HABER ARAMA
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST 100
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Mart 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


17,00 TL - 18.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Kaynayan Demokrasi ve Devletin Milletin Bekaası (1)

14 Mart 2019 Perşembe Saat: 08:47

Geçmiş günlerden bir gün. Öğle yemeği sonrası,  eczaneden çarşıya doğru, sağlıklı yaşam yürüyüşüne çıkmışım.  Kış güneşinin solgun ışıklarıyla canlanan, çok çok en fazla birkaç saat sürecek öğle sıcaklığının keyfiyle,  dalları göklere uzanan gür çınar ağaçlarının gölgelerinin altında,  Cumhuriyet Meydanı’ndan geçiyorum.  

Etraftaki, bir yandan kulağında  cep telefonuyla konuşurken  iş ayarlamaya,  mesele  halletmeye,  diğer yandan da  hızlı hızlı adımlarla  yapacağı işe yetişmeye çabalayan  iş takipçileri,  öğle yemeği sonrası ağır ağır daireye dönen kravatlı  memurlar,    banklarda dinlenen yaşlılar, ayak üstü durup  sohbet eden insanlar, gurup gurup kafeleri doldurmuş  sömetr tatilindeki gençler, sıkı sıkı giydirdikleri oyun yaşı çocuklarını-torunlarını  öğle güneşi sıcaklığında açık havada gezdirmeye  çıkarmış ana babalar –dedeler- büyük anneler, bebeğe  rüzgar soğuk vurmasın diye üzerini  kapattıkları bebek arabalarını yürüten genç anneler vs. ile  meydan, soğukça  bir kış gününe göre bir hayli  bir insan kalabalığı  ile dolu..

Arkamdan bir ses,   “ Hocam, haber yok mu, haber?” Seslenen,  partiden bir tanıdığım,  bana eliyle ‘aday var mı ?’işareti yapıyor, oradan geçtiğimi görünce aklına gelmiş, bana soruyor.  Yaklaşıyorum, “Aday filan yok” diyorum. “Bu parti de neler oluyor? Bir aday bulamıyorlar mı? ”  “ şimdiye kadar kimse çıkmadı.”diyorum.  “ Ee hocam, böyle giderse biz aday çıkartamayacağız galiba.” “ Herhalde öyle olacak.”

 “Koskoca Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisi bir aday çıkartamıyor mu?” Vatandaş haklı, partide tık yok. “Ne yaparsın,  bizim tarafta kimsede para yok, ne yaparsan yap, ne dersen de, ağzınla kuş tutsan vatandaş zaten oy vermeyecek, adam boşu boşuna çoluk çocuğunun rızkını, üç beş kuruş birikimini ne diye, oy alamayacağı bir seçim için, kazanamayacağı bir belediye başkanlığı için, kendisini hiçe sayan bir topluma hizmet etme fırsatı çıkartmaya çalışmak için feda etsin ki ?”

“Parayla mı oluyor, bu işler?” “ Evet, öyle, bu işler parayla oluyor.”  “ Nasıl olur hocam, idealizm nereye gitti, halka hizmet fedakârlığı nereye kayboldu?”  “  Haklısın, Partide gerçekten halkına milletine bir şeyler yapmak için yola çıkacak, vatansever, çıkar sevmez kaliteli  bir yığın insan   var, amma.. ne diyeyim.”

 “Durum bu kadar ümitsiz mi hocam?” “Eh, öyle de sayılır.” “ Neden, hocam?” Madem sordunuz, size geçmiş yıllardan, benim gençlik yıllarımın tanınmış gazetecilerinden rahmetli Örsan Öymen’den bir küçük hikaye anlatayım. Rahmetli CHP-Bülent Ecevit’in ve AP- Süleyman Demirel’lerin fırtına oldukları yıllar. Yine bir seçim zamanı,    Ege’nin büyükçe illerinden birinde, Ecevit’in bir mitingi var. Devrin belli başlı büyük gazetelerinden  birer ikişer ağır top siyaset yazarı da orada. Mitingin yapılacağı kentin ana meydanına nazır büyükçe bir  otele postu sermişler, gündüzleri haber-siyaset vatandaştan, akşamları   yemek-içmek gazeteden herkes orada kalmakta. Akşamların geç saatlerinde gazetelere fakslar işlemekte.

Elbette ki herkes, haberleri, kendi felsefesine ve sahibinin sesine göre işlemekte. Mesela, haber yaratmak için çevre kasabaları dolaşıyorsun, gir bir açık hava kaavehanesine,  “ Dayı, nasılsın,  iyimisin, işler nasıl?”  ile selama-söze giriyorsun. Diyelim ki,    orada tarım ürünü olarak tütün yetiştirilmekte, vur vatandaşla sohbetin gözüne. “Dayı, hükümet tütüne ne fiyat verdi?”  Cevaplar siyasete göredir. Kimi surat eder, ağzını burnun büker, kafadan bir atış yapar, “Hükümetin verdiği fiyat az, masrafını çıkarmaz.” Der. Kimi de “Lan, senin malına o para, neyine yetmiyo.” der.  Tabii ki yan masalardan da, hemen mevzuya atlayanlar olmaktadır. Fiyat miyat derken, herkesin bir yığın başka başka derdi de var, hazır ayağına gelmiş bedava avukat, pardon gazeteci bulmuş, ilgili ilgisiz onu da anlatmakta.

Akşama faksı döşeniyorsun. İktidar taraftarı bir gazeteciysen, “ Vatandaş, fiyattan çok memnun..amma, bir şikayeti var, alımlar çok yavaş..filan., esnaf işinde gücünde, huzur içinde …   falan” diyorsun, eğer muhalefet kanadından bir gazete elemanıysan, doğrudan kamayı sallıyorsun. “ Çiftçi  fiyatlardan  mağdur..filan, esnaf kan ağlıyor .. falan”  gibi haberler geçiyorsun. Haber tamam. Sonrası, yemekten sonra, muhalefetten bir gazeteciysen, otelin üst katındaki  ufak barda, ufak  ufak rakıya takılmaca, muhafazakar- iktidardan bir gazete elemanıysan mecburen arkadaşlarla  parka, hava almaya filan çıkılmaca. Sonrası, geç saatlerde yatmaca.  “Esme ey badı saba,  esme, canan uykuda.” Öğleye doğru uyanmaca.

Otelin yan tarafında, yine aynen meydana nazır, genişçe bir kahvehane de var. Gazeteciler  boş oldukları zamanlarda,  ki  genelde boşlar, orada takılıyorlar. Kahvehane yol geçen hanı. Giren çıkan belli değil. Zaten küçük yerde  selam, sabah herkes birbirini tanıyor, hal-hatır kimi sohbet, kimi muhabbet, ona buna takılma, onu bunu kızdırma, bolca siyasi laf çakmalar..   filan,  seçim öncesinin malüm halleri.

“Lan Aamed, nassın, eyimisin?” “ Sağol abi” “ Nası  bascan lan, karaoğlan’ın ( Ecevit) böğrüne möhrü.” “Bascam abi.” Ahmet, kahvenin  müdavimi,  garibanı, bir köşede çömelir, oturur, bekler, çay verirler, içer, ekmek, nevale verirler yer,  laf atarlar, takılırlar,  hepsine ‘eyvallah’ der.  Herkesin seçimi, onun geçimi.

“Yumurtalar da gelmedi!”Ahmed’in bir yumurta beklentisi vardır. Arada tekrarlar. “ Lan Ahmed, yumurtalar daha gelmedi mi?” “Gelmedi abi!”Boynunu büker.

Neyse, miting olur, gazeteciler ordan ayrılırlar.  Seçim sonrası bir gün Örsan Öymen’in yolu, yine oraya düşer, aynı kahve, aynı köşede Ahmet.       “Karaoğlan’ın böğrüne möhürü bastın mı, Ahmet?”  “Yok abi, kırat’ın böğrüne bastım.” Demek ki, yumurtalar ordan gelmiş. Adam bu kadar söylemiş. “ Bi ihtiyacın var mı?” diye, sorun, di mi?  ( Devamı var )


Bu haber toplam 71 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları