HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Nisan 2021 Çarşamba
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Kaynayan Demokrasi ve Devletin Milletin Bekaası (3) (Devam)

16 Mart 2019 Cumartesi Saat: 08:23

          Gündeme  biraz daha girelim. Bunun adı seçim, yani geniş halk   kesimlerinden kişilerin kendi takdirleri önemli.  Bir yanda, yaptıkları, yapamadıkları, eksik bıraktıkları  her neyse başarı ve başarısızlıklarıyla,  hükümette oturmuş ve devlette kökleşmiş yılların  bir iktidar gurubu, diğer yanda sürekli muhalefet bıkkınlığından kurtulup atılım yapmaya çalışan bir muhalefet gurubu arasında ki  çekişmede, doğal olarak, ibre koltukta oturandan yana ve sıradan vatandaşta biliyor ki, bu pozisyon seçimden sonra da başkan aynı başkan, reis aynı reis, elbette ki bunu göz önünde  bulundurmak zorunda. Mühür kimde ise, Süleyman odur.

                Allah var yukarda, bu iktidar zamanında  tüm ülke kentlerinde büyük bir yatay-dikey kentleşme yaşandı. Şehirler, eskiye göre çok  gelişti. Bunda hükümetin izlediği  alt yapı ağırlıklı  inşaat sektörü ile   kentlerin yoksul kesimlerine yapılan güçlü sosyal yardım  politikalarının büyük payı var. Geniş kitleler, kentleşmenin getirdiği lüks-konfor-rahatlık  imkanlarından her zamankinden daha fazla  istifade etmekte ve daha da iyisinin  beklentisinde. Elbette, şu anda, büyük şehirlerden başlayan inşaat sektöründeki,  büyük kitleleri ve  diğer sektörleri de etkileyen kriz, muhtemelen  bir süre sonra atlatılacak ve işler bir şekilde yeniden  açılacak.

         Ama, yine de, iktidar gurubu kendisini zamanında iktidara taşımış,  yıllardır  AKP’li belediye başkanlarınca yönetilen İstanbul   ile Ankara’dan  endişeli, doğal olarak ta yıllardır  CHP’li olan İzmir’den çok büyük bir beklenti içerisinde değil. Her seçimde bol bol fikir-tahmin yürüten seçim kuşlarının vıcıltılarına göre, Ankara’da  muhalefet gurubu kesin denmekte. Olabilir. Ama, ben İstanbul’dan pek te emin değilim. Gelen istihbaratlar  ve yılların tecrübesi öyle düşündürüyor. AKP’nin İstanbul’da çok güçlü bir tabanı var. Günümüzde CHP’nin kalesi temsil edilen İzmir,  aday seçimi sırasında yaratılan parti içindeki  gereksiz karışıklık  olmasa, daha güzel garanti edilebilirdi. Samsun, Eskişehir, Konya vb. gibi ikinci derecede kentler ve daha küçükler için fazla  bir şey diyemem.   

              Eskiden beri, genellikle, çok az  seçim öncesi anketi-tahmini doğru çıkar ve zaman zaman,  siyasetin çok eski kurtları dahi yanılır. Top yuvarlaktır, seçim sandığı  dört köşelidir. Seçmen denilen  muhteremin gönlünde, hangi köşede köşk kurmak vardır, bilinmez.      

              Eskiler, eski particiler  takım tutar gibi  tuttukları partiden pek öyle kolay kolay  vaz geçmezler, amma, yeniler, hangi görüşten ailenin çocukları olurlarsa olsunlar,  uzun yıllardan beri yeni binyıl-yeni yaşam-yeni teknoloji-yeni düşünceler ve yeni beklentiler ile yaşamaktalar. Oluşmakta olan yeni karışımın yansımasını da sandıklarda görürüz.

            Üstelik, her yıl seçmen sayısına bir milyon genç katılmakta ve bunların büyük çoğunluğu lise-  üniversite mezunu olarak tam hayata atılacağı yaşta, işsizlik patinajına düşmekte. Ülkede bazı yerler-kesimler-şeyler eskiye göre daha iyi, daha farklı hale gelmiş olabilir, ancak, hangi yerden-kesimden olursa olsun,  yirmi, yirmi beş, otuzlu  yaşlarına gelmiş, lise-yüksek okul- üniversiteyi  bitirmiş, gönlünde ki binbir arzuyla tam hayata atılacak olan erkek-kız genç bir insanın bu hale düştüğünde, içinde doğan ruhsal yıkımı  da  düşünmek lazım.       

            Vilayet merkezimiz Ordu’ya ve  güzel-şirin ilçemiz Ünye’ye gelince, Ordu merkez, eskiden beri CHP’li idi, Büyükşehir   konusu ile AKP’ye kaptırdı. Ünye ise, zaten, yıllardan beri merkez ve merkez- muhafazakar partiler tarafından yönetilmekte.   

           “Bu gün ne olur?” derseniz. Önce adayları anlatalım. Cumhur İttifakı, AKP eski bakanlarından   Mehmet Hilmi Güler’i öne sürmüş durumda. Millet İttifakı’nın adayı ise  şu anda  CHP’ den milletvekili de  olan Dr. Mustafa Adıgüzel.   Konuyu, daha önceki seçimlerden, referandumlardan filan aklımda kaldığı ve bu işin erbabı kişilerce de tasdiklenen rakamlarla  ifade edersek; Ordu genelinin yaklaşık 500 bin civarında bir seçmen sayısına sahip olduğu, bunun 450 bin kadarının oy kullandığı, oyların ve milletvekillerinin de AKP: 230 bin oy ve 3 milletvekili, CHP: 150 bin oy ve 2 milletvekili, MHP’nin de 75-80 bin oy ve 1 milletvekili çıkarmış olduğu hesabı üzerinden gidersek ve o günkü MHP oylarını da İyi Parti  ile 40 binerlik olarak  bölüştürürsek, Cumhur  İttifakı ; 230+40 = 270 bin, Millet İttifakı ; 150+40= 190 bin. Fark 80 bin. Cumhur önde. Tabii ki, bu seçimde  Saadet Partisi’nin sürpriz Ordu Büyükşehir Belediye Başkan adayı eski AKP’ li  Bakan İdris Naim Şahin faktörü, önemli bir kırılma noktası olacak. Yine işin erbabına göre,  Saadet’e her kesimden  % 25-30 oy kayma ihtimali var.

            Seçim çalışması, adaylar vilayet te- ilçelerde  esnaf esnaf, köy köy, mahalle mahalle   gezmedeler. Ünye küçük yer. Adaylığının daha ilk gününden  AKP-MHP ittifak  adayı Hüseyin Tavlı ile rastlaştık. Bir yerlerden bir zamanlardan  birlikteliğimiz, tanışıklığmız var. El sıkışmalar, hayırlı olsunlar. CHP-İP ittifak  adayı  Berkay Torunoğlu ile de öyle. Ona da “Hayırlı olsun.” Saadet Partili adayımız Veysel İlhan ile rastlaşmamızda uzak değildir.  Elbette ki, Ordu Büyük Şehir  adayları   Cumhur’dan   Hilmi Güler, Millet’ten Dr. Mustafa Adgüzel, Saadet’ten İdris Naim Şahin’de  Ünye’yi  ihmal etmiyorlar, halkın gölünü almaya çalışıyorlar.

             Tabii ki, adaylarla beraber  Belediye Meclisleri’de seçilecek. Özellikle, Sayın Cumhurbaşkanımızın  gösterdiği  yakınlık ve sağladığı birçok imkanlar dolayısıyla, muhtarlıklar da çok revaçta. Her mahallede,  çok sayıda muhtar adayı yarışmakta.

             İki önemli konu  daha vardır ki, onları da  kesinlikle gözden uzak tutmamak gerekir. Biri, ülkenin birikmiş Borçları olup, seçimden sonrada aynen devam edecek olan şimdiki sistem ile, sonunda,  mutlaka bizim fedakarlıklarımızla ödenecektir.  Diğeri, Devletin ve Milletin Bekaası-varlığı-sürekliliğidir  ki, bu  hepsinden önemli olup, mazisinde çok sıkıntı çekmiş, Osmanlı’nın  yıkılışındaki acı ve ızdırapları ve Cumhuriyetin Kuruluş Mücadelesi sırasında yaşanan zorluk ve fedakarlıkları hiçbir zaman unutmamış,   emsalsiz kan ve can vermiş, dünyanın en belalı coğrafyasında yaşayan,  içte ve dışta sürekli operasyon yapmaya mecbur olup, üstelik bir kısım askeri de yurt dışında konuşlanmış bir ülkede, ayırımsız   tüm partilerin, bu konu üzerinde,   çok büyük bir  hassasiyetle       durmaları gerekmektedir.

          Sevdiğim bir fıkra ile yazımıza son verelim. Çadırı Kaptıranlar; İşyerlerindeki yoğun tempolardan ve  kentlerindeki   beton ortamlardan filan  bunalan iki kafadar arkadaş, Ali  ile Veli,    şöyle  kentten uzak  bir arazide birkaç günlüğüne  kamp yapmaya çıkmışlardır. Çadırlarını kurmuş, kafalarını dinlemekte, kendilerince kentin hayhuyundan, kent yaşamının  iyi taraflarının yanında,  sıkıntılı taraflarından da bir parça kurtulmuş olmanın mutluluğunu yaşamaktadırlar.  Ali ile Veli,  çok iyi  anlaşan iki arkadaş olsalar da, mizaçları biraz farklıdır.  Ali,  çok duygusal  ve  hayalperest, Veli ise, daha gerçekçi ve uyanıktır.

            Bir gece yarısı Veli, Ali’yi telaşla uyandırır. “ Yukarıya  bak  ne görüyorsun?” der. Ali, başını kaldırır. “Gökyüzünde milyonlarca yıldız görüyorum.”  “Başka?”  “Astronomik açıdan, milyonlarca galaksi ve muhtemelen milyarlarca gezegen   görüyorum.  Olaya astrolojik  olarak  bakarsak,  Satürn’ün Aslan Burcuna girdiğini görüyorum. Bak iyi aklıma geldi, haftaya karımın doğum günü var, o zamana kadar döneriz herhalde. Zamansal açıdan,  saat üçü çeyrek  geçmekte. Gecenin ortasında beni neden uyandırdıysan, bu saate uykum kaçtı, ben şimdi yeniden nasıl uykuya dalacağım. Meteorolojik olarak, yarın hava açık  ve güneşli  olacak, yağmur filan yok. Uzun bir gezinti yapabiliriz. Bak şu Allah’ın işine.  Ne kadar büyük bir evrende ne kadar küçük bir varlık olduğumu düşünüyorum.  Benden bu kadar, sen ne görüyorsun?” Veli,  yine, parmağıyla yukarıyı işaret eder.  “Üstümüzde çadır yok.” 

        Kısacası ;  Başının üzerinde bir  çadırın bile yokken,  mutluluk hülyaları görmenin,  pek bir  yararı da- anlamı da olmuyor.  Halimiz malüm. Seçimlerden çok bir şey  beklememek lazım.  Her ne kısmet olacaksa, hayırlısıyla, memlekete-devlete-millete  faydalı olacak  tarafıyla  olsun. Allah, devlete-millete zeval, yani zavallılık, çaresizlik vermesin, ağzımızın tadını bozmasın.    

          Saygılarımla. 


Bu haber toplam 876 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları