HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Nisan 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Türkiye’nin Yeni Güvenlik Stratejileri ve Entegre Sınır Güvenliği (1)

28 Ocak 2019 Pazartesi Saat: 08:30

 “ Suriye’de son dakika... Kimyasal silah şoku…”                                                    

Tarih 4 Nisan 2017’ i  ve saatler öğleden önce 11’i göstermektedir.  Tüm ajanslar peş peşe alt yazı  vermeye başlamıştır. İdlib’teki  Suriye Sivil Savunma Ekibi’nin  Yetkilisi E.Barakat’ın verdiği bilgiye göre, sabahın erken saatlerinde Suriye Ordusu’na ait savaş uçakları tarafından, Türkiye sınırına 30 km. uzaklıkta bulunan   İdlib’in güneyindeki Han Şeyhun beldesine, klor gazıyla  yapılan  kimyasal saldırı da, 11 i çocuk olmak üzere,  58 sivilin öldüğü, yüzlerce kişinin gazdan zehirlendiği bildirilmektedir.

Biraz sonra, ekranlara  facia kurbanlarının görüntüleri gelmeye başlamıştır. Karartılmış ölüler, ağızlarından  köpükler fışkıran, nefes darlığıyla ölüm tehlikesi içerisinde insanlar, çaresiz ağlayan yakınları, bir  o yana bir bu yana koşturarak insanlara yardımcı olmaya çalışan  sağlık  görevlileri, mutlaka görüntüleri çeken ajans muhabirleri ve görüntülerde hiç görünmeyen bazı  askeri kişiler.

Bazı kanallar, en tehlikeli gaz olan sarin gazı ihtimalinden de söz etmektedirler. Ortalık ana baba günüdür. Dehşet, uydu bağlantılı ajans haberleriyle tüm dünyaya yayılmakta, insanlık gözyaşı dökerken, mutlaka yapan, yaptıranda, bunca çaba ile bir noktaya getirilebilmiş olan barış çabalarının nasıl  bozulmuş olacağının,  ortalığın yeniden nasıl karışacağının hesaplarını yapmaktadır.

Yine ajansların peş peşe geçtiği alt yazı haberlere göre, Suriye Ordusu’ndan adı açıklanmayan  yarı resmi bir kaynak ise, kimyasal silah kullandıklarına dair batı medyasında  çıkan iddiaları kesinlikle red etmekte,- aksi yöndeki bir çok uluslar arası açıklamalara rağmen- Suriye’nin ne geçmişte ne de gelecekte kimyasal silah kullanmadığnı  ve kullanmayacağını iddia etmektedir.  

Dünya liderlerinden ve ülkelerin resmi sözcülerinden, peş peşe tepki-kınama mesajları gelmektedir. Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan’ da, derhal yaptığı açıklamada,  olayı kınayarak,  İdlib’ teki insanlık dışı saldırıların, Astana Süreci’ni baltalamak amacıyla yapıldığını,  süreçte kat edilen bunca emek ve  ilerlemenin heba edilme riskinin  kabul edilemeyeceğini bildirmektedir.               

             

Ajansların verdiği haberlere göre,  yaralıların çoğu çevre hastanelere dağıtılmaya çalışılmakta, zaten savaş koşulları nedeniyle e hastane- hekim- ilaç-malzeme  yokluğu içindeki ülkede,  yaralılara gerekli yardım yapılamamaktadır. Türkiye derhal harekete geçer.   Tam teşekküllü 10 adet 112 Acil ambulansı ve sağlık ekipleri  ile AFAD -ekipleri yaralıları almak için sınır bölgesine Cilvegözü Sınır Kapısından   Bab-el Hava Sınır kapısına geçirilir. Teslim alınan  yaralılar  Reyhanlı ilçesine getirilerek yurt içi hastanelere dağıtılır ve tedavilerine  başlanır.

Suriye’de  hava son derece gergindir. Çok geçmeden Suriye Hava Kuvvetleri yine bir  muhalif bölgeye daha saldırır. Saldırılarda ölenlerin  cesetleri gece yatısına doğru sessiz sedasız toprağa verilmektedir.  Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil olarak toplantıya çağırır.                

Suriye üzerinde, Amerika ve Rusya arasındaki Süper Güçler çatışmasında, asıl kıyametin kopmasına ramak kalan  olay ise , bunun üzerine olmuş,  Trump yönetimi  harekete geçmiş ve bombardımana katılan uçakların havalandığı  Şayrat hava üssünü, ABD füzeleriyle  vurmuştur.  Saldırı sonrası konuşan, Rusya Başbakanı D. Medvedev  ise, "ABD'yle çatışmaya ramak kaldı" demiştir.
Beyaz Saray'dan  26  Haziran tarihinde yapılan son açıklamada, Esad yönetiminin, bir daha kimyasal saldırıya kalkışması halinde, ağır bir bedel ödeyeceği belirtilir. Ellerinde herhangi bir kimyasal saldırı istihbaratı   olmadığını   belirten Kremlin'in Washington'a yanıtı ise, “ Biz bu tehdidleri  kabul edilemez olarak buluyoruz.” Şeklinde olmuştu.

Son dakika... Dünya  titredi ! Rusya: “ABD'ye karşılık veririz...” CNN'nin,  ABD'nin Suriye'de yeni bir saldırı hazırlığında olduğunu duyurmasıyla, ipler bir anda yeniden  gerilmişti. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov Washington'ın herhangi bir adımını,  Moskova yönetiminin yanıtsız bırakmayacağını duyurdu.

İç savaş ülkesi Suriye'de, süper güçler bir kez daha karşı karşıya idiler. Şam rejiminin destekçisi Rusya, ABD'nin rejim birliklerine yeni bir saldırı düzenlemesi halinde karşılık vereceğini, en yetkili ağızdan ilan etmişti.

Beyaz Saray'dan yapılan,  'Şam rejimi yeni bir kimyasal saldırıya hazırlanıyor' açıklamasının ardından bu kez CNN International bir özel haberle gündemi değiştirdi. Savunma Bakanlığı Pentagon kaynaklarına dayandırılan habere göre, ABD,  Akdeniz'deki savaş gemileri ve uçaklarını saldırı konumuna geçirmişti. CNN, 7 Nisan'da savaş gemilerinden Tomahawk füzelerinin fırlatıldığı   Şayrat hava üssünün hali hazırda Pentagon tarafından an be an gözetlendiğini de bildiriyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı S. Lavrov, ABD' yi yanıtsız bırakmayacaklarını söylemiş,  Washington'u   Suriye'yi vurmaması için uyaran Lavrov, orantılı bir tepki vereceklerini duyurmuştu. Rusya Dışişleri Bakanı'na göre, Pentagon'dan gelen Şayrat hava üssü açıklamaları ve hemen ardından yapılan haberlerle bir provokasyon başlatmak isteniyordu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise, konuyu bir adım daha ileri taşıdı. Zaharova, "Yeni istihbarat verileri elde ettik. Bu yönde bir senaryo ve provokasyon hazırlandığını düşünüyoruz" der  ve  Rus istihbaratınca saldırıya maruz kalma ihtimali olan bazı kasabaların isimlerini verir. Füzelerden önce, sözler ve tehditler havalarda uçuşmaya başlamıştır. Malum , Ortadoğu’ da barış her zaman pamuk ipliğine bağlıdır ve iplerin  ne zaman kopacağı da hiç belli değildir.

Kısa bir tekrarla konunun başına dönelim. “Orta doğu bu tür bir dehşet dengesinin içine nasıl düşmüştü.?” diyerek   soracak olursanız, “Ortadoğu,  ne zaman rahat-huzur gördü kü?”  diyebiliriz. Biz yine de en son durumdan başlayalım. Dünya 2010 ‘lu yıllara girerken,    bazı karanlık istihbarat ekiplerinin teşviki ve desteğiyle, en büyük hayalleri, el koyabildikleri  Ortadoğu Petrol yataklarının bir kısmını,  batının karanlık kollarıyla işbirliği içinde gayrimeşru yöntemlerle pazarlayarak, kendilerine düşecek birkaç kuruşluk  kar ile  güçlenmek ve fırsat bulabilirse, büyük bir enerji pazarında at oynatan güçlü bir aktör olmayı hedefleyen,  Irak’tan Şam’a ( sözde) İslami Bir Devlet –IŞİD-Arapçası DEAŞ’ın en azgın zamanlarıdır. Gün geçmemektedir ki,  işgal ettikleri alanlardan, Müslüman, Hristiyan, Musevi, Süryani her kime   olursa olsun bir katliam, soy kırım, dinsel taciz, cinsel taciz  vb.  bir vahşet haberi gelmesin.  ( Devamı var)


Bu haber toplam 733 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları