HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Nisan 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Magna Carta ve Ortaçağ Devletlerinde Toprak Düzeni (1)

19 Şubat 2019 Salı Saat: 08:14

“Hocam , bir çok yerde rastlıyoruz.Sizde konunun başlığına koymuşsunuz, nedir bu Magna Carta. Bir kağıt parçasının ortaçağın toprak düzeniyle  ne ilgisi var? “ derseniz, önce Magna Carta’ yı bir anlayalım:

Mağna Carta ( Büyük Ferman ) devrin İngiliz Kralı ile büyük toprak sahipleri olan asilzadelerin yani baronların arasında yapılmış bir anlaşmadır ve  bazılarınca da, ‘dünyanın ilk yazılı insan hakları anlaşması’dır, bazılarınca ise ‘kral, yani onun hükmündeki devlet tarafından,  büyük toprak sahipleri asilzadelere ve hatta büyük toprak sahibi kiliseye karşı, kralın, yani devletin aleyhine verilmiş bir ayrıcalık’ tır.

Hikayesinin  içerisinde Haçlı seferleri’nden ünlü Robin Hood’a kadar bir çok olay ve şahsiyet yer alır. Haçlı seferlerinin, daha doğrusu Kuzey Avrupa  Devletleri’ nin,  dini hedefler kisvesi altında ‘Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Ticaret Yolları’nı ele geçirme ve  Mısır’ı Yağmalama Projeleri’nin bütün hızıyla sürdüğü yüzyıllardır. Babası 2. Henry’nin ölümü üzerine kral olan İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard, krallığı kardeşi John’a bırakarak, dostu Fransa Kralı 2. Philippe ile birlikte 3. Haçlı Seferine çıkar.

Richard Kudüs’ te  Haçlı seferlerinin ünlü hükümdarı Selahaddin Eyyübi ile uğraşırken, memleketi teslim ettiği kardeşi John’da İngiltere’de hüküm sürmekte, biraz,  hatta bir haylice, başına buyruk  davranmakta, bir türlü bitmeyen  saray ve savaş harcamaları  yüzünden, asilzadelerden ve halktan aldığı tepkiler nedeniyle oluşan bir yığın otorite boşluğuna bir türlü sahip olamamaktadır. Sözünü dinletemediği için, sürekli çekiştiği büyük toprak sahipleri yani baronların yanında,  bir yığın büyüklü küçüklü çapulcu da memleketin altını üstüne getirmektedir.

Efendim, İngilizlerin günümüzde yağlayıp ballayıp dünya piyasasına sürdükleri, iyilerin, yoksulların, halkın koruyucusu, genç hanımların rüyalarını süsleyecek zerafet ve yakışıklılıkta ki, aslında, eşkiyalıkta yapmadığı kepazelik kalmamış olan ünlü Robin Hood’da bunlardan biridir. Doğrusu, İngiltere, Kral John’dan kan ağlamakta, halk çok sevdiği Aslan  Yürekli  Richard’ın dönüşünü dört gözle beklemektedir.

Richard bu seferde bazı başarılar kazanmışsa da, Kudüs’ü, Selahaddin Eyyübi’ den geri alamaz ve bir anlaşma yaparak geri döner. O kadar hırpalanmıştır ki,  dönüşü sırasında Kutsal Roma Germen İmparatorluğu birliklerine  esir düşer. Fidye ile kurtarılarak getirildiği ülkesinde uzun süre kalamaz. Eski dostu, bu kez yeni düşmanı Fransa Kıralı 2. Philippe ile yaptığı savaşlar sırasında ölür. Yeniden tahta geçen John ise,  gereksiz yere açtığı bir çok savaşlar nedeniyle, boşalan hazineyi doldurabilmek için, yeni vergiler koyduğu ve eski hoyratlıklarına devam ettiği için, baronların tehdidi ile, mutlaka baronlarında emirlerinde askerleri ve askeri güçleri vardır,  John yurt dışına sürgüne gönderilir. Bu tarihten sonra Yurtsuz John adıyla anılan John, bir zaman sonra yeniden ülkesine dönmek  istediğinde ise, baronlar burnuna kocaman bir kağıt dayarlar.

Kral artık istediği gibi kimseye, yani başta baronlara danışmadan, ‘aklına geldiği anda, hemen emrindeki saray memurlarına kanun yazdırma’ şeklinde, baronlar görmeden, yani ‘işlerine gelip gelmeyeceğini anlamadan’, yasa filan  çıkartamayacaktır.  Özellikle vergiler, yani kral tarafından kendilerine  bırakılmış topraklardan elde edilen gelirden krala gönderilen pay, daha doğrusu haraç konusu  hassas bir konudur ve aslında, baronlar bu konuda her şeyden daha hassastırlar. Nesiller önce savaşlarla kazanıldığında, kral adına işletilmek ve sahiplenilmek üzere verilmiş, ancak aslında krala ait olan bu arazilerin,  bu günkü sahipleri olan  asilzadeler, yani baronlar,   - ne de olsa yüzyılların emekleri var, korumuşlar, bakmışlar, imar etmişler, Allah var yukarda, ürün alıp-gelir getirip krala  yollamışlar, şatolar kurup çevrede güzellikler yaratmışlar- daimi hak sahipliğini, yani  artık kendi mülkiyetlerine geçmesini istemektedirler. Müktesep, baki, sonsuz hak, yani artık kralın malı baronun babasının oğlunun  malı olacak.  Üstelik, farz edelim ki, bir savaşta kral bir araziyi koruyamadı, düşmana terk etmek zorunda kaldı. Tıpkısının aynı değerinde bir arazi barona verilecek.             

Zavallı Yurtsuz John ki, gerçekten resimlerinde pek boynu bükük, zavallı görünümdedir, yurduna dönmek için, yani yeniden kral olmak için, önüne konulan kocaman bir parşömen  kağıta basar imzayı.  Büyük kağıt- Magna Carta, artık, Magna Carta Liberation yani,  Büyük özgürlük Fermanı olmuştur,. Bu işe, mutlaka, York’taki kunduracılarla, Jersey’deki kasaplar da, İskoçya’daki toprak sahiplerinin arazilerinde  yarı serf-köle, yarı kiracı çalışan köylülerde çok sevinmişlerdir. Hakkını yememek lazım, sırf gelen gelirler hepten kesilmesin diye, daha sonraki zamanlarda da, John , tebaanın  reform taleplerine karşı çokta duyarsız kalmamıştır. Mali, hukuki, idari yeniliklerin yanında, yeni bir vergi düzeni getirir, tarım ve ticaret kesimlerine büyük kolaylıklar sağlar.

Yine de bunca mücadele ve özgürlükten sonrada fermanı ne kral dinler, ne baronlar. Ve hatta bazıları John’a isyan ederler ve Fransa Kralı Louis’i kral olmak üzere çağırırlar. Tarihte Baron Savaşları adıyla geçen mücadeleler sonunda John ölür ve yerine oğlu 3. Henry kral olur. Magna Carta  saraylarda, şatolarda bir süre daha hatırlanır, sonra sümen altı edilir, zaman içinde unutulur, gider, krallar krallıklarını, derebeyler baronluklarını sürdürürler.            

Bir gün tesadüfen bir sümen altında bulunduğunda yeniden gün ışığına çıkar.

Büyük devrimler-özgürlükler çağı ile yeniden gündeme gelir.               

İngiliz tarihçiler bu belgenin insan haklarında ilk yazılı belge olduğu iddiasında iseler ise de, daha önceki  tarihlerden birinde  bu tür bir belgenin başka bir ülke de olmadığını  kimse kesinlikle iddia edemez. Bu konuda bizde kesin konuşamıyorsak,  Mısır’dan, Hindistan’a, Çin’e, Rusya’ya,  Roma’ya  veya  Avrupa’ya kadar benzeri bir çok ülkeler hakkındaki belge ve bilgilerimizin eksikliğindendir.   

(Devamı var)


Bu haber toplam 699 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları