HABER ARAMA
  • DOLAR5,3904
    % 0,81
  • EURO6,1137
    % 0,71
  • ALTIN210,4967
    % 0,11
  • BIST 10093.296,84
    % 0,01
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
16 Kasım 2018 Cuma
Fındık Fiyatı


13.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01YOZGATSPOR 1959 FK251921
02ÜNYE 1957 SPOR15916
031074 ÇANKIRI SPOR22915
04YENİ AMASYA SPOR161113
05ALTINORDU BELEDİYESPOR12313
06LADİK BELEDİYESPOR11213
07SİNOPSPOR19310
08ÇARŞAMBASPOR1438
09TURHALSPOR12-18
10HAVZA BELEDİYESPOR9-97
11SUNGURLU BELEDİYESİ SPOR9-36
12KASTAMONU ÖZEL İDARE KÖY HİZ.SPOR9-66
13SAFRANBOLU BELEDİYE SPOR2-400
14
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Avrupa’nın Ortadoğu’ya Uzaktan Aşkı, Haçlı Seferleri. Kudüs Krallığı; Antakya Prensliği ve Urfa Baronluğu (3) ( Devam)

27 Ekim 2018 Cumartesi Saat: 08:45

Bizans’ta güçlerini birleştirerek, Anadolu’ya geçen ilk birlikler, Eskişehir’de bozguna uğrayarak geriye, İznik’e çekilirler. Alman İmparator 3. Conrad  ile Fransız Kralı 7. Louis,  Bizans’ta yeniden güçlerini birleştirerek, deniz yoluyla Suriye’ye ulaşıp, Akka’yı ele geçirdikten sonra, Şam’ı kuşatırlar, ancak, alamazlar.  Kudüs’ü yeniden almak için saldırırlarsa da, yine başarılı olamazlar.

Üçüncü Haçlı Seferi: (1189-1191) O devirlerde, Ortadoğu topraklarında, kuzeyde, Büyük Selçuklu devletinden ayrıldıktan sonra,  Haçlı saldırıları nedeniyle,  henüz kendini toparlayamamış Anadolu Selçukluları ile güneyde, Irak’taki merkezi otoriteye hayli uzak olan Mısır Eyyübileri gibi devletlerin bulunmalarına mukabil, bunlar haçlılara karşı yeterli olamamıştır.

Ayrıca, özellikle Doğu Akdeniz’de Suriye, ve Filistin’i kapsayan bölgede  güçlü ve otoriter  bir Müslüman devletinin bulunmamasından dolayı  doğan büyük  savunma boşluğu doldurulamamış, bu nedenle,  Haçlı seferlerinin  ilk zamanlarında,  Haçlılardan yana olan şans ve başarı ibresi, zamanla, kendilerini hızla toparlayan bölgedeki beylik  ve hükümdarlıkların,  karşı saldırılara geçmeleri sonucunda, Haçlıların aleyhlerine dönmeye başlamış,  Zengi’lerin ünlü hükümdarı Mahmut Zengi’nin komutasındaki Müslüman güçler, yine,  Haçlıların hızlı ilerleyişini durdurmayı başarmışlardır.

Zengiler’den sonra kurulan Eyyübilerin ünlü komutanı, Selahattin Eyyübi ise, çeşitli mücadelelerden sonra kaybedilen toprakları geri alır ve akabinde,  1187 tarihinde Hıttin Savaşı’nda, Kudüs Kralını yenerek, Kudüs’ü yeniden ele geçirir.

Üst üste gelmeye başlayan başarısızlıklar üzerine, Alman İmparator’u Frederich Barbarossa,  Fransa Kralı 2. Philippe August ve İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard tarafından oluşturulan büyük bir ordu ile Bizans’tan Anadolu’ ya geçen, Haçlılar, Anadolu Selçuklu Hükümdarı 2. Kılıç arslan’ı yenilgiye uğratırlarsa da, Alman İmparatoru F.Barbarossa,  o zamanlar bugünlere göre, çok daha ağır iklim şartlarına sahip olan orta Anadolu havzasında,  ordusunu bir ırmaktan geçirirken boğularak ölür.

Geriye kalan, Fransa Kralı 2. Philippe August ve İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard ise, Akka kalesi ve ardından Küdüs’e saldırırlar. Ayrıca denizden Danimarka ve Frisona deniz filolarıda yardıma gelmişlerdir.   Haçlı Seferleri içerisinde en çok bilinen sefer, bu 3. Seferdir. Kudüs’ü elinde tutan Selahattin Eyyübi ile yaptıkları büyük çarpışmalardan sonra, Kudüs’ü alamayan Haçlı kıralları, çaresiz ülkelerine eli boş döneceklerdir.

Dördüncü Haçlı Seferi: ( 1202- 1204)  O yıllarda çağına göre önemli bir deniz gücüne sahip olan Venedik şehri, Ege Denizi boyunca Girit, Korfu ve Rodos adalarındaki limanları ele geçirmiş, kuzeye doğru ilerleyerek Marmara’ya dayanmıştır.

Kara gücü olmayan Venediklilerin teşvikiyle,  Bizans’taki taht kavgalarından yararlanmak isteyen, Aleksikos Başkanlığındaki bazı soylular, imparatorluk makamına göz dikmişler ve Haçlı seferi adı altında Galya’lı Frank Askerlerini Bizans’a davet etmişlerdir.  Venedik’ten yola çıkıp Bizans’a yerleşen Franklar,  imparatoru devirip burada bir Latin- Haçlı İmparatorluğu kurarlar ve sonunda Marmara denizini çevreleyen İznik vb. birçok liman ve yerleşim bölgesini de egemenliklerine alırlar. İmparator, Karadeniz kıyısındaki İskele-Liman şehri Trapezeus’a kaçar ve orada Trabzon-Pontus-Roma İmparatorluğu’nu kurar.

Beşinci Haçlı Seferi: ( 1217-1221) Alman Kralı 2. Frederich’in gönderdiği Haçlı güçlerinin desteğiyle, Macar Kıralı 2. Andrias  tarafından düzenlenen bu sefer, kısa bir süre sonra başarısızlıkla son bulur.
Altıncı Haçlı Seferi: ( 1228-1229) Alman İmparatoru 3. Frederich’in komutası altında, Fransa Kıralı 9. Louis’in de katılımıyla düzenlenen bu seferde, 3. Frederik Kudüs’e kadar gelir ve şehir Haçlı ordularına karşı direnirsede,   şehri elinde tutmakta zorlanan Eyyübi Sultanı Melik Kamil’in teklifi ile yapılan antlaşma sonucunda Haçlılar şehri teslim alırlar. Fransa Kıralı Louis ise, Mısır’da Eyyübi ordularına esir düşer. Kurtulduktan sonra, Kudüs’e sığınırsa da, bu kez burada da fazla tutunamayacağını anlayıp,  ülkesine geri döner. Ardı sıra Eyyübiler, Kudüs’ü ele geçirirler.
Yedinci  ( 1248- 1254 ) ve Sekizinci  (1268- 1270) Haçlı Seferleri.  Fransa Kralı 9. Louis’in yönetiminde yeniden düzenlenen bu seferler sırasında Louis bazı başarılar gösterir ise de, sonunda yine Memluklulara esir düşer ve karşılığında bedel ödeyip kurtulur.

Daha sonra yapmaya hazırlandığı son-sekizinci sefer sırasında, Tunus- Trablusgarp’ ta vebadan ölür.

Avrupa’nın, yaklaşık olarak iki yüzyıl süren ve bölgeyi kana boğan, Orta doğu’ya- Kudüs’e Haçlı seferleri sona erer.

Güzeller güzeli Prenses Clemente’nin, birbiriyle bağlantı kurduğu, sevgilisi konta, Kudüs’e, Hz.  İsa’ya (ve Tanrı’ya) olan  aşkıyla, ölene   dek yaşamak için sığındığı manastırda, bu olup bitenlere  karşı, ne düşünmüş ne demiştir,  bilemem,  amma, ben diyorum ki , “Bu kadar emek emek, elde kaldı inlemek.”  Bunca sefer neye yaradı ki? Kocaman bir hiç.

Krallar, baronlar, kontlar,  başarısızlıklar sonrasında, kendileri gemilerine biner, çekip giderler, ama geride, nice hayallerle getirilen yüz binlerce saf Hristiyan insanın mezarları ile artık bir daha binemeyecekleri atları, oralarda kalır. Bir daha onları hiç göremeyecek olan, boynu bükük aileleri, eşleri, çocukları, sevdikleri aç-sefil ne yapmıştır, ne etmiştir. Onları kışkırtanlar,  bunları hiç düşünmüş müdür? İnsanlık mı bu, dindarlık mı bu, nedir bu?

Ne olacak, İskender’den Sezar’a, Napolyon’dan günümüzdeki  Bush’a  Trump’a, kadar,  binlerce yıldır ele geçiremedikleri Ön Asya-Ortadoğu-Akdeniz –Avrupa  Kara ve Deniz ticaret  yollarını (eski İpek yolu) ele geçirmeye, hakimiyetleri altına almaya çalışıyorlar. 

Öyle bir aşk ki, günümüzde dahi devam devam ediyor. Yine papazların kutsamalarıyla batılı askerler,  Ortadoğu’ya yollanıyor. Bu kez atları yok, zırhlı savaş arabaları var. “Ne olacak ?” derseniz. Döktükleri, dökecekleri milyonlarca insan kanından sonra, bir gün geri dönecekler ve dönerken de,  yine atları, pardon zırhlı savaş arabaları burda kalacak.

Onların ekonomik- stratejik ticaret yolları, oğulları- eşleri-babaları –kardeşleri, bir tabut içinde geri gelen insanların çok mu umurunda olacak? Onlar kendi dertlerine yanacaklar.

Saygılarımla.


Bu haber toplam 114 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları