HABER ARAMA
  • DOLAR5,6950
    % 0,16
  • EURO6,5963
    % 0,18
  • ALTIN224,4000
    % 0,05
  • BIST 10098.466,42
    % -0,17
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Ekim 2018 Çarşamba
Fındık Fiyatı


12.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01YOZGATSPOR 1959 FK12812
02ÜNYE 1957 SPOR8510
03LADİK BELEDİYESPOR659
041074 ÇANKIRI SPOR1146
05ALTINORDU BELEDİYESPOR5-26
06SUNGURLU BELEDİYESİ SPOR835
07KASTAMONU ÖZEL İDARE KÖY HİZ.SPOR725
08SİNOPSPOR924
09YENİ AMASYA SPOR204
10HAVZA BELEDİYESPOR3-24
11TURHALSPOR2-31
12ÇARŞAMBASPOR3-41
13SAFRANBOLU BELEDİYE SPOR2-180
14
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Türklerin Bohem Hayatı ve Ünye Geceleri (3)

7 Ağustos 2018 Salı Saat: 08:32

“Yensin içilsin, taşsın dökülsün, daima şen olsun, Ünye.”

Nasıl olsa ve de bazen biraz gecikmeli de olsa, Osmanlı’dan, yani Devleti Ali’den, Sadrazamlıktan, yani Babı Ali’den trink para bir maaş, kesilmeden gelmektedir. Köylünün kentlinin tarla tapana, yaylaya yazlığa gittiği sıcak yaz günlerinde, memurlar, işleri hepten boşlamıştır. Zaten Akdeniz bölgesinin adetidir, yakıcı güneşin tam tepede olduğu öğlen saatlerini, tatlı bir siesta, yani öğle uykusu ile geçiren kasabanın bir kısım eşraf kesimi ile memur takımı, akşamların serinliklerinde,   deniz kıyısına akmaktadır.

İstanbul’un,  bir zamanların meşhur Lale Devri’nin, Sadabad-Kâğıthane eğlencelerinin, Göksu gezilerinin, Boğaziçi sefalarının birer küçük benzerlerinin yaşandığı, uzun yaz gecelerinin,  geç saatlerine kadar süren, bereketli toprakların binbir çeşit ürünlerinden hazırlanmış yemekleriyle donatılmış,  mezeleriyle süslenmiş, içkileriyle şereflendirilmiş, sazın sözün çalgının gazelin eksik olmadığı, akşam sofralarıyla geçen günler,   yaz sonuna kadar devam etmiştir ki, Ağah bey için yeni bir sıkıntı baş gösterir. Agâh Bey’in, kış gelince bu tür eğlencelerin son bulacağı yönündeki olağan üstü tahminlerinin aksine, kestane kavurmalı, mısır patlatmalı, patates közlemeli, ekmek kızartmalı,  bin bir çeşit fındık-ceviz kırmalı, yağlı ballı zevkü sefa; evlerde, konaklarda, kasabanın kutu kenar meyhanelerinde uzun kış gecelerinde de devam etmektedir. Agâh Bey’in bazı konulardaki toyluğu çoktan geçmiştir. Sıkıntı bekâr olmasından kaynaklanmakta, kışın gece eğlenceleri için gidilen evlerde, konaklarda, yazın, erkek eğlencelerinden uzak olan, geceleri kaçgöç denize giren çoluk çocuk kadın taifesinden oluşan, hane halkıyla da iç içe mevcut bulunulduğundan,  Agâh Bey’in bekâr durumu sıkıntı yaratmaktadır.

Duruma bir çare bulunur, bunca düşme kalkmaya rağmen, sebzenin, meyvenin zebil, pazarın, çarşının sudan ucuz olduğu taşra hayatında, Agâh Bey’in üç beş kuruş birikmiş parası da vardır. Şehrin mutena ailelerinden, muhterem bir nazenin hanımefendi ile yaz başında söz-nişan, güz başında düğün dernek, zevci izdivaç, iş tamam olur.

Agâh Bey,  memleketi istediği gibi kurtaramadıysa da, kendini kurtarmış, iyi yere de damat olmuştur. Bundan sonra o sağ, memleket selamet. Bundan iyisi Şam’da kayısıdır. Osmanlı eğlence hayatında, birde, Şam geceleri, eğlenceleri,  meyhaneleri vardır ki, o şimdilik kalsın.

 

“Ya, doktor, başka yerlerden çok şey anlattın, bizde bir şey yok muydu, bir zamanlar, Ünye Geceleri nasıldı?” derseniz.

Birazda, eski yıllardan beri, yemeye, içmeye, eğlenmeye meraklı, rahat, sıkıntısız bir yaşamdan hoşlanan, yaşamı birçok yerde gördüğümden çok daha fazla makaraya alan, sevgili dostlarımız Ünyeli’lerin, yaşam felsefesinden,  Ünye’nin gece hayatından söz edelim.

“Yensin içilsin, taşsın dökülsün, daima şen olsun, Ünye.”

Bu konuda, yukarıda veciz bir şekilde ifade ettiğimiz Ünye’nin hayat felsefesinden de, naciz bir örnek verelim.                      

Bir masa sohbetinde dinlemiştim, anlatan orta yaşlarında bir dostumuz, çeşitli memuriyetlerde, az çok bürokraside filan bulunmuş, yıllarını devirmiş, şimdi geçmiş yıllarından yaşam hikâyelerini anlatıyor.

Bir zamanlar, daha genç, daha uçarı olduğu yıllar,

O zamanlar Ünye’de görevli, sabah çıkarken evdekiler sıkı sıkıya tembih ederler, “Akşam gelirken fırından bolca pide yaptır, şunu bunu al, akşama misafir var, sakın unutma, filan falan.”

Anlattığına göre, dostumuz, gerçektende akşam işten çıkınca,  fırına doğru yönelmiştir, pideleri ya önceden ısmarlamıştır veya ısmarlayacaktır, orası meçhul, amma, yolda çoktandır görmediği bir arkadaşına rastlar, ayaküstü sohbet bitmez, bir kenara oturulur, çaylardan sonra, yakınlardaki bir meyhaneye takınılır,  ortama yeni katılanlarla sohbet, muhabbet tatlılanır,  neşenin tadını, Ünye yeterince kesmez, gecenin geç saatlerinde, Samsun’a doğru uzanılır, sabaha doğru çakırkeyif dönerler, sabah namazı okunurken eve girer, artık öğleye doğru filan uyanır, sorulduğunda pide aklına gelir.

Bu anlattığımız hikâye, birazda, 40-50 yıl önceki gamsız-tasasız, denizde balığın, gönüllerde huzurun, yüreklerde dostluğun bol olduğu, o eski yılların, o eski Ünye insanlarının hikâyesidir. Bu gün kaybolmuş olan, Ünye’nin o eski yalı meyhaneleri. Ben daha sonraları da, yaşça bizden büyük olup, o dönemlerde, hayatın o tarafını da yaşamış,  birçok kişiden de, bu tür hikâyeleri dinlemişimdir.

Ayrıca, bir kısmına, aynı yıllar sırasında ailemle beraber bulunduğum, ülkemizin nadide birer kenti olan vilayet merkezimiz Ordu ile kültür ve sanat başkentimiz kadim İstanbul gibi şehirlerimizdeki modern, kültürlü bir yaşam tarzı olan baba evimden, bir kısmına da, öğrencilik hayatımın bazı bazı serbestleşen, uçarılaşan özgürlük esintilerinden ve birazda gezmeyi, eğlenmeyi, edebiyatı, kültürü, sohbeti, dostluğu, arkadaşlığı, birlikte güzel şeyler yapılmasına önayak olan düşünce paylaşımlarını seven mizacımdan da dolayı, alışık olduğum, bu hayat tarzına, bende, Ünye’de kaldığım bunca sene içerisinde, az çok ucundan, kenarından, hikâyede ki kendini dağıtıp, unutan arkadaş kadar olmasa da, yetiştim ve o tür geceleri yaşadım sayılır.

Bizim ki,  Türk tipi bir dostluk-muhabbet tarzıydı. Sazıyla, sözüyle, kültürüyle, efendiliği ve edebiyle güzel akşamlardı. Zaman zaman eşlerimizin, çocuklarımızın ve hatta daha da yetişkin büyüklerimizin de bize katıldıkları olurdu. Birlikteliklerimiz,  o güzel anılarda kalan, bazıları, bugün maalesef aramızda bulunamayan, tüm eski dostlarımızın kulaklarını çınlatıyor, rahmetler okuyorum.

Saygılarımla.


Bu haber toplam 304 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları