamaları gerekir ki çok fazla rastlıyoruz.

-“Karbon” hava kirliliği ve ozon delinmesinin en önemli nedeni, bunun için mümkün olduğunca az araç kullanmalı, katı yakıt enerjisinden uzak durulmalı.

-Artık bundan sonraki konut planlarında yağmur sularının toplandığı sistemleri geliştirerek bu suların konut çevresi bakımında, temizlik işlerinde değerlendirilmesi gerekir, bu uygulama şarttır artık, asla ihmal edilmemeli.

-güneş sistemi ile ısınma, suların ısıtılması yöntemi bütün konutlar için teşvik edici olmalı, konutlar da güneş enerjisi tercih edilmeli ve uzun vadede çok karlı bir yatırım olan bu alanda hemen hemen hiçbir sorun yaşanmamaktadır

-Kendi enerjisini üreten, doğal malzemelerden üretilen yeşil konutlara yönelmeliyiz.

-her fırsatta ağaçları, meraları, tarım alanlarını, tatlı suları, kıyıları, kumları, çakılları, doğal olan her şeyi korumalı ve her fırsatta ağaç dikmeliyiz. Bu bilinci daima yeşertmeli ve yaşatmalıyız.

-Elektrik ve her türlü enerji kaynağını ithal eden bir ülke olarak ki kendi üretimimiz kendimize yeterli değilken, artan nüfusumuz ve giderek hızla büyüyen ekonomimiz nedeni ile artan enerji ihtiyacımızın geleceğini, ülke çıkarları çerçevesinde kendi çıkarlarımızı da düşünerek.

-Doğal ürünlere yönelmek bu yönde üretimde kullanılan suni gübre kullanımını azaltacaktır ve toprağın, suların kirlenmesini engellemekte katkımız olacaktır.

-Atık sularının (fabrikalar özellikle) arıtılması, duman bacalarının(filtreler ile) havayı kirleten gazlarından arındırılması, kalitesiz kömür kullanımından, ırmaklara, göllere, göletlere ve denize arıtılmamış su ishalesinden kaçınılmalı.

 

-Ev hanımları veya temizlik elemanları temizlik maddelerinin hepsi kimyasal, evlerin temizliğinde vazgeçemediğimiz kimyasalları kullanmaktan vazgeçmemiz mümkün değil fakat en azından “minimum” oranında kullanmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.

-GDO lu (genetik yapısı ile oynanmış) ürünlerden uzak durmalıyız böylece bu yönde ki üretim faaliyetleri kar edemesin ve vazgeçilsin.

-Organik üretim ürünlerine yönelmekle toprağı kirleten suni gübre ve ilaçlardan arınmış tarım gelişsin. Sağlıklı beslenen nesiller yetişsin.

-İnsanın ekosistem üzerinde etkileri o kadar fazla ki bazı olumsuz etkilerin farkında dahi olamıyoruz. Örnek, saç boyaları, makyaj malzemeleri, asetonlar, spreyler, ojeler, rimeller hep kimyasal ve her kullanışlarında doğaya zarar verilmektedir.

-Tekstil, oyuncak, gıda,  mefruşat ve daha birçok alanda kullanılan boyalar da kimyasal.

-Gözümüzün nuru çocuklarımızı yatırdığımız mobilyaların boyaları, cilaları, giydiğimiz giysileri boyaları ve hatta beyazlıkları, hazır mamalar, kullandığımız tüm eşyalarının boyaları onlara zarar veren kimyasallarla kaplı ve daima natürel dokuma, mobilya,oyuncak ve eşyaları onlar için seçmeliyiz.

Evlerimizin içini, dışını kapladığımız ısı yalıtım malzemeleri, döşeme, duvar boyası malzemeleri, kapı pencere plastik doğramaları, plastik çatı kaplamaları, suni dokuma, koltuk yatak kaplamaları, plastik masa, sandalye ve tüm mutfak eşyaları.

-Suni şekerle hazırlana tatlılar, şekerlemeler sadece çevre için değil insan ve hatta çocuklarımızın sağlığı için de büyük tehlikeler. Biz uzak duramıyor isek, çocuklarımızı kesinlikle uzak tutmalıyız, doğal beslenme, doğal giysiler (var böyle giysiler boyasız, beyazlatılmamış veya doğal boya kullanılmış) doğal eşyalı doğal ortamlarda yetişen ve bu bilinçle yetişen çocuklar hem gelecek hem de çevre için çok büyük güvence olacaklar üstelik daha sağlıklı ve mutlu olarak yaşayacaklar.

-Yapacağımız en büyük iyiliklerdendir, bir birimize- minicik de olsa-sağlık, doğallık ve çevre ile ilgili bilgileri aktarmalıyız, örnek;

-dişlerimizi temizlemek için kullandığımız diş macunları da genellikle kimyasal faydaları kadar zararları da var hem bize hem de çevreye (su ile doğaya karışıyor).Reklamlarda ki gibi diş fırçasının boyunca kullanmanız gerekmiyor her seferinde-ki diş fırçalamak olağanüstü bir alışkanlık- sadece mercimek tanesi kadarı yeterli diş sağlığı ve temizliği için.

-Çamaşır suyu, kulak temizleme çubukları, sıvı el sabunları asla eve dahi sokulmaması gerekecek kadar zararlı kimyasal maddeler. Evlerde, halılarda, giysilerimizde, yatak ve havlularımızda oluştuklarını bildiğimiz akarların çoğunu çamaşır suları dâhil hiçbir deterjan yok edemezken sadece ve sadece güneş ışınları yok etmektedir.

Tüm eşyalarımızı güneş ışığı ile buluşturmak hem en büyük temizliklerden hem de çevreye ve sağlığımıza hiçbir zararı olmayan uygulamalardan ve ve ayrıca hiçbir masrafı olmayan.

Bu bilgiler saymakla bitmeyecek kadar çok ve çeşitli, ayrıca dijital ortamda bulabileceğimiz bu bilgiler sayesinde insanlarımızda oldukça bilinçli fakat ben ali Öztürk Beyin sorusu üzerine bir kaz daha hatırlatmak istedim ki her birisini tüm insanlar tarafından uygulandığını, yaşam şekli haline geldiğini düşünürseniz ve yıllarla çarparsanız eko sisteme ne kadar büyük hizmet ettiğimizi, aksi halde de eko sisteme ne kadar zarar verdiğimiz varı siz hayal edin. Hayal etmesi bile çok yorucu.

Mümkün olduğunca kısa tutuğumuz yazımıza sadece birkaç çok önemli bilgi aktarmak istiyorum.

SÖZ KONUSU ÇEVRE İSE ÇOK ÖNEMLİ NOTLAR dan sadece birkaç tane

-Angela Merkel emir vermiş;Güneş enerjisi üretin AR-GE çalışmaları ile cevap gelmiş, “ülkemizde güneşli gün sayısı çok az, bulutlu günler çok fazla”

Merkel emrini tekrarlamış, “bulutların arkasında güneş var, oradan enerji üretin”

Bu gün Almanya gibi bir sanayi devinin elektrik ihtiyacını bir düşünün ve o ihtiyacın %85 inin bu şekilde karşılanması gerçekleşmiş. Bundan sonra hedef % 100 üretimi de geçip, enerji ithal eden bir ülke iken, enerji ihraç eden bir ülke durumuna geçmek ve muhtaç olduğu doğal gaz ile ısınma durumundan kurtulmak.

-Tatlı su çok çooook önemli, yer yüzünün % 97 si tuzlu su, sadece % 2.5 kadarı tatlı su.

% 2.5 luk tatlı suyun;  (ne kadar kıymetli olduğunu anlayabilmemiz için bu rakamlar ve tüm dünya insanları paylaşmak zorunda.

*% 68 i kutuplarda buzul halinde

*%30 u yer altı suları halinde

*% 0.4 ü yüzey (ırmak, göl ve gölet) halinde.

*Türkiye de tatlı suyun % 73 tarımda tüketilmekte (İsrail ise bu alanda arıtılmış deniz duyunu kullanmakta)

*Türkiye’de meskenler 4. 9 metre küp su kullanılmakta ve çok büyük bölümü kanalizasyon, giderleri ile denize karışmakta.% 43 kullanıcıya da su şebeke ile ulaştırılırken, şebeke harici tatlı su kullananlar tatlı suyu çok büyük oranda ziyan etmektedirler.

*Enerjiye şiddetle ihtiyacımız var ve bu ihtiyacı (tüm dünyanın yöneldiği gibi) güneş, rüzgar, dalga, bio, yeşil (buzullardan), kaya enerjileri ne yönelerek karşılamak yönünde elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.Yaşam kaynağımız oksijen kaynakları ormanlara, savunma

*Tarım alanlarını yerleşim alanları olarak kullanmamak, aile çiftlikleri sayısını artırmak, orman köylerini korumak ve yeşil alanları korumak, sürdürülebilir projeleri desteklemek, tarım ve hayvancılık ülkesi özelliğimizi koruyarak, ithal gıda yerine ihraç gıda üretimine ağırlık vermek yönünde her birimiz gönüllülük ilkesi ile çalışmalıyız.Bu konularda, çocuk ve, gençlik ve yetişkin eğitimlerine ağırlık vermek, içerik yayınlarını artırmak ve yaymak, çevre kütüphaneleri ve bilim kurulları kurmak, bu yönde eğitim ve araştırmalar için burslar sağlamak kişisel ve kurumsal olarak yapabileceğimiz çalışmalardır.

*Karbon emisyonlarını azaltmak, nükleer ve termik santralleri, hidrolik santralleri yeniden değerlendirmek ve en aza indirgemek, güneş enerjisini geliştirmek.

*Orman alanlarında, savunma, ulaşım, enerji üretimi, haberleşme, maden arama (17.968 maden arama izni verilmiş, su üretimi, atık su, doğalgaz, katı atık bertaraf, düzenleme, depolama tesisleri, baraj, gölet, sokak hayvanları barınağı, mezarlık, sağlık evi, devlet ve özel spor tesisleri (örnek, Akdeniz Bölgesi’ nde ormanlar kesilerek golf sahaları yapılıyorve golf sahaları çevreye çok zararlı çünkü çimleri sağlıklı tutmak amacı ile çok fazla ilaçlanarak toprağa zarar verilmekte), sağlık kuruluşları, eğitim merkezleri, turizm alanları, üniversite ve kampüsleri, petrol arama ve çıkartma, su ürünleri yetiştiriciliği, define arak gibi faaliyetler ormanlar kesilerek ve HABİTAT (canlı yaşam) alanlarına zarar verilerek gerçekleşen faaliyetler toprak kaybnı da artırmakta, kontrol edilmeli ve en aza indirilmeli, denetlenmeli insanlar bu durumların bilincinde olmalı, doğayı eko sistemi koruyan adımlar atılmalı.Dünya ve gelişmiş ülkeler bu duruma çok önem vererek gerçekleştiriyorlar gelecek te ki gelişme planlarını.

*ABD, olası enerji kıtlığı için kendi çıkarı doğrultusunda dünya rezervlerini kullanıp kendi rezervlerini koruyor.Bizlerde bilinçli olmalıyız.

*enerji ithal eden bir ülke olarak, ulaşımda, otomobilden raylısisteme, bisiklete, deniz ulaşımına, elektrikli ve güneş enerjili ulaşıma yönelmeliyiz.

*Enerji tasarrufu, gıda tasarrufu, her türlü tüketim tasarrufu ve verimliliği hepimizin yaşam şekli içinde yoğun olarak yer almalı ve çocuklarımıza, gençlerimize bunu aşılamalıyız.

*Nükleer enerjide dahi atomu ayrıştıran değil, yeni teknolojileri benimsemeliyiz.

*ÇED  (Çevre Değerlendirme Raporları) çok önemsenmeli ve mutlaka uyulmalı, uygulanmalı.

*Ülkemizden erozyon ile taşına toprak miktarı yılda 743 milyon ton.Her 12 yılda 1 cm toprak akarsularla sınırlarımız dışına ve denizlere gidiyor.

*300-400 yıl sonra yüzeyde toprak kalmaması tehlikesi sonucu açlıktır.

*1cm toprak ve kum ise 500 yılda oluşabiliyor, toprak erozyonunu ağaçlar ve meralar önlemektedir.

*Bu nedenlerle ağaçlar ve meralar (ağaçların yaşayamadığı yükseltilerde)  çok çok önemli. Ayrıca ağaçlar, insanoğlunun eko sisteme gönderdiği karbon emisyonuna karşılık, insanoğlunun hayat kaynağı oksijen gönderiyor doğaya.Bu yönde, proje sahalarında, eğitim, savunuculuk, uluslar  arası gelişmeleri takip etmek.

*Semt, mahalle, bucak, belde,ilçe ve illerde ki sorumluluk alanlarında gönüllülük faaliyetleri ile çalışmak.

*1992 yılında TEMA VAKFI’ nı (Türkiye Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma) kurarak bu alanda 18 yıldır Türkiye’ de çok önemli çevre bilinci yaratarak, ulusal ve uluslar arasıaygın bir kurum haline getirmekte inanılmaz maddi ve manevi emek veren Hayrettin Karaca(toprak dede) ile Nihat Gökyiğit’i(yaprak dede)saygıyla anmak isterim bir kez daha.

Bu nedenlerle, ağaçları, meraları ve tarım alanları yok olmaktan kurtarmalıyız, çocuklarımızın, sevdiklerimizin, kendimizin, ülkemizin, insanlığın ve dünyanın geleceğinin güvenliği için.

Son söz olarak,

“doğayı  ve dünyayı insanoğlunun zaralarından korumak yine insanoğlunun elinde.”


Bu haber toplam 42 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları