HABER ARAMA
  • DOLAR5,3332
    % 0,21
  • EURO6,0643
    % 0,27
  • ALTIN219,9803
    % 0,19
  • BIST 10098.454,88
    % 1,69
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Ocak 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


12.75 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

Keşke Desek Keşke

7 Ocak 2019 Pazartesi Saat: 08:43

Yanlış hatırlanıyorsam Doğan Cüceloğlu’ nun kitabının adıydı; “Keşkesiz Bir Yaşam”. Gerçi,  Cüceloğlu bu kitabı yazmazdan çok evvel, bu cümle iyiden iyiye bizim hayatlarımızın orta yerine yerleşmişti.

Özellikle 90 ların başından itibaren başlayan ve sonuna doğru, kendini dışarı vuran bir söylem iyiden iyiye belirmeye başlamıştı. Herkes bu söylemin gereği olarak “yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim”, “keşkelerim yok benim” diyordu. Bu söylem, yapıp ettiği hiçbir şeyden pişmanlık duymamayı, yaşadığı her şeyi “tecrübe” olarak görmeyi öneriyordu. Bu tecrübeden o kadar emindi ki, dahası, “aynı şeyleri şimdi olsa yine yaparım” diyebiliyordu. İnsanlar yaptıkları her şeyden müthiş emindiler.

Bu söylem müthiş tuttu. Herkes birbirine “keşke deme” diye telkinde bulunur oldu. Keşke dememek büyük bir iddia, hatta büyüklüğün kendisi oldu.

Zaman zaman ben de herkes gibi benzer şeyleri elbette söylemişimdir. Ama içime sinerek söylemediğimi de belirtmek isterim. Keşke hiç söylemeseydim. Evet, şimdi aynen böyle düşünüyorum; “Keşke söylemeseydim”.

Çünkü bugün geldiğim nokta itibari ile şunu rahat söyleyebiliyorum; “ Keşke keşke diyebilsek” ya da “Keşkeli bir yaşam”ımız olsa.

Keşke demeyeceğiz diye daha kalifiyeli daha duyarlı daha nezaket sahibi insanlar olduk mu? Yaptığımız hataların adedi değişti mi? Kendimize, ailemize, çevremize daha hayırlı mıyız? Yüz yüze geldiğimiz insanlar, şu üzerinde yürüdüğümüz toprak, şu baktığımız gökyüzü, şu soluduğumuz hava bizden razı mı?

Bu sorulara canı gönülden, içine sine sine “evet” diyebilen varsa, diyebileceğim bir şey yok. Fakat benim gözlemim olmadığımız yönünde…

Elbette şurası çok önemli, atlamamak lazım:

“Keşkeler bazen ayaklarımıza takılan en büyük prangalardır. Bütün hareket kabiliyetimizi, manevra gücümüzü sıfırlar. Hayatın içindeki bütün ileriye dönük hamlelerimizi engeller. Bizi yorar, elimizi kolumuzu bağlar. Her gereğinden fazla duygu gibi davranışlarımızı yavaşlatır ve yavaş yavaş kendine benzetir. Nihayet ortaya güvensiz, pesimist bir insan çıkar. Bu insan hep keşkelerin gölgesinde dünde yaşar. “

Bu nokta çok önemli. Fakat bu çok başka bir şey. Benim kastettiğim bambaşka bir şey:

Bana göre, insanın olduğu yerde keşke vardır. Olmalıdır. Keşke pişmanlığın nüvesidir. Bir kemal vasıftır. Hamlıktan olgunluğa yürüyüşteki tıkanmaların reçetesidir. Derinleşen, derinleşmek isteyen insanın gayretidir. Daha iyiyi daha hayırlıyı dileyen insanın kendinden şikâyetidir. Bazen bir dua, bir temennidir. İnsanın geçip giden ömrüne ağıtıdır.    

Şimdi bir şeyi yeni yeni fark ediyorum, biz keşke demeyeceğiz diye, tövbe etmeyi unuttuk, birbirimizden özür dilemez olduk. Onaran, halden anlayan yanımız iyice törpülendi. Yaptığımız hataları savunur olduk. “İbret” alınacak şeyler vardı, göremez olduk. Diyesiyim ki şimdi, keşke… Keşke 


Bu haber toplam 167 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları