HABER ARAMA
  • DOLAR5,3241
    % 0,04
  • EURO6,0802
    % 0,54
  • ALTIN219,8377
    % 0,10
  • BIST 10098.454,88
    % 1,69
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Ocak 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


12.75 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Şükür ve Dua

5 Ocak 2019 Cumartesi Saat: 08:54

Şükür ve dua sıkıntıların dertlerin, en kederli anınızın iksiridir.

 Bunu sadece dini açıdan değil, bilimde böyle söylediği için söylüyorum.

  Felsefi söylemlerde bunun aksin de ısrarlı değil, tam aksine çoğunlukla teyit eder yorumlar ortaya koyuyor.

  Geçtiğimiz günlerde On dokuz Mayıs üniversitesinde günübirlik bir ilaç alırken bulunduğum salonda iki bayanın sohbetlerine şahit oldum. Birinin diğerine söyledikleri çok dikkatimi çekmekle kalmadı, bir hayat dersi olarak not ettim.

   Şöyle diyordu yaşının 34 olduğunu söyleyen genç bayan kendinden biraz yaşlı olana: Çok şükür halimize, öyle çok ağrı olmadıktan sonra hastalığı çok sorun etmem, benden beteri olanları düşünür halime şükrederim… Vallahi beni bir organ mafyası kaçırsa, adamlar pişman olurlar… Doktorlar Safra kesemi aldılar, böbreğimin birini aldılar, dalağımı aldılar, dalağım olmadığı için bağışıklık sistemim güçsüz benim… En ufak soğuk ya da birinin hapşırmasıyla hasta oluyorum…  On dört yaşımdan beri hastalıklarla uğraşıyorum, ama hiç pes etmedim, hayata pozitif bakıyorum, olayları dert etmiyorum, rabbime dua ve şükrediyorum. Bu kadar şükreden bayanın açık giyindiğini de belirtmek isterim.

Ben bu genç bayanın söylediklerini bir ders niteliğinde görüyorum. Günümüz yaşamının hızlı döngüsünde nefsimizin dizginleyemediğimiz anaforunda ha o olsun, ha bu olsun tutsaklığıyla duçar olurken hep ben, ben olma dürtüsü hatırı ve sevgiyi öteliyor da, öteliyor.

  Hâlbuki şükür ve dua, ama yürekten yapıldığında en iyi doktorun ilacından tesirli olmaz mı?

   Malımız, mülkümüz, evimiz barkımız,  lüks otomobillerimiz, kariyerimiz, bunları kendimizden bilip ben, ben yaptım diyorsak yanılıyoruz… Bizim çabamızla gerçekleşmiş olanın Allah’ın kaderimize koyduğu takdirin tezahürüyle hayat bulduğunu unutmamalıyız.

Bir yılı daha geride bıraktık… Yeni bir yıla selametle girmenin sevinci elbette güzel ve kutlanası şey.

 Ama bir yıl daha yaşlanmakta düşünülesi değil mi?

 Düşünün… Bir yılda tam 31171000 saniye zaman harcadık… Tık, şu anda bir saniyeniz daha geçti!

Misafiriz dostlar, misafiriz… Yunus’un dediği gibi, ana rahminden indik pazara, bir kefen aldık döndük mezara. Bu kadar kısa işte.

   Hayatın hay huyunda boşa geçen, kalpler kırılarak geçen, ben ben diyerek geçen, nefsimizin daha fazlalarına söz geçiremeden geçen, biter diye yardım edemeden geçen, hep sonralara bırakıp öğrenemeden geçen, kırılan kalplerin onarımını erteleyerek geçen, hayattan ders ve ibret alamadan geçen saniyelerin bir tanesini geri getirebilir miyiz?

 Arada bir mezarlıklara gittiğimizde ibret alıyor muyuz?  Orada ne ünlü kişiler var değil mi lüks hayatlarından ve gösterişten uzak?

Mezarlığa gitmeseniz bile büyük caminin avlusundaki musalla taşı da kendimizi sorgulamamıza olanak sağlıyor. Tuhaf gelecek ama ben arada bir uğrar bakarım o musalla taşına. O çok şeyler anlatır… Gerçeği insanın yüzüne çarpar… Hiç şakası yoktur! Gidin orada yeni deyimle empati yapın!

Padişah bir gün kırda gezerken bir çobana rastlamış. Konuşmasından çok zeki ve dürüst biri olduğunu anladığı çobanı saraya götürmüş Padişah. Çoban Sarayda Paşalığa kadar yükselmiş ve hazine dairesinin sorumlusu yapılmış… Çobanı kıskananlar Padişaha çobanın her gün hazine dairesine girdiğini şikâyet etmişler… Padişah hazine dairesine küçük bir delik açtırmış, çoban içeri girdiğinde beni çağırın diye yaverine tembihlemiş.

  Bir gün Padişaha çobanın hazine dairesine girdiğini haber vermişler… Padişah delikten başlamış gözlemeye… Eski çoban, yeni paşa içeri girmiş, bir çuvaldan çıkardığı çobanlık zamanında giydiği elbiseleri giyinmiş, aynanın karşısına geçmiş… Bana bak bana, demiş… Sakın şımarmayasın, nefsine kapılmayasın, sen bir çobandın, Allah nasip etti şimdi paşa oldun… Ama geldiğin yeri unutma,

kibirlige kapılma, nefsine hâkim ol, kim olduğunu hatırla şeklinde konuşmaya başlamış.

Padişah durumu anlamış ve kendisini layık bir şekilde karşılayıp ödüllendirmiş.

İmdi… Musalla taşı ya da mezarlıkları ziyarette bunun gibi bir şey işte… Nefis muhasebesi yapılabilecek yerler… Ürkülecek bir şey yok… Oralar bizi bekliyor.


Bu haber toplam 117 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları