HABER ARAMA
  • DOLAR5,3756
    % 0,19
  • EURO6,0829
    % -0,04
  • ALTIN213,9232
    % -0,07
  • BIST 10090.528,64
    % -0,94
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Aralık 2018 Pazartesi
Fındık Fiyatı


12.25 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

AHMET DERYA VARİLCİ

AHMET DERYA VARİLCİ

Hukuk Devleti

5 Aralık 2018 Çarşamba Saat: 08:11

Kasım'ın son haftasında kızımın yemin töreni için Antalya'daydık.

Kızım avukatlık stajını tamamlamış, sertifikasını alarak artık mesleğine başlayacaktı...

Antalya Barosu'nda yemin töreni için yerimizi aldık...

Baro Başkanı etkili bir açılış konuşması yaptı. Zaten başka konuşma olmadı. 16 avukat adayı yeminlerini ettiler ve her birine sertifikaları verildi.

 

****

Elbet heyecanlıydık, gurur duyduk. Eşimin törende hissettirmeden gözyaşı dökeceğini düşünmüştüm, yanılmamışım... Benimse aklımdan geçenler buraya sığmayacak kadar yoğun...

Öncelikle kızımın mesleği öğrenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Avukatlık mesleği yahut "hukuk insanı" olmakla ilgili ritüellere gelince...

Mesleğe ilk adımı atan 16 insan o anda ne düşünür, bilemiyorum...

"Hukuk" söz konusu olunca, benim gözümün önünden bir film şeridi gibi şunlar geçti: Üniversite yıllarında ilk gözaltına alınışım, tutuklanmam... Ardından gelen 12 Eylül yargılamaları, askeri mahkemeler ve uzun süren tutsaklık yılları.

Bunlar gelip geçti gözümün önünden; kaderin cilvesi işte... Yıllar sonra buradayım. Hayatımın bu en önemli durağında, kızım ve ben.

Bir hukuk insanı olarak kızım...

Ona refakat ederken ben!

Ve ardından gelen düşünceler...

 

****

Tek soruya takılıp kalıyor düşüncelerim; acaba bir hukuk devletinde mi yaşıyoruz?

"Hukuk kurallarına önce kendisi uyan, keyfi yetki kullanımına izin vermeyen, işlem ve eylemlerini hukukilik denetimine tabi tutan" bir devlete sahip miyiz?

 

Yemin töreninden bir sonraki gün, Ergenekon Savcısı, 235 sanıklı Ergenekon Davası'nda mütalaasını açıkladı: "Örgütün varlığı ispat edilemedi" dedi ve tüm sanıklar için terörden ceza verilmemesini istedi. Yani FETÖ'cülerin kumpasıyla başlayan Ergenekon Davası, 11 yıl sonra çöktü! Bu zaman zarfında 2 bin kişi hakkında takip yapıldı, 588 kişi tutuklandı, 60 bin telefon dinlendi, 1360 kişinin ifadesi alındı. Bunlardan 7'si ifade veremeden öldü, 7'si de kanser oldu... TC'nin 26. Genelkurmay Başkanı "terörist" sıfatıyla tutukladı. vs. vs. Ergenekon Davası'nın mimarı üç savcı Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Fikret Seçen, şu an FETÖ'cülükten firardalar...

 

****

Yıllar sonra bu duruma bakıp, "adalet yerini buldu" diye sevinecek miyiz?

Evet ne oldu, nasıl oldu da adalet "tecelli" etti...

Davanın açıldığı dönemde belliydi, "bu iş bir yere varmaz!" demiştik. Yazdığımız bir çok makalede Ergenekon sürecinden söz etmiş, iddianamesini 12 Eylül'ün yargı mantığına benzetmiştik. Ünyekent'te 18 Nisan 2012 tarihinde yazdığımız  "'Ben Demiştim!' Demeden" başlıklı yazıda, bazı hezeyanlara ve intikam duygularına değinmiştik. (O hezeyanların sahibi M. Türköne gibiler ve Ergenekon'a alkış tutan sözde solcu bazı kalemler şimdi mahpusta!)

Ergenekon'un da çok sayıda mağduru oldu; Yarbay Ali Tatar ve Kerim Kırca gibi intihar edenler... Türkan Saylan ve Kuddusi Okkır gibi kanserden ölenler ve sahte delillerle yıllarca mahpus yatanlar...

Bu yahut diğerleri, fark etmiyor... Her durumda yara alan haktır, adalettir, hukuktur... Dersimli Seyit Rıza'nın "Evladı Kerbelayız, ayıptır, cinayettir" çığlığı hala kulaklarımızdadır. Hukuk Devleti'nde bu tür mağduriyetlerin olmaması gerekir.

 

"Kuvvetler Ayrılığı" önüne engeller konulmuşsa...

"Yargı Birliği", "Yargı Bağımsızlığı" ve "Eşitlik" ilkesi zedelenmişse...

"Hakim Tarafsızlığı", "Tabi Mahkeme ve Hakim Güvencesi" yara almışsa...

"Hak Arama Hürriyeti" ve "Laiklik" ilkesi zaafa uğramış ise...

 

Ülkede hukuksuzluk hüküm sürüyor demektir. Hukuksuz bir ülkede "hukukçu" olmak, nasıl bir durumdur?

 

****

Ama asla karamsar değiliz!

 

Antikçağ düşünürü Platon, günümüzden yaklaşık 2.400 yıl önce "sivil toplum"dan söz ederken aklın üstünlüğünü öngörmüştü.

Biz ise aklı üstün kılamadığımızdan olsa gerek, Teşkilatı Esasi'den bu yana "Hukuk Devleti olma" yolunda yeterli mesafe alamamışız.

Ama asla karamsar değiliz, adaletin tesisini yine hukuk yollarına başvurarak gerçekleştirmek üzere buradayız.  

Siyasi yandaşlık hukuku, iktidar baskısı, ideolojik taraflılık bugün evrensel hukukun üstünde görünse de...

Yılmamalıyız!

Gerekirse sil baştan, Teşkilatı Esasiye Kanunu'nu yeniden tesis edebiliriz...

97 yıl önce köhnemiş bir imparatorluğun yıkıntılarından atalarımız bir hukuk devletine yol açabilmişse, biz de aynı yoldan ilerleyebiliriz. 


Bu haber toplam 265 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları