HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Nisan 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Antik Çağda Bir Şair Kadın: Sappho’dan Şiirler (3) (Devam)

1 Mart 2019 Cuma Saat: 08:46

Sappho’nun şiirlerinden bir kaç   örnek verirsek: Bir şiirinde kısaca kızını anlatır. Bir diğerinde  kocasını. Bir gün kendisini terk eden sevgilisini  özler, diğer bir gün ise, kendi  sevgilisini ayartıp onunla giden kız kardeşi Dorikha’yı kinle anar. Bir gün doğayı  anlatır,  diğer bir gün çevresindeki kızların- kadınların güzelliklerini tasvir eder. Bir gün Troya’lı Paris ile güzel Helen’den, bir gün adaya  gelip giden gemicilerden söz eder.


 *Güzel bir kızım var, sevdiceğim Kleisim  /altın çiçeklere benzeyenim benim  / değişmem onu tüm Lidya'ya / güzel Lesbos'a bile                   *Tanrılara eştir o benim için / dizinin dibinde oturan erkek  / duyabilen senin yanı başında  / tatlı sesini
Büyüleyici gülümseyişi  /  hoplatır evet böylesi yüreğimi  /  görür görmez yüzünü / çıkmaz olur  sesim soluğum,
Dilim tutulur, birden her yanımı  / bir alevdir sarar inceden ince  /  kulaklarım uğuldar /  hiçbir şeyi  görmez gözlerim
Bir ter boşanır üstümden, titrerim/  tüm bedenimle ölecekmiş gibi / yem yeşil  olurum çimenlerden de yeşil / Agallis ,  her şeye katlanabilmeli oysa  .
* Yıldızlar , güzel ayın çevresinde / gizliyorlar ışıklı yüzlerini,/  dolunay olup ta ışıldarken /  ay tüm yeryüzünde.                                                                              *Seni nasıl seviyordum bir zamanlar Attis /  küçücük yaramaz bir çocuktun benim için/   Bil ki anımsayacaklardır bizi sonrada                                          Sarsıyordu yüreğimi eros,/  dağda meşelere abanan rüzgar gibi   / bölünmüşüm ikiye yolumu bilmiyorum                                                                 Ne iyi ettin de geldin özlemiştim seni /  ister misin,  taşsın tutkuyla yanan yüreğin/ ayrılık süresince hoş geldin Grinna                                           Görüldüğü sürece güzeldir güzel kişi / şimdi iyi olan oysa iyidir yarında /                    ulaşmaya kalkmam  göğe iki karış boyla                                                 Büyümseme kendini  / bir yüzükten ötürü   /  bende yumuşak döşeklere uzatırım seni                                                                                                 

*Şimdi buraya gelin Giritliler,/ kutsal avluya, hoş elma kokulu/ ve günlük dumanlarının tüttüğü/ sunaklar dolu                                                                            Elma dalları arasında serin bir su şırıldar,/ tüm koru güllerle  gölgelenir,    /  titreşen yapraklardan uyku dökülür                                                                               Atların otlağı çayır, yoncalar  çiçek açar,/ bal kokuları eser anasonların….. /…..                                                                                                                                  Çiçekler takınıp sende gel Kypris / şölenler için altın kupalarda /nektar karıştırıp şarap doldur bize / güzelliğinle.

*Gerçekten ölmek istedim  /  ağlayarak  bırakıp  ta giderken sen beni. /Ah Safo, dedin  giderken, / nedir bu başımıza gelen?                                       İstemeden bırakıyorum seni. / Dedim  ki , git güle güle / git ama unutma beni,  / biliyorsun, sana bağlılığımı.                                                                      İstersen hatırlatayım sana / unuttuysan eğer  / Ne hoş ve ne güzel şeyler yaşadık.                                                                                                      Menekşelerden güllerden / safrandan anasonlardan / Taçlar takardı yanı başımda.                                                                                                              Ve Bir sürü örgüler örerdin / güzel  çiçeklerden   /  Geçirirdin o incecik    boynuna.                                                                                                            Misk kokularını ve beylere özgü  /  iksiri sürerdin  / O  güzelim  saçlarına.                      Yanı başında genç kızlar / yatıp yumuşak  döşeğe  /  yatıştırırdın hemen özlemini.                                                                                                                  Ne bir düğün, ne bir şölen / ne de deniz kıyısında bir oyun, / yoktu ki, bizim bulunmadığımız?

*Ne yaşamdı bizim  o yaşadığımız ?  / Arignota bir prenses bilirdi seni                                                   /  en çok senin türkülerinden hoşlanırdı.                                                           Şimdi Lidya’da,/ çevresindeki  kadınlarıyla,  /       Güneş battığında gölgeleri tuzlu denizlere yansır.                                                                                              Ve çiçek dolu kırları ışıtan gül parmaklı ay/  Nasıl yıldızları gölgeliyorsa    / öyle  çiğ yağar.                                                                                                        Güller açılır, / körpe kekikler ve / Bal  kokulu yoncalar çiçeğe dururlar.                                                                                                                                                Genç yüreği, gönlü,  /  acıyla dolu dolanır  durur,   /    Sevimli Attis’i                                                   özlemle anar  ve  bizleri çağırır yanına.

*Atlılardır der kimi en güzel  /evrende: yayalar, gemiler kimi,  / kimi severse / kişi odur bence  / en güzel olan
Öyle  kolay ki kanıtlamak bunu /   bakın en iyisi diye Helena   / gördüğü bunca kişinin içinde    /  kimi beğendi
Troya'nın  onurunu kıranı,  /  görünce onu, ana babasını  /çocuğunu bile bir kez anmadan   / düştü eline
Kypris'im ;  böyledir kadın yüreği  / kolay çıkar baştan, tutkulanınca.  /   Anaktorya düşer aklıma şimdi  /   burda olmayan,
Sevgili yürüyüşünü görmeyi,   /  ışık saçan yüzünü, yeğlerim   /yaya arabalı savaşçılarına   /Lidyalıların.

7 Ağustos 2015 Cum

*Öyle acı gel ki ona, Kıbrıslı, /  böbürlenemesin Dorikha  bir daha  /  ne güzel, gence âşık oldum diye
Kıbrıslı ece, Nereid’ler, / verin   kardeşimi,  sağsalim dönsün bana.  / Tüm dilekleri, yüreciğindeki   / gerçekleşsinler
Ödesin diyetini, yaptığı tüm   / yanlışların, sevinsin eşi dostu,/   acılansın düşmanları, / kalmasın  bir  teki bile.
Dilesin almasını kardeşinin /  onurdan payını, /   kurtarsın onu /
yüreğini dağlayıp duran ağır acılarından.

 

            “Adalardan bir yar gelir bizlere, uzun oluu..uur,  gemilerin direği,  yanık gideee..eeer aşıkların  yüreği  ve her limanda bir sevgili  bulur  derler, denizciler.” Hayat böyle gelir, geçer.

           Bir ömür böyle  geçip, gitmiş,  bu kahpe dünya,  ona da yar olmamıştır. Sappho , bunca aşk, acı  ve hüzünden sonra, Mö. 570 yılında memleketi    Lesbos’ta ölür. Orada  gömülür. Derler ki, kadının sadece adı vardır, doğrudur. Muhtemeldir ki,  yalnız ölür ve  ölürken yanında,  mezar taşına birlikte  adını yazdıracağı bir eşi-bir kocası- bir erkeği bile olmamıştır.        

            Sappho, ondan sonraki yüz yıllar, bin yıllar  boyunca,  öğütleriyle, öğretileriyle  öğrencilerinin ve   bir gün yolu limana uğramış,  onu görmüş- onu sevmiş   gemicilerin anılarında, seven, sevilen genç kızların, kadınların  hülyalarında, sevgi dolu bir kadına-yuvaya hasret, ömürleri  yalnız geçen, denizcilerin  rüyalarında yaşar.

        Saygılarımla. 


Bu haber toplam 897 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları