HABER ARAMA
  • DOLAR5,6183
    % -0,31
  • EURO6,4479
    % -0,31
  • ALTIN221,8998
    % 0,22
  • BIST 10097.180,05
    % -0,28
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
19 Ekim 2018 Cuma
Fındık Fiyatı


12.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01YOZGATSPOR 1959 FK12812
02ÜNYE 1957 SPOR8510
03LADİK BELEDİYESPOR659
041074 ÇANKIRI SPOR1146
05ALTINORDU BELEDİYESPOR5-26
06SUNGURLU BELEDİYESİ SPOR835
07KASTAMONU ÖZEL İDARE KÖY HİZ.SPOR725
08SİNOPSPOR924
09YENİ AMASYA SPOR204
10HAVZA BELEDİYESPOR3-24
11TURHALSPOR2-31
12ÇARŞAMBASPOR3-41
13SAFRANBOLU BELEDİYE SPOR2-180
14
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Bir Pazar Ayini Hikayesi

12 Ekim 2018 Cuma Saat: 08:44

Okuyucularımız farkındadırlar. Bu köşede, her konudan yazılarımız yayınlanır. Bu kez de, Hıristiyan dünyasından  bir  hikaye anlatalım.  Amerikan basınında sık sık rastlanan  Amerikan-Teksas hikayelerinden bir tanesi daha.               

Doğudan, çok uzaklardan gelip, kasabada birkaç saat soluklanan,  işsiz güçsüz, birkaç kişilik, altın arayıcı maceraperest gurupların, kasabanın tek mağazasından aldıkları nevale ve malzemeleriyle,  kasabanın tek caddesinden geçerek, uzaklardaki dağlara doğru ufukta kayboldukları, yine bir akşam ufuktaki dağlardan dönen, altın bulmuş  birkaç madencinin, kasabanın tek caddesinden, sevinç içerisinde geçerek, girdikleri  mağazada, aynı zamanda bankerlikte yapan  mağaza  sahibine altınlarını tarttırarak,  aldıkları birkaç dolarla, otel-salon-barın  bir  köşesinde, içki içip  sarhoş oldukları,  gecenin geç saatlerine doğru, çevredeki her bir birer eyalet büyüklüğündeki  çiftliklerde çalışan sığır çobanı yanaşmalarından oluşan, sıra sıra  atlı ve silahlı adamların, dört nala  gelip, tabanca patlata patlata kasabanın salonunun kapısına dayandıkları, iyice anormalleşene kadar  içki ziftlenip, ufacık  kasabadaki evli barklı, kız kadın sayısından fazla olan,  salon kadınlarına sarktıkları, bazı bazı mutlu sonla son bulan üst kata çıkışların dışında, çoğu kez, içki parasına itiraz, kadınların paylaşılamaması vb. gibi nedenlerle çıkardıkları kavgalarla, her akşam bir iki tanesinin, çiftliklerine geri dönemeyip,  ölü olarak, kasaba mezarlığında ebedi istirahata, bazılarının da, arkadaşları şerif bürosuna baskın yapıp,  kendilerini kurtarana kadar, geçici olarak,  kasaba hapishanesinde,    ikamete mecbur kaldıkları, çıkan kanlı hır gürlerden dolayı,  aynı zamanda belediye başkanı da olan otel sahibinin,  kasabaya şerif dayandıramadığı,  altına hücum döneminin  bütün hızıyla yaşandığı, orta batı Amerika-Teksas  kasabalarından birinde, gündelik rutin yaşam, bütün hareketliliği ile devam etmektedir.

Gece sabaha kadar süren hır gürden sonra, doğru dürüst bir işin olmadığı kasabada, bir  sabah, erken kalkan birkaç kişi, heyecanla, ne zaman ve  kimin tarafından  yapıldığı, ne zaman açıldığı, ne zamandır kapalı olduğu bilinmeyen, şehrin hiç kullanılmayan kilisesinin önünden, her zamanki gibi  geçerken, yıllardır kapalı duran kapısının hayret edici bir  biçimde açık olduğunu, merakla içeriye kafa uzatanların, kollarını sıvamış, elinde fırça- kova, toz içindeki kürsüyü, Meryem anayı, İsa’yı, birkaç aziz-azize heykelini, pencereleri, camları,  sıraları, yerleri temizlemekle meşgul, aydınlık yüzlü, genç bir papaz efendinin, gülümseyerek, kendilerine  selam verdiğini, onları birkaç gün sonra gerçekleştireceği ilk Pazar  ayinine mutlaka beklediğini  söylediğini, anlatmaktadırlar.

İlk pazar ayininde, karı koca çok yaşlı bir çift ile, kasabanın evlenmemiş ve haylice dindar, tek kız kurusundan başka kimse hazır bulunamamış olsa da, hikayemizdeki  olaylar, zaman içerisinde,  beklenildiğinden çok daha şaşırtıcı hızda seyredecektir. Bir kaç Pazar ayininden sonra, bekar kızın, genç papaz efendinin aydınlık yüzü ve ruhları etkileyen güçlü hitabeti hakkında anlattıklarından etkilenen,  birkaç evli- bekar hanımla beraber, erkeklerin ve çocukların da katılımıyla birlikte,  birkaç aile, zaman içerisinde, ailesiyle mağaza sahibi, bir iki salon çalışanının yanında, salonda çalışan kadınlardan bir kaçı derken, her Pazar, oldukça kalabalık bir kasabalı gurubu, temiz ve düzgün kıyafetleriyle, kilise ayininde hazır bulunmaktadır. Artık hır gür yoktur,  şerif bile, artık, ortalıkta pek fazla dolaşmamakta, günlük çevre kolaçanını yaptıktan sonra,  gidip, bürosunda oturmaktadır. Gören, duyan   inanmaz, tüm kasaba,  mübarek evliyalar, nurlu melekler şehri olmuştur.

Yine bir sabah, ayin başlamadan önceki, çok erken bir saatte, kilisenin kapısı tıklanmaktadır. Alacakaranlıkta kapıyı açan genç papaz, karşısında, salon kadınlarından birini gördüğünde, hayretini gizleyememiştir.

Genç kadın, günah çıkarmak-tövbe etmek istemektedir.  Muhterem  papaz efendinin,  kendisine aktardığı, yüce Rabb’in ‘bağışlayıcı  ve ruhu temizleyici’ sözleriyle, büyük bir huzur içerisinde, kiliseden  çıkarken, kilise çanağına da, okkalı  birkaç kuruş bırakmayı da ihmal etmemiştir.

Günler günleri, ayinler ayinleri, ziyaretler ziyaretleri, tövbeler tövbeleri, bağışlar bağışları takip eder. Koca kasabada, ayine gelmeyen, buldukları altın parçalarını ortak oldukları gurup arkadaşlarından saklayıp, hepsi birbirlerinden bir şeyler kaçıran madencilerden başlayarak, sırasıyla, hesaplarında, tartılarında  hile yapan  salon sahibi ile mağaza sahibinden,  hesapların bir kısmını cebe atan salon- mağaza çalışanlarına, içkiyle uyuttukları müşterileri soyan bar kadınlarından, kocalarından para saklayan ev kadınlarına kadar,  tövbe etmeyen,    günahlarını sayıp dökmeyen, Allahın bildiğini papazdan esirgemeyip, papaz efendiye altınların, paraların yerlerini de söylemeyen kimse kalmamıştır.

Bir sabah, tüm kasabalının, tam tekmil hazır bulunduğu,   ayinin,  en coşkulu yerinde, papaz efendi kürsüden ayrılır, arka kapıya yönelir, bir süre sesi çıkmaz,  kasabalı, daha, ne oluyor diyemeden, o zamana kadar hiç görmedikleri,  yüzleri maskeli  bir takım silahlı adamların, kapı ve pencereleri sıkıca kapattıkları, sonrada, hızla uzaklaştıkları görülür.

Birkaç saat kadar sonra, neden öğle yemeğine kimsenin gelmediğini merak edip, başını mutfaktan uzatan,  ortalıkta kimseyi göremeyince, bu saate kadar, ayinde ne yaptıklarını merak edip, kiliseye gelen, salonun Çinli aşçısı tarafından kurtarılırlar.

Paraları sakladıkları yerlerde, yeller esmektedir.  

Bir tek, Çinli aşçının paraları kurtulmuştur. Hıristiyan olmadığı için, hiç  kiliseye gelmemiştir, günahı olmadığı için de,  hiç  tövbe etmemiştir.                  

Kıssadan hisse . Elbette ki, bu dünyada,  günahsız insan çok azdır. Ancak, dürüst olacaksan, mümkün olduğunca, en baştan dürüst olmaya gayret edeceksin. Sonradan tövbenin çok fazla bir faydası olmayabilir. 

Haydan gelen huya gider, sel götürür suya gider,  yel  götürür  yele gider, elden gelen ele gider.                  

Saygılarımla. 

Not: ‘Çocukları, yeryüzündeki tüm kötülüklerden korumak’ Başlığı altında, “Çocuklarımız için sevgi ortamları yaratalım. Onlara hep güzel günler yaşatalım.”  Sloganıyla,  çok değerli akademisyenler, öğretim üyeleri ve  bilim insanlarından  oluşan seçkin bir topluluğun katılımı ile,  30 Eylül-3 Ekim tarihleri arasında Ünye–Ramada Otel’ de   düzenlenen ve Ünye kamuoyunun  yoğun ilgisini çeken,  3.cü Uluslar arası Çocuk Koruma   Kongresi dolayısıyla, güzel ve şirin ilçemiz Ünye’de, Tıp ve bilim alanında böyle  güzel bir etkinliğin gerçekleştirilmesinde değerli katkıları bulunan,  Prof Dr. Ayşe Yalın hocamıza ve tüm emeği geçenlere minnetlerimizi bildiriyor,  teşekkür ediyoruz.


Bu haber toplam 70 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları