HABER ARAMA
  • DOLAR5,8350
  • EURO6,5585
  • ALTIN239,9249
  • BIST 10096.861
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Nisan 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


14 TL-15 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Değişim Yol Almanın Bineğidir

9 Şubat 2019 Cumartesi Saat: 09:01

Her bakışın, her kalkışın, her yürüyüşün değişken eksenli denklemleri vardır… Hareket eden hiçbir varlık durağan değildir… Her canlı, hatta her cansız değişkendir.

  Değişken olmayan ruha nakşedilmiş mertlik ve yüce ahlaktır.

 Değişken olmayan her nesne ve de her fani, diğer değişkenlerin gerisinde kalmaya adaydır.

   Değişken olmayan halklar, ülkeler, o ülkelerde değişken olmayan ticaret erbabı, iş adamları, çağın ve değişkenlerin gerisinde kalmaya mahkûmdurlar.

  Mesela din adamlarının bir kısmının Ülkemizin diğer şehirlerinde olduğu gibi, Ünye’de değişken olmadığına şehit oluyoruz. Örneğin bazı din görevlilerimizin Cuma hutbesi sunuşlarında hitabet diksiyonunun yetersiz olduğunu görüyoruz… Bunun yanı sıra hutbe okuyuşu ve ardından ayet okuyuşu sırasında mikrofonu ağızlarına çok yaklaştırdıklarını ve adeta yüksek ses desibelinden insanların beyin loplarının yerinden oynadığına şahit oluyoruz… Bazılarının kuran ya da mevlit okurken makam,  usul ve kaide eksikliği içerisinde olduğunu, sesi iyi olduğu halde sesini terbiye edemediği için kullanamadığını, mikrofonu ise ağzına çok yaklaştırıp cemaati rahatsız ettiğini, cemaatin yağ şu bir bitirse de kurtulsam şu işkenceden şeklinde düşünmesine sebebiyet verdiğine şahit oluyoruz.

 Bazılarının ezan okurken bırakın makam kullanmayı, adeta böğürdüğünü, sanki birisi bir yerini sıkıyormuş gibi bağıs bağırdığını, dolayısı ile ezanı dinleyenlerde de ahenk yaratamadığını görüyoruz.

 Bazılarının mevlit okurken her bahsi aynı makamda okuduğunu, daha doğrusu makamda bilmediği için kendi düz bildiği bir şablon usulle yıllarca aynı kaide ile okuduğunu görüyoruz.

 Bazı imamlarımızın hazır Cuma hutbesi okumanın dışında, cemaatin karşısına geçip bir dini izahat, nasihat anlatma birikimi olmadığını görüyoruz… Bazı anlatan imamların da anlatma tarzlarının yetersiz olduğu ve cemaat karşısında etkili olamadığı görülmektedir.

Peki, bütün bu tür yetersizlikler nereden kaynaklanıyor? Değişken olmamaktan!

 Görev aldıktan sonra kendisine bir hedef koyamayan, bu yüzden de bir arpa boyu ilerleme kaydedemeyen,  nasıl olsa Devlet iyi maaş veriyor rahatlığı ile vaktini kendini geliştirmeye odaklayacağına lak lak edip zaman israf eden din görevlilerine Müftülükler müsamaha göstermeyip onları meslek içi kurslarla eğitime zorunlu kılmalıdırlar.

   Diğer yandan camilerdeki tespihlerin hijyenini hiç sorguluyor muyuz? Diyeceksiniz ki, her şey bitti mesele bu mu yani… Öyle demeyin!  Bazılarının Müslümanın temiz olması gerektiği ilkelerine uymayarak camiye giderken burnunu sümkürüp elini de bir güzel üstüne sildiğini, arda kalan o sümüklü eliyle de cami girişinde birkaç kişinin elini sıktıktan sonra o ellerle tespih çektiğini, dolayısıyla tespihlerin mikrop yuvası haline geldiğini hepimiz biliyoruz… Eee, ne yapalım yani? Denildiğini duyar gibi oluyorum. Her şeyi ben mi söyleyeceğim… Onu da Müftülükler düşünsün!

Haa, bu arada, camilerde uygun ahenkte ve muaşerette tespih çektiğimiz de söylenemez! Neden?

Çünkü, müezzinin hızına yetişmek için  sup,sup,sup diyerek ve birkaç defa ancak doğru suphanallah diyebilerek doğru  tespih çektiğimizi söylemek mümkün mü? Ha, ben müezzinlere uymuyorum, kendi ayarımda gidiyorum o başka.

  Birde Cuma günleri cami cemaatinin geç gelmesi hayrı alamet değil… Bu davranış cami kültürüne de uygun değil… Cuma günleri erken gelmek ve vaaz dinlemek lazım… Vaaz dinleme alışkanlığını hem kendimize, hem de çocuklarımıza kazandırmamız lazım… Bunu yaptığımız takdirde bilgimizin artacağı ve meğer ne güzel oluyormuş, neler bilmiyormuşum, neler öğrendim diyeceğimiz aşikâr…

Camiler sadece namaz kılma yeri değildir, ilim yuvasıdır, okuldur… Peygamberimizin zamanında

Mescidi Nebevi adeta bir üniversite gibiydi. Camilerimizi yat kalk yeri olmaktan kurtarıp asli ruhuna kavuşturmamız lazım… Din adamlarımızın ise Mahalle Muhtarları ile bir olup, mahallenin gençleriyle kaynaşmak, yaşlıları sık sık ziyaret etmek, sorunlu aileleri tespit edip yaralarını sarmak gibi müşterek bir görevi paylaşmaları lazım…Vesselam.


Bu haber toplam 426 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları