HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Nisan 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Antik Çağda Bir Şair Kadın: Sappho’ dan Şiirler (2) (Devam)

28 Şubat 2019 Perşembe Saat: 08:45

Ancak, Sappho, hem bir şair, hem de öğretmen bir kadın. Düğün derneklerde çokça görülen yarı yardımcı -yarı düğüncü başı gibi bir kadın değil. Sappho, aristokrasiden gelen soylu bir kadın, muhtemelen bir eğitimde almış, edebiyat konusunda belli bir kültür birikimi var, çünkü şiirlerinde de fark edildiği gibi, çok değişik vezin şekilleri kullanmakta. Kızlar, kadınlar onun çevresinde toplanıyorlar. Onlarla tek tek ilgileniyor, onlarla konuşuyor, dinliyor,  öğütler veriyor,  kızları genç kızlığa evliliğe yetiştiriyor,   muhtemelen yazı,  edebiyat, müzik vb. bazı konularda derslerde veriyor, eğitiyor-öğretiyor,  ancak, o dönemlerdeki okulların-genellikle erkek- çoğu gibi bir meydanda açık havada olurken, tahminimce, Sappho’nun okulları daha çok kırlık- bahçelik, çimenlik-çiçeklik doğa içinde,  açık havada,  çünkü Sappho doğayı çok seviyor ve şiirlerin çok belirgin bir doğa güzelliği anlatımı var. 

         Ancak,  yine de bir parça kem gözlerden ırak, çoğu kez çevre genç kız ve   kadınlarının   kendi arzuları ile çekinmeden, rahatlıkla gelebildikleri, Sappho’nun  söylediklerini, anlattıklarını, düşüncelerini  ve bazen de şiirlerini  dinledikleri,  mutlaka sohbet-soru-kendi duygu ve düşüncelerini de anlatabilme tarzında bir eğitim yeri. O çağlarda, bu tarz okullara Thaisos- gelin tacı  deniyor. Çok güzel ve albenili bir simge isim. Sappho’nun, kendine has, birçoklarına göre  daha farklı, ancak, şurası kesinki, daha kaliteli bir tarzı var. O  bir ekol lideri. Kanaatimce, Sappho’nun okulları, Japonya’daki geyşa, Avrupa’daki leydi okulları gibi vasıflı okullar.

            Mö. 600’  lü yılların başları ile 580’li yılların arasındaki yılların, Sappho’nun 15-35 yaşları arasına denk geldiği zamanlar olması dolayısıyla,   bir kadın olarak, gerek cinsel olgunluk, gerekse   sevinçleri ve acılarıyla,  aşkta en olgunluk, erkekler hakkında ise en bilgelik dönemlerini kapsaması gibi yönlerden, Sappho’nun yıldızının  en parlak olduğu  dönemler olduğunu tahmin ediyorum. Mutlaka,  çağının kadın erkek ilişkileri yönünden,   çok iyi eğitimli hanımlar yetiştirmiş olacağına eminim. Hakkında  çıkmış,  çıkarılmış olan bazı sözlere de pek bir değer vermeye tenezzül etmiyorum. Bence, şiirlerinde, her şeyi olduğu gibi,  genç kız saflık  ve güzelliğini de,  en doğal halleriyle  ifade etmiş.

                Birazda onu dünyaya tanıtan  şiirlerinden  söz edelim. Yaşadığı devir, bin yıl kadar bir tarih boyunca sırasıyla önce Aka, sonra Dor ve İon istilası -egemenliği geçiren Eski Yunanistan’da, peşpeşe gelen alt üst oluşların durulmaya başladığı, bu üç toplumun birbirileri ile karışıp eşitlik düşüncelerinin öne çıktığı, Solon’un ilk demokratik kanun atılımlarını  yaptığı ve demokrasiye  geçilmeye başlandığı, direnen soylu toprak sahiplerinin sürgüne yollandığı döneme raslar. 

             Muhtemelen  Dor asıllı olan ailesi, önce  İzmir yakınlarındaki ilk Yunan kolonisi Aiol’a,  oradan da Lesbos’a sürülmüş  ve oraya yerleşmiştir. Sapppho’nun orada rahat durmadığı, Atina’ya karşı başlatılan bir isyana katıldığı ve Sicilya’ya yeniden sürgüne  gönderildiği, orada halkın onun gelişini memnuniyetle karşıladığı ve adına bir heykelinin dikildiği de bilinenler arasındadır. Mö. 570 yılında Lesbos’ da öldüğü, sonraki yüz yıllarda da adından söz ettirdiği, adına kitaplar, temsiller yazıldığı oyunlar oynandığı da biliniyor.

            Sappho’nun şiirleri’nin İon, Dor ve Aiol  lehçelerinin bir karışımı olduğu,  Monodikte  denilen, tek bir ozanın lir çalgısı  ile birlikte söylediği, hem çalıp-hem seslendirme tarzında   şiirler-eserler  olduğu,  betik-tasvir-mektup denilen, Dokuz Betik + Onuncu bölüm  halinde 10 parçadan oluştuğu   ve  ‘Klasik Sappho Kalıpları’  denilen,  üç tane 11 lik ve bir tane de 5 lik hecelerle  yazılmış dizelerden oluşan şiirler olduğu, bu güne kadar   ulaşabilmiş  182 adet  şiirinin  bulunduğu, şiirlerin vezinlerinin Heksametron-İon ve  İambos-Attika türleri denilen  vezin türlerinden olduğu anlatılmaktadır. Elbette ki, elimizdeki şiir örnekleri,  çevirmenin çabalarıyla mümkün olabildiğince aslına benzetilmeye çalışılmış ise de, çok farklı bir dil ve vezin yapısına sahip olan dilimize çevrilmiş  olmaları dolayısıyla,  yukarıda söz ettiğimiz  şiir vezinlerini  okuyucularımıza gösteremiyoruz.

              Bazı şeyleri de açıklamaya  çalışalım,  şiirlerin en önemli bölümü, Birinci Betik-Afrodit’e Yakarış denilen, tümüyle korunmuş olan ilk kısımdır. Sappho acı çekmektedir. Sevgilisi kendisini terk etmiş  kaçmış. Afroditten bu konuda yardım bekliyor. Ne yazık ki,  elimize geçen diğer birçok şiirler eksik-kayıp parçalardan oluşmakta,  güzellikleri  ve anlamları  kaybolmakta.

             Ayrıca, buradaki  peitho-simgesel bir kavram, bir varlık, gerçekte bizim anladığımız anlamda kandırma, aşkta birini elde etme gücü, velhasıl bizim dilimizdeki ‘şeytan tüyü’ dediğimiz şey gibi bir  şey. Hep Afrodit’in yanında olduğuna inanılan  bir güç-özellik- beceri-yetenek vb.  karışımı bir şey... 

            Biraz da Lesbos’u anlatalım. Lesbos , kuzey Ege’de bir ada-liman kenti.   Daha kuzeye, Boğazlar  ve  Marmara yoluyla  Karadeniz’e  gidecek  gemiler mutlaka buraya  uğruyor. Adanın imkanları geniş, saldırıdan uzak, ada sakinlerinin büyük çoğunluğu binlerce yıldan beri Anadolu’ya hakim olan anaerkil Amazon kadın egemen aile düzeninin kalıntıları olan bir kadınlar topluluğu. Zaten, o nedenle bölgede Afrodit kültü yaygın.

            Ada kadınları kendi hallerinde bir yaşam sürmekte, büyük bir tarım ve hayvancılık imkanı bulunmayan ada, kendi yağıyla kavrulmakta. Adanın en büyük şansı,  güneyindeki,  kuzey rüzgarlarından korunaklı doğal limanı. Liman,  kuzeye doğru gelip giden bölge gemilerinin   ve dolayısıyla  gemicilerinin uğrak yeri. Ada sakinleri  gemicilere her tür lojistik ve sosyal destek veriyorlar, gemiciler de onları koruyor-kolluyor, mutlaka iyi de para bırakıyorlar.  

            Elbette ki,  Sappho’nun esin  perileri-musalar dediği  ziyaretçi yorgun denizciler, limana inmişken,  dinlenmek- eğlenmek istiyor, insan-kadın yüzü görmek istiyor. Ada kadınları onları misafir ediyor, onları eğlendiriyorlar, onlara lir çalıyor, şarkılar söylüyorlar. Düşünüyorum da, Sappho  denizcilere şarkılar söylerken,  şarkılarına eşlik eden lir’inin ezgileri de, mutlaka, deniz dalgalarının çırpınışlarına benziyordu. Tabii bu arada, mutlaka,  bir yığın aşklar, sevgiler, ayrılıklar, hüzünler, acılar, sevinçler yaşanıyor, hasretler, kavuşmalar, kinler, kıskançlıklar, ihanetler,  öc almalar vb. gibi  kadının, erkeğin ve aşkın olduğu her yerde olan her şey, burada da oluyordu.                                                                                                    

               Kadın kısmının duygusal  takıntısı  biter mi? Başı sıkışan Afrodite müracaat, o da herkese nasıl yetişsin? Afrodit ne yapsın?  Biri   ikisi gitti diye, kayıkçı-  gemici milletinin  soyuna kıran girmedi ya, elbet yenisi gelir. Zaten, limana sürekli gemiler, gemiciler gelip gidiyor, hayat böyle devam edip gidiyor.   Sappho bile,  bu konuda,  “ Musalar-denizciler  uğrağı bu evde,  ağıt yakmak olamaz, bize  yakışmaz!” demekte. ( Devamı var)


Bu haber toplam 808 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları