HABER ARAMA
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST 100
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Mart 2019 Perşembe
Fındık Fiyatı


17,00 TL - 18.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

“Pontika” Panagiyoti’nin Mezar Taşı Ünye’de Rumlardan kalan tek hatıra

9 Ocak 2019 Çarşamba Saat: 08:49

Panagiyoti Torosiadi 1863 yılında Ünye'de doğdu ve 1890 yılında 27 yaşında öldü.

Onu Kilise Tepesindeki Rum Ortodoks kilisesinin bahçesinde bulunan mezarlığa gömdüler. (Bu gün yerinde Meçhulasker Ortaokulu vardır)

Panagiyoti'nin ailesi onun ölümünden 34 sene sonra Lozan anlaşması gereği Ünye'deki Rumlarla birlikte Yunanistan'a gönderildiler. Gitmeden bir gece önce annesi babası ve akrabaları Panagiyoti'nin mezarı başında dua ettiler:

 “Sevgili Panagiyoti seni içimiz kan ağlayarak burada bırakıyoruz, en kısa zamanda ziyaretine geleceğiz” dediler. Ama bir daha hiç gelmediler. Gidenlerden yıllar içinde tek tük gelen oldu, artık ilk giden generasyondan Yunanistan'da kimse kalmadı şimdi onların çocukları geliyor, babalarının mezarını, evini arıyor. Panagiyotiyi ise hiç soran olmadı.

 

Ünye Tarihi Şehir

Ünye Milattan Önce 750 yıllarında kuruluşundan bu yana hep hareketli bir yer olmuştur..

İlk Çağlar Tarihi Uzmanı Ünyeli rahmetli Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten Hoca 1964 yıllarında yaptığı araştırmalarda Ünye'de yerleşimin milattan önce 20.000 yıllarında başladığını bulmuştu.

Ortaokulda öğrenci iken hocam rahmetli Orhan Bora beni Profesörle ona yardımcı olmam için kazılara gönderir: “Sen bu işlere meraklısın, hem  hocaya yardım  edersin, hocanın anlattıklarını iyi dinle, yaptıklarına dikkat et, belki bir gün arkeolog veya bir yazar olursan bunları yazar bizi de anarsın”  derdi, sanki bu günleri görmüş gibi, o yıllarda ben okul tatillerinde yine bu gazetede çalışıyordum, gazetenin o günkü adı Şirin Ünye idi.

 

Kökten Hoca, Cevizdere, Tozkoparan mağaraları, Yiğitler köyü, Tekkiraz Sırma köyünde yapılan kazılarda buralarda hayatın Milattan Önce 20.000 yıllarında başladığını ve o yıllara ait birçok eser bulmuştu.

 

Ünye'ye İlk Gelenler

Ünye'den bilinen yirmi kadar önemli kavim ve ulus geçti, ilk gelenler ön Türkler olan Kimmerler ve Kaşgalar’dı. Bu yıllar Taş Devrine rast geliyordu. Daha sonra Hititler, Lidyalılar, Frigler, Persler, Pontus, Helenler, Büyük İskender, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklular, Danişmetliler ve en son Osmanlılar geldiler.

Ünye'nin bizden önceki son sakinleri Rum'lardı. Yani Roma vatandaşları idi. Biz onlara bilgisizlikten Yunan dedik. Oysa Rum Yunanlı değildi. Rum adı Selçuklular zamanında Roma İmparatorluğu vatandaşlarına verilen isimdi.

Rum dediklerimizin içinde Kafkas halkları, Ortaasya Türk halkları Yunanlı, İranlı, Azerbaycan, Gürcüler, Lazlar gibi birçok milletten insan vardı.

Bizans İmparatorluğu Latince olan dilini yazılması ve öğrenilmesi zor diye bırakmış Yunanca dili ve alfabesini almıştı. Bu insanların Yunanistan'la tek benzerliği Yunanca okuyup yazmaları ve konuşmaları idi, bütün bu halklar bin yıl kaldıkları Bizans İmparatorluğu içinde kendi ana dillerini ve milliyetlerini unutmuşlardı, ama kendilerine hiçbir zaman Yunanlı veya Rum demediler, onlara Rum ismini biz taktık, onlar kendilerine Roma İmparatorluğu vatandaşı anlamında Romeyka veya Romeio dediler.

Zamanla Yunanca Karadeniz bölgesinde konuşulan diğer dillerden etkilenerek bozuldu ve Pontika diye dil oluştu, biz buna Rumca dedik, onlar konuştukları bu dile Pontus kelimesinden etkilenerek Pontika dediler. Pontika’nın temeli eski Grekçe idi yanı Yunanca ama Yunanlılarla çok zor anlaşıyorlardı. Zamanla Karadeniz bölgesindeki dilin, kültürün ve müziğin adı Pontika oldu.

Bu bölge, MÖ 63 yılından itibaren Roma-Bizans’ın hâkimiyetine girmiş, kesintisiz olarak 1267  sürmüştür.. Bu nedenle, bölgede 60’a yakın köyde halen Rumca konuşulmaktadır.

Rumca ile Yunanca arasındaki benzerlik, Türk dünyasında Uygurca ile Türkçe arasındaki benzerlik ve farklılık gibi algılanabilir. Dolayısıyla Yunanca ve Karadeniz Rumcası, kendi bölgelerine göre farklılaşmışlardır

Aslında  Karadeniz’de Rumca konuşan insanlar, kendi geçmişleri konusunda yığınlarca soru ile boğuşup duruyorlar. Bazıları kendi kafalarına göre sosyal medyada bir şeyler yazıp çizerken, bazıları da kendi kendine; “, Laz mıydık, Türk müydük, sonradan mı Helenleştik vb.” gibi sorular sorup duruyor.

 

1924 te gittiler

Son kalanlarını 1924 yılında Lozan Anlaşması gereği Yunanistan'a gönderdik. Ünye'de okulları, kiliseleri ve mezarlıkları vardı kilisenin birini yıktık yerine ortaokul yaptık, biri hamam olarak duruyor, biri restore edildi, kültür ve sanat merkezi olarak kullanılıyor.

Yıkılan kilisenin bahçesi aynı zamanda Rum Mezarlığı idi, ben ortaokula başladığım yıl kilise yıkılıyordu, bu mezarlıktan sağlam olarak bir tane mezar taşı kurtuldu diğerlerini kırdılar.

İşte bu kurtulan taş genç yaşta ölen Panagiyoti'nin mezar taşı idi.

Bu mezar taşını Saim Yıldız uzun yıllar korudu ve sonra onu Müze'ye verdi. Şimdi müzenin bahçesinde duruyor.

Biz uzun yıllar mezar taşının üzerindeki yazının ne olduğunu merak ettik, tam çözemedik. Taşın üzerindeki Yunanca bu bölgede konuşulmuş ve artık ölü bir dil olan Yunancanın Pontika lehçesinde yazılmış bir ağıt vardı.

Mezar taşının genç yaşta ölen bir kıza ait olduğunu sanıyorduk. Oysa taş genç bir erkeğe aitmiş. Bizi yanıltan Panagiyoti adı oldu. Panagiyoti bizdeki bazı isimler gibi hem erkeğe hem bayana verilebiliyordu. Grekçe okuyamadığımız için bunu bilmiyorduk, taşın bir erkeğe ait olduğu daha sonra açıklığa kavuşacaktı.

Mezar taşındaki bu ayrıntı Müze eski Müdürü Ali Rıza Nal sayesinde çözüldü. Müzeyi ziyaret eden iki Yunanlı bayan taşın fotoğrafını çekerek Yunanistan'a götürdüler. Orada taşın üzerindeki yazıları çözdürerek gönderdiler.

 

Panagiyoti'nin Mezar Taşı

80X120 ebadında yekpare mermer üzerine işlenmiş bir sıra kenar bordürü içine üst kısımda sağlı sollu iki melek figürü, ortada bir madalyon ve altında Grek (Yunan) dilinin Ünye civarında konuşulan bir lehçesi ile yazılmış metinden ibarettir.

 

Taş üzerinde şu ifadeler yer almaktadır:

12 Aralık 1863 yılında doğan Panaghioti 6 Ocak 1890 yılında 27 yaşında ölmüştür. Çok genç yaşta arkasında gözü yaşlı sevdiklerini bırakarak aramızdan ayrılan Panaghioti dürüstlüğü ile her zaman hatıralarımızda yaşayacaktır.”

“Bu kadar mı?” diyeceksiniz.

Evet

Burada taşı önemli yapan şeyler vardır.

Birincisi, mezar taşının Ünye'de bir zamanlar yaşamış Rum halkından kalan tek mezar taşı olması, ikincisi, üzerindeki dilin artık ölü bir dil yani konuşan halkının olmaması (uzmanlarından başka). Birde taşı önemseyip, korumamız ve okutmamız.

Hangi ulusun taşı olursa olsun bu insanların bir zamanlar topraklarımızda yaşamış olup insanlığın bize tarihi ve kültürel mirasıdır, başka uluslardan saygı görmek istiyorsak toprağımızdaki bu mirasa, kilisesine, mezar taşına, sahip çıkmalıyız.

Bizim de sınırlarımız dışında kalmış bir sürü cami, mezarlık, türbe ve tarihi eserlerimiz var.

Bu nedenle Panagioti'nin mezar taşı önemli ve tarihi değeri vardır.

İnşallah bunları ileride bir Ünye Taş Eserleri Müzesinde toplamak mümkün olur.

Bin yıl bu topraklarda yaşamış olan toplumdan Ünye'de kalan bir kilise ve bir mezar taşı.

Taşı koruyarak bu günlere ulaşmasını sağlayan Saim Yıldız Müze eski müdürü Ali Rıza Nal ile taşı okutup İngilizce'ye çevirip bize gönderen iki Yunanlı bayan turiste teşekkür ederiz.

 


Bu haber toplam 388 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları