HABER ARAMA
  • DOLAR6,0576
  • EURO6,7672
  • ALTIN248,3436
  • BIST 10085.310
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Mayıs 2019 Çarşamba
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

Bilemez İnsan…

15 Nisan 2019 Pazartesi Saat: 08:54

Bana psikolojik destek için başvuranların içinde çocuğu için gelenler çoktur. Gelen her anne babanın farklı sorunları vardır çocuklarıyla ilgili. Kimi çocuğunun olumsuz davranışlarını sorar, kimi çocuğunu içe kapanık gördüğünü haliyle özgüven eksikliği olup olmadığını sorar. Kimi çocuğunun sorumluluklarını yerine getiremediğinden müştekidir, kimi yeme içme problemlerinden bahseder. Bilmem ki saymakla biter mi, daha bir sürü şey sorar anne babalar. Ve hepsi de kalıcı, etkili çözümler beklerler.

Bütün bunlarda ne var, diyebilirsiniz. Ama neyin sorun olup olmadığı görecelidir dolayısıyla kişiden kişiye değişir. Yadırgamaya, yargılamaya gelmez.

Benim içinse durum biraz daha farklı. Kim olursa olsun, sorun olarak ne dile getiriyorsa getirsin “bu bir sorundur” deniliyorsa, evet bu bir sorundur. Ve her sorun gibi çözülmeyi bekler. Fakat benim için esas ilgi çekici olan danışma sürecinde neyin ya da nelerin sorun olduğu değildir. Zira insanın sorunları izafi olsalar da benzerlik arz ederler. Elbette içeriği ve şiddeti değişebilir. Esas mesele insanların sorunlar karşısında aldıkları tavırdır. Sorunu algılama, anlama ve kavrama biçimleridir. Sonra onu ortaya koyuş biçimleri ve sorun karşısındaki eylem halleridir.

Benim için ilgi çekici nokta budur çünkü; bilgiye çok kolay ulaşılan bir dönemde yaşıyoruz. Koskoca dünyayı el kadar telefona sığdırdılar. Arama motoruna değil sorununuzu, herhangi bir kelimenin tamamını yazmanıza bile gerek kalmıyor. Siz daha bir iki harfi yazar yazmaz gerisi tamamlanıyor. İlgili ilgisiz fark etmiyor, az çok ilgili ne varsa sayfalarca önünüze dökülüyor. Video kanallarında onlarca uzmanı, akademisyeni dinleyebiliyorsunuz. Yine onlarca uzmanla bir şekilde iletişime geçebiliyorsunuz. Televizyonlar zaten böyle. Hemen her kanalda her an bir uzmanla karşılaşmanız mümkün. Gazeteleri, dergileri, kitapları saymıyorum bile. Malum matbu bilgi gözden düşeli çok oluyor. O halde sorun ne? Bunca bilginin içinde neden insanlar hala ne yapacaklarını bilmiyorlar? Bu kadar imkân ve bu kadar bilgi neden insanların sorunlarını çözmüyor? Gerçekten “sorun” ne?

 Önemsediğim nokta burası. Bilgi çok. Hatta bilgisiz insan deseniz, yok. Ama bu kadar imkânın ve bilginin içinde aklımız karışmış haldeyiz. Peki neden?

Bu sorunun cevabı kolay olmasa gerek. Bilgiyi mesele edinen her bilim, mesela bilgi felsefesi ve bilgi sosyolojisi bu işin çok kolay olmadığını bize hatırlatır durur. Elbette danışma sürecinde bütün bunlara girmeye imkânım yoktur. O yüzden küçük bir durum tespiti yapar ve şunu derim; çocuğunuz için öğrendiğiniz hemen her şeyde bir doğruluk payı var. Hemen hepsinin bilgi olarak kıymeti de var. Siz kendiniz dolayısıyla çocuğunuz için en doğru, en uygulanabilir bilgiyi seçmek ve uygulamak durumundasınız diyorum. Diyorum ve çoğu zaman şu muhteşem cevabı alıyorum; “peki biz, hangi bilginin bize uygun olduğunu nasıl anlayacağız.”  Bir an duruyorum ve bunun bir soru olduğunu anlıyorum. Sonra nefesimi topluyorum ve kendimce başlıyorum anlatmaya; efendim, hayat bütündür ve ….  


Bu haber toplam 286 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları