HABER ARAMA
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST 100
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Mart 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


17,00 TL - 18.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

Acının adı Bez Bebek

13 Mart 2019 Çarşamba Saat: 08:42

Kurtuluş Savaşı, zaferle sonuçlanmıştı, yeni cumhuriyet yaralarını sarmaya çalışıyordu.  Yunanistan Birleşmiş Milletlerden  ülkesindeki 350 bin Türkün Anadolu'ya nakledilmesini istedi ve  Lozan anlaşmasına 30 Ocak 1923 de bir madde eklenerek Mübadele (İnsan değişimi) anlaşması imzalandı.

 Her iki tarafta da bir facia yaşanıyordu.  .  Türkiye'den 1.200 bin Rum Yunanistan'a, 600 bin Türk de Türkiye'ye gelecekti. Gelenler Karadeniz'de Sinop, Samsun, Ünye, Ordu, Giresun gibi limanlara çıkarıldılar

 

1923 Aralık ayında Reşitpaşa vapuru ile Ünye'ye gelen 800 kişi, yoğun kar yağışı altında vapurdan mavnalarla karaya çıkarıldılar. Günlerdir yağan kar köylere giden yolları kapatmıştı..

 

Üst üste Ünye'ye boşaltılan Selanikli 801 mübadil 150 hayvan, Dramalı 854 mübadil 92 hayvan 10 araba gitmeleri gereken köy yollarının kardan kapalı olması nedeni ile Çınar ağacının etrafına kurdukları çadırlarda kaldılar. Ünye halkı bu insanlara evlerinden yemek taşıdı.

 

Peşinden Samsun'a boşaltılması gereken 1250 kişi de Ünye'ye çıkarılınca tam bir felaket yaşandı. Gelenler, şehir içinde daha önce gidenlerden boş kalan   evleri işgal ederek yerleştiler.. Daha sonra bunların işgal ettikleri yerlere yerleştirilecek asıl kafile gelince birbirlerini öldürmeye kalktılar.

 

Ünye'ye gelen ilk kafileler Orta-Yılmazlar Mahallesindeki giden Rumların boşalttıkları evlere yerleştirildiler. Bunlara uzun yıllar, göçmen veya muhacir denildi. Zaman içinde unutuldular, çoğunlukla kendilerini sakladılar.

 

Gidenler daha çok acı çektiler..Aralık ayında Reşit Paşa Vapurunun  gelenleri boşalttıktan sonra aldığı Rumlar vapura binmek için ellerindeki küçük denkleri ile günlerce  iskelede kar altında beklediler.

 

Bez Bebek

Bunlardan Eleni son akşam çocukları Sofia ile Maria'yı alarak kilise tepesindeki kilisenin bahçesindeki mezarlığa gitti, iki yıl önce bir hastalıktan vefat eden eşi Yorgo'nun mezarı başına geldiler:

-Yorgo, biz yarın gidiyoruz, bizi Yunanistan'a gönderiyorlar, nereye gideceğimiz belli değil, seni burada bırakıyoruz bizi affet, belki bir daha gelemeyiz çocuklarla sana veda etmeye geldik. Yarın vapura binip gideceğiz evimiz her şeyimiz burada kalacak bizi bağışla.

Sofia ve Maria da babalarının mezar taşını öptüler ona veda ettiler.

(Yorgonun mezarı 1956 yılında orada bulunan kilisenin yıkılması ile birlikte mezarlarda kaldırılınca kayboldu. Yerine Ünye Ortaokulunu yaptılar, bu ortaokulun adı bugün Meçhulaşker Ortaokuludur.)

 

Ertesi sabah komşuları ile vedalaşıp evlerini öylece bırakıp kapıyı çekip iskeleye geldiler, birazcık eşyaları ile iskelede vapura binmek için beklemeye başladılar, ağlıyorlardı.

 

Gidecek olanlar iskeleyi doldurmuştu, bir motor geliyor otuz kırk kişi biniyor motor onları uzakta demirli bulunan vapura götürüyor, gelenleri alıp geliyordu. 

Yoğun bir kar yağışı vardı Sofia altı Maria yedi yaşlarında idi, neden gönderildiklerini anlamamışlardı evden çıkardan evlerinin her tarafını sevdiler okşadılar, odalarını düzelttiler kapıyı çekip “Tanrım bizi Koru” diye dua ederek ayrıldılar.

 

Komşuları ağlıyorlardı Mari ve Sofı'nin okul arkadaşları onları kucaklayıp ağlayarak vedalaştılar. Bilinmeyene doğru yola çıkıyorlardı..

 

Maria iskelede Sofia'ya dönerek:

-Sofi, bebeklerimizi de valize koydun değil mi? dedi..

-Koymadım, dedi Mari, onları merdiven altına sakladım, biz dönene kadar evimizi beklesinler diye dedi.

-Biz ne zaman döneceğiz?

 

Oysa bir daha dönemeyeceklerdi. Ağlayarak  bindikleri vapur fener burnunu dönerken Maria elindeki beyaz mendilini salladı .

 “Allahaısmarladık Noi (Ünye) ” dedi..

 

70 yıl sonra.. 1994

Sıcak bir yaz günü limana yanaşan vapurdan inen iki yaşlı kadın yavaş yavaş ortaokul yokuşunu çıktılar, Ortayılmazlar Mahallesinde bir evin önünde durdular, kadınlardan biri:

-Doğru geldiğimizden emin misin Sofi, yukarıda bir kilise olacaktı o yok.. Mezarlıklarımız da yok, babamın mezarı ne oldu acaba?

-Evet eminim, galiba kiliseyi yıkmışlar ama ben sokakları tanıyorum, bazı evler aynen duruyor, şu karşıdaki evi hatırladın mı burada Hatice otururdu biz giderken en çok o ağlamıştı, acaba yaşıyor mu? 

Hatice Nine halen aynı yerde oturuyordu o da onlar gibi seksen yaşının üzerindeydi. Bu bilgileri ve  daha birçok bilgiyi bana  Hatice Nine vermişti..

Mari ve Sofi sonra çocukluk arkadaşları Hatice'yi ziyaret ettiler. Mari'nin bahsettiği kilise 1954 yılında yıkılmış yerine Ortaokul yapılmıştı, mezarlar ise okul yapılırken kaldırılmış düzlenmişti. Babalarının mezarı da bunlar arasındaydı. Ben ortaokula yeni başladığımda kilise yıkılıyordu, buradan bir tek mezar taşı kurtuldu şimdi Ünye Müzesindedir.

 

-Evimiz çok eskimiş Sofi dedi, Mari, acaba bebeklerimiz merdiven altında duruyor mu?

- Bu kapı ayni kapı, tokmağı bile duruyor, zaman hiç geçmemiş gibi, annem de görseydi.

 

Sofi kapıyı çaldı otuz yaşlarında bir kadın açtı, karşısında garip kıyafetleri ile iki yaşlı kadını görünce onların buralardan olmadığını anladı ve sordu

-Buyrun kimi aradınız?

-Biz çocukken bu evde oturmuştuk, giderken merdiven altında bez bebeklerimizi unuttuk onu almaya, hem de evimize bakmaya geldik dedi, bozuk bir Türkçe ile.

 

Evin gelini gelenlerin kim olduklarını anlamıştı ve hemen onları içeri aldı. Sofi ve Mari evi dolaştılar odalarına baktılar ve doğru merdiven altına gittiler bez bebekleri sakladıkları yerde duruyordu aldılar tozunu eli ile sildiler öptüler öptüler.

 

Mari Rumca bir şeyler söyledi ona “Bak ben geldim sana geleceğim bir gün beni bekle demiştim”  anlamında.

Gözlerinde biriken yaşlar yaşamın derin çizgiler oluşturduğu yanaklarından süzülmüştü, evdekiler gördükleri bu tablo karşısında gözyaşlarını tutamadılar.

 

Mari ve Sofi Ünye'de birkaç gün kaldıktan sonra tekrar geldikleri vapurla bez bebeklerini de yanlarına alarak döndüler.

Gittiklerinden iki ay sonra Yunanistan'dan gönderilen bir mektupta şunlar yazıyordu:

 

“Tek arzuları çocukken ayrıldıkları bu şehri ve evlerini görmek bez bebeklerini almaktı Bizden selam olsun Ünye'ye dediler ve

mutlu olarak öldüler.

Torunu, Belenka, Athen-Grec

Hikaye Yazarın “Maria'nın Beyaz Mendili “ adlı kitabından  alınmıştır.)

 

 

Yeniden Yapılacak

Bez Bebek hikayesinin geçtiği ev geçen hafta Ordu Valiliği tarafından yıktırılmıştı. Bu birçok anıyı içinde saklayan evin yıkılmasına üzülmüştük. Ben bu eve defalarca gittim hikayede anlatılan çocukların odasına varana kadar bütün evin fotoğraflarını çektim hatta merdiven altında bebeklerini sakladıkları yerin bile fotoğrafı var. Önceki gün gelen bir haberle sevindik, Buna ait gazete haberi aşağıdadır.

 

Ortayılmazlar’da

Tarihi evr ayağa kaldırılacak

Ortayılmazlar Mahallesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Samsun Kültür Varlıkları’ndan onaylı yıkımı gerçekleşen rölövesi çizilen binaya ilişkin DOKA desteği ile  yeniden yapılarak  Ünye’ye kazandırılacağı öğrenildi.

Yıkılan binayla birlikte bu mevkide on evin daha olduğunu, DOKA’dan destek alarak yapılacak olan evlere ait Muhtar Seyhan İhtiyar, şu açıklamayı yaptı:

“Yıkımı gerçekleştirilen tarihi evin rölövesi çizilmişti. Ama Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Samsun Kültür Varlıkları’ndan onay çıkması gerekiyordu. Bu süreçte de bu ev gittikçe çöktü ve mahallenin sorunlu çocukları binayı kullanılıyorlardı.

Bu doğrultuda Bakanlık ve Samsun Kültür Varlıklarından izinler alındıktan sonra binanın yıkım işlemi gerçekleşti.

Yıkılan evin ilk sahibi Rum doktoruymuş. Tarihi bir binayı yıkmak bizim için zor ama telafisi güzel olacak. Rölövesi çizildiği için yıkılan o tarihi evimiz aynı şekilde yapılacak.

Ünye KENT  GAZETESİ


Bu haber toplam 384 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları