HABER ARAMA
  • DOLAR5,3370
    % -0,64
  • EURO6,0860
    % -0,19
  • ALTIN214,5528
    % 0,31
  • BIST 10090.130,76
    % 0,19
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
18 Aralık 2018 Salı
Fındık Fiyatı


12.25 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Türkiye’nin Yakın Dönem (5. ve 6. Dönem) İktisat Kongreleri (3) (Devam)

6 Ekim 2018 Cumartesi Saat: 08:34

Türkçesi,  gerek Başbakan R.T.Erdoğan ve gerekse Ekonomi Bakanı A.Babacan’ın konuşmalarından da anlaşılacağı üzere,  Türkiye finans darlığı çekmekte ve nereden olursa olsun  para-döviz bulmaya macburdur.  Batıdan git gide umudunu kesmekte olduğundan, yönünü  özellikle güney-İslam-Arap sermayesine-yeşil sermayeye ve Güney doğu-Güney batı Asya ülkelerine,Çin’e, Hindistan’a  dönmüştür. İster Arap Banka-yatırım  sermayesi, ister yer ve gayrimenkul satışı ne olursa olsun, döviz-dolar cinsinden para bularak,  ekonominin  çarkını  döndürmek,  plan hedeflerini sağlamak zorundadır. Kongre ile bunu dünyaya ilan etmektedir. Ulusal Medya ise, satır aralarında,  Türkiye’nin önünde  peş peşe  3 adet önemli seçim olduğunu ve bu tür zamanlarda tasarruf ekonomisinin kolay olmadığını da hatırlatmaktadır.

         Dünya Bankası Başkanı’nın bir nevi cevap niteliğindeki konuşması ise; Türkiye’yi zaten yoksul ülkeler sınıfında gördüklerini belirtmekte, “Onlar ne yapıyorsa, sizde onu yapın, yani,  tasarruf yapın.” demektedir.

             Cumhurbaşkanı da onu diyordu. Bende onu diyordum ki,  her  şeyden kısıp,  kaynakları  kaliteli teknik  insan yetiştirmeye,  artı değeri bol, katma değeri  yüksek yatırımlara ayırmak lazımdı.

                   Şunu da söylemek gerekir ki, daha önceki, yine aynı iktidar tarafından gerçekleştirilen,   4.cü  İzmir Kongresi,  iç ve dış kamuoylarında  genelinde  olumlu karşılanmıştı. Her ne kadar,  genç, tecrübesiz ve aynı zamanda, yeni ve farklı bir muhafazakar görüşe sahip bir parti olsa da,  iktidar partisinin,  çağın bir çok evrensel düşüncelerine ve  gereklerine uygun olarak,  geniş halk kesimlerine verdiği ‘ özgürlük, eşitlik ve sizdenim ’ mesajları, muhafazakar  iş , ticaret ve ekonomi  ile ilgili toplum bölümlerinin, iktidarı almış bu  yeni görüşle başlayacak  süreç ile doğacak  huzur ve istikrarın getireceği iş dinamiğine yönelik umutlarını kısa sürede kamçılamıştı.Enflasyon düşüyor, borçlar ödeniyor, işler açılıyordu.

          Dış sosyo-finanso-ekonomik çevreleride umutluydular. Türkiye borçlarını ödeyebildikçe, yeni yatırım, özellikle ulaştırma, iletişim vb. alanlarında yeni yatırımlar planladıkça, daha yeni borçlar almaya niyetlendikçe, dış  finans  çevrelerinin de paradan para kazanma şansları artacaktı. Batının siyasi çevreleri de umutluydular, zamanında provake edip azdırdıkları, ancak,  sonradan denetimini kaçırdıkları, ‘batıya karşı  silahlı fanatik İslam’ yanlışına karşı, rahatlıkla bir ılımlı İslam modeli çıkarabileceklerdi.

          Mutlaka, iyi bir şeyler yapılmıştır veya yapılmaktadır, ancak, maalesef söylemek gerekir ki, birazda dış konjonktür ve iç-dış savaşlar nedeniyle, işler pek düşünüldüğü gibi gelişmemiş olmakta ve o günlerden bu günlere, köprülerin altlarından çok bulanık sular akmış bulunmaktadır. Biraz zorluklarla  dolu olsa da, bu dönemi de kazasız belasız atlatmayı umut ederek geleceğe bakmamız ve gecikmeden gerekenleri yapmamızda sonsuz faydalar bulunmaktadır.

            Ülkemiz, şu sıralarda, 30 yıl kadar öncesinde Basra-Körfez  bölgesi  petrol alanları üzerinde hakimiyet kurmak isteyen  Irak’ın Kuweyt’i  işgal etmesi, buna karşılık alarakta,  Petrol deposu Kuweyt’in güçlü hamisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin de, tüm dünyadan toparlayıp getirdiği 1 milyon askerlik bir güçle karadan,  her biri birer muazzam savaş gücü olan amiral gemileri sıfatındaki birer uçak gemileri kaptanlığında, sadece savaşmak ve yakıp yıkıp ezmek, öldürmek, mahvetmek üzere plan ve imal edilmiş birkaç kruvazör de dahil, bir yığın muhrip, peşlerinde gizli takipçileri ve koruyucuları denizaltılar,  çıkartma gemileri, uçaklar, helikopterler ile bunların yanında gezen lojistik ve hastane gemilerinin de beraberliğinde, 15-20 gemilik birer deniz ordusu sayılabilecek   iki büyük filo, yani Amerika’nın 6.cı  ve 7.ci Deniz-Okyanus  filoları ile Doğu Akdeniz’den ve Hint Okyanusu’ndan sardığı  Irak’ı , işgal etmesi sonucu,   dünyanın en stratejik noktasında bulunan ve dünyanın en  verimli petrol yatakları olan kadim Oğuz- Göktürk-Türk  vatanı Kerkük Petrol yatakları üzerinde kurulmuş , büyük bir kısmı Türkiye’nin  güneydoğu   topraklarından geçerek  Türkiye-İskenderun Körfezinden dünya piyasalarına dağılan petrol sevkiyat güzergahını,  daha güneye, sınırlarımızın dışında, kuzey Suriye’ de kurulacak otonom bir Kürt bölgesine taşıyarak, Kürtleşmiş bir Lazkiye veya İsrail’in Hayfa Limanı’na indirecek bir planı hayata geçirmeye çalışan,  başta ABD ve İsrail olmak üzere, bu jeo-sosyo-finanso-stratejk fırsatı,  uzun vadeli  kar’a geçirmeyi düşleyen, bazı batılı güçlerin baskısı altındadır.Ayrıca, elbette ki, geliştirilmekte olan başka enerji koridorlarımızda var.

        Bir yığın iç ve dış olumsuzluklara karşın,  ayakta tutmaya çalıştığımız bir Devletimiz, yaşatmaya çalıştığımız bir Cumhuriyetimiz, bakmaya, doyurmaya, ihtiyaçlarını karşılamaya,  hayatını kolaylaştırmaya, acılarını azaltmaya, sevindirmeye, gülümsetmeye,   her tür yaşam  varlığını arttırmaya  ve  onun, mutlu ve müreffeh, yani refah   içinde olmasını sağlamaya, yükseltmeye  çalıştığımız bir Milletimiz var. Biz bu ülküyü ve  ülkeyi sürdürmeye, sosyal ve ekonomik kazanımlarımızı  ileriye, daha da ileriye götürmeye mecburuz. “Ülküm, yükselmek ve ileri gitmektir. Varlığımız, Türk Varlığı’na armağan olsun.” diyoruz ve ;

              2018  yılı bitiyor. Bürokrat -teknokrat seviyesinde,  Türkiye’nin  2019-2024 yıllarındaki  ekonomik çalışma ve uygulamalarını   kapsayacak, 11. ci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın  hazırlanarak  Siyasi İrade’nin önüne konması zamanı geliyor. Elbette ki, bu plan hazırlanırken de, Yüce Meclis’in  önüne  getirilmeden önce,  tıpkı,  yüzyıl önce Devlet ve Cumhuriyet kurulurken Büyük Atatürk’ün yaptığı ve sonrasında, bizimde defalarca tekrarladığımız gibi,   toplumun her kesiminden geniş katılımlı bir kongrenin, 7. ci Türkiye  İktisat Kongresi’  ( Sloğanı - Enerji  Koridorları )  nin toplanarak, ülkemiz geleceğinin can damarlar olacak Kırım’dan Süveyş’e  kadar AfroAvrasya Enerji Koridorları hakkında, ülke,  devlet ve millet işbirliğinin dünya aleme ilan edilmesi, bu kargaşayı-kaosu-krizi  hep birlikte güçlü bir şekilde aşmamız yönünden,  yolumuzu hep birlikte ortak akılla çizmemiz, çok daha hayırlı olacaktır.

            Bu işi,  bu enerji koridorlarımızı kaybetmeden  hayırlısıyla atlatabilirsek, bir dahaki sefere, önümüzde,  güçlü AfroAvrasya Ticaret Yolları –Yeni İpek Yolları  konusu olacak.

        Saygılarımla.


Bu haber toplam 87 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları